Avrupa Futbol Şampiyonası Yarı Final Karşılaşması
21:45 St. Jakob Park
2 - 3
  • 1
    isviçre'nin basel kentindeki st. jakob park stadında oynanan euro 2008 yarı final maçı. sakatlıklarla boğuşan türkiye kadroda kalan 11 sağlam oyuncusuyla maça çıkmış, buna rağmen 22. dakikada uğur boral'ın golüyle öne geçmeyi başarmıştı. 26. dakikada almanya maçtaki ilk ciddi atağını geliştirmiş ve schweinsteiger ile eşitliği yakalamıştı. kalan dakikalarda fazla bir tempoya sahne olmayan maç 79'da miroslav klose'ın golüyle hareketlenmiş, turnuva boyunca yaşanan tecrübeler sayesinde "şimdi bir gol atıcaz ama nasıl" düşünceleri arasında maç izlenmeye başlanmıştır. nitekim 86. dakikada türk ve dünya futbolunun tarihi anlarından biri yaşanmış, sabri philip lahm'a çalım attıktan sonra * * çizgiye inmiş, çıkardığı topu son dakikaların golcüsü genç semih şentürk iğne deliğinden geçirerek beraberliği sağlamıştı. sabri'den yediği çalıma içerlenen lahm uzatma dakikalarında defansımızın da acemice hatasından faydalanarak attığı golle intikamını almış, son dakika golleriyle sürdürdüğümüz euro 2008 rüyası yine bir son dakika golü ile sonlanmıştı.
  • 7
    son dakikada yine de pozisyon bulduğumuz karşılaşmaydı. son dakikalarda yakın bir pozisyonda frikik kazanmıştık yanlış hatırlamıyorsam, birkaç dakika önce giren tümer kullanmıştı, ısınmamış hali ile. topun üstünden atlayan ise 90 dakikadır oyunda olan hamit'ti hey gidi hey.

    lan bu arada şeyi hatırladım isviçre maçımızı. orda da skor 4-2 iken son dakikada tümer frikik kaçırmıştı.

    tümer; allah belanı versin.
  • 9
    zaten sakatlıklardan dolayı beli doğrulmayan milli takımımızbir de üstüne emre aşık, tuncay şanlı, arda turan ve volkan demirel kart cezalısı olduklarından maça eksik başladık. maça iyi başladık baskılı oynayan bizdik hatta ilk golü de biz bulduk ama 3-4 dakika sonra cevap verdiler. dakika 80 lere geldiğinde rüştü reçber in geleneksel topu yumrukla uzaklaştırımaya çalışıp ıska geçme şenlikleri nedeniyle almanlar 2-1 öne geçti. ama panik yapmadan baskı kurmaya devam ettik ve 5 dakika sonra durumu beraberliğe getirdik. turnuva boyunca attığımız son dakika golleri yüzümüzü güldürürken bu sefer papaz pilavı yemedi bize yedirdi ve son dakika da yediğimiz gol nedeniyle tüm umutlarımızı alıp gitti.

    http://video.eksenim.mynet.com/...haziran_2008/153406/
    http://img227.imageshack.us/...o2008chanpionag1.jpg

    (bkz: tarihte bugün)
  • 11
    almanların iyi takımı türklerin yüreği var
    almanya ile türkiye bugün euro 2008'in yarı finalinde karşılaşıyor. ülkem almanya'nın güçlü bir kadrosu, ikinci vatanım türkiye'nin ise yürekli futbolcuları var. türk milli takımı yarı finale herkesi şaşırtarak geldi. servet ve arda'nın yokluğu ay-yıldızlıları çok zorlayacak olsa da fatih terim, motivasyon silahını iyi kullanacaktır. türkiye, rusya'yı örnek alıp agresif futbol oynarsa finali görebilir.

    avrupa şampiyonası yarı finalinde karşılaşacak olan türkiye ile almanya'yı tek tek futbolcu olarak değerlendirmeden önce bir gerçeğin altını çizmeliyiz. bu turnuvada kim rusya'nın hollanda'yı saf dışı bırakacağını söyleyebilirdi? en büyük favori hollanda rakibi rusya karşısında nefes alamadı ve turnuvaya veda etti. bu olayı görerek türk futbolcuların almanya karşısında agresif futbol oynamaları gerekir. türkler; isviçre, çek ve hırvat maçlarında ne kadar yürekli olduğunu gösterdi zaten.

    tek tek futbolcuların kapasitelerine bakarak bir değerlendirme yapılır ve buna göre hareket edilirse o zaman maçlar başlamadan skor belli olur. almanların iyi takımı var, türkiye ise 'çok sayıda eksikle sahaya çıkacak' düşüncesinden kurtulmalıyız.

    bana göre şu anki türk milli takımı'nda yeri doldurulamayacak tek isim servet. arda'nın da büyük kayıp olduğunu dile getirmeliyim. türkiye'nin kadro yapısına bakıp ayhan'ın ilk 11'de sahaya çıkmasını bekleyebiliriz. ayhan hiç oynamaz ise benim için büyük sürpriz olur. isterseniz şimdi kadroları bir masaya yatıralım:

    rüştü reçber-lehmann:

    şampiyonanın belki de en iyi kaleci düellosu rüştü ile lehmann arasında olacak. her ikisi de tecrübeli. ancak her ikisi de takımlarında uzun süre yedek kaldılar. rüştü'nün bir demecini okudum. uzun süre oynamadığı için maç eksiği bulunduğunu, çok iyi bir form tutmasının zor olabileceğini söylüyordu. rüştü'nün bu itirafı ona olan saygıyı artıracak derecede güzel. ama üzülmesin lehmann da arsenal'da uzun süre yedek kaldı. ben kalecileri; topa hakimiyetleri, oyunu okumaları ve kurtarışları ile berabere görüyorum. lehmann, rüştü'nün önünde değil demek istiyorum.

    hakan balta-lahm:

    fizikleri farklı iki savunma oyuncusu. almanya defansında bayern münih'li lahm'ın hakan balta'ya göre en önemli artısı hücuma daha fazla katkı yapıyor olması. gol için çok ileri gidiyor, orta yapıyor. lahm'ın topla hareket halindeykenki sürati de önlem alınması gereken bir özelliği. bunu özellikle bu maçta hakan'dan da beklemeliyiz. hakan'ın da alman rakibine göre kafa toplarındaki durumu daha iyi. portekiz maçında lahm, almanların tehlikeli olmasında büyük rol oynadı. hakan da bu maçta kendi üzerine gelecek rakiplerini beklememeli.

    uğur boral-metzelder:

    türkiye'deki antrenörlüğüm döneminde en beğendiğim futbolculardan biri fenerbahçeli uğur idi. özellikle şampiyonlar ligi'ndeki birkaç maçını unutamıyorum. uğur, almanya maçının unutulmazlarından biri olabilir. türkiye'nin oyunu almanya yarı sahasına yıkmasında anahtar rol oynayabilir. defansta eksiklerin olduğu bir dönemde tarihî bir fırsat yakaladı. kendisinden bir patlama bekliyorum. metzelder, real madrid'de uzun süre yedekte kalmasına rağmen burada kendini buldu. defansta daha önceden tanıştığı arkadaşları ile uyumlu idi. tecrübesi ile uğur'un bir adım daha önünde.

    gökhan zan-mertesacker:

    beşiktaşlı gökhan'ın fiziği önemli avantajlarından. kafa toplarında da başarılı olduğu maçlar var. servet'in oynayamadığı bir defansta özellikle hava toplarında kendisine çok iş düşecek. bundan önceki maçlarda oynamış olması tecrübesini artırdı. werder bremen'li mertesacker'in gökhan'a karşı avantajı, yanındaki friedrich ve metzelder ile uzun süredir yan yana oynaması. alman defansındaki dörtlü blok klinsmann-löw sisteminin en önemli unsuru oldu. faul yapmadan oynamaları ile de dikkat çekiyorlar. friedrich-mertesacker-metzelder-lahm dörtlüsü gözleri yumuk oynayabilecek duruma geldiler. mertesacker, gökhan'dan bir adım önde.

    sabri sarıoğlu-friedrich:

    galatasaray'dan öğrencim olan sabri'nin en büyük avantajı sürati ve yüreği. ancak ileri çıktığında pas isabet oranı düşüyor. buna karşılık hertha berlin defansındaki friedrich, almanya'nın bu turnuvadaki bütün maçlarında diğer üç arkadaşı ve kalecisi lehmann ile birlikte oynuyor. önünde schweinsteiger gibi bir ismin olması nedeniyle belki fazla hücuma çıkmasına gerek de kalmıyor. sabri'nin sürati ile elde ettiği avantajına, friedrich ikili mücadele ve soğukkanlı oluşu ile cevap veriyor.

    semih şentürk-podolski:

    fenerbahçe'den sonra türk milli takımı için de hayati goller attı semih. isviçre ve hırvatistan maçlarını çeviren adam. almanya karşısında bu durumunun devam etmesini gönülden istiyorum. son vuruşlardaki ustalığı yanında kafa topları da çok iyi. turnuvanın en iyi isimlerinden biri polonya asıllı podolski. köln'den sonra geldiği bayern münih'te uzun süre yedek kaldı. takımıyla hâlâ problemleri var. ancak avrupa şampiyonası'nın kendisi için önemli bir pazar olduğunun farkında. ne kadar tehlikeli bir golcü olduğunu futbolu izleyen herkes biliyor. 2006 da düşünülerek burada podolski, semih'e göre biraz önde.

    kazım kazım-klose:

    isviçre maçına sonradan giren kazım kazım olumlu hareketler yaptı. topa hakimiyeti iyiydi. fiziği güçlü. ancak hırvatistan maçındaki halini beğenmedim. kazım gibi genç futbolcular böyle maçların kendileri için tarihî dönüm noktası olacağını bilmeliler. klose, son yıllarda almanya'nın en önemli golcülerinden. bu turnuvaya tutuk başladı. portekiz maçında gol atması üzerindeki baskıyı azalttı. türkiye maçında da almanya'nın en tehlikeli gol ayaklarından biri olacak. mutlaka özel önlem alınmalı.

    hamit altıntop-frings:

    türk milli takımı'nda şu ana kadarki en başarılı isimlerden biri hamit altıntop. bayern münih'te formayı hak ederek rakiplerinin elinden aldığını, türkiye maçlarında daha iyi anlıyoruz. hamit'in hücuma dönük yönü, almanya maçında türkiye'nin çok işine yarayacak. bir de alman futbolunu bilmesi 25 yaşındaki futbolcunun büyük avantajı. son bilgilere göre türkiye'ye karşı hitzlsperger'in yerine werder bremenli frings oynayacak. frings, 2006 dünya kupası'nda da çok iyi işler yaptı. türkiye maçıyla 75. defa almanya milli takım forması giyecek. isabetli pasları var. hücum özellikleri çok yüksek. ikili mücadelelerde çok iyi. frings'in artılarını dengeleyecek kadar iyi bir isim hamit. burada hamit bir adım önde cümlesi yanlış olmaz.

    mehmet topal-rolfes:

    türk futbolunun son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri mehmet topal. iki ayağını da aynı ustalıkta kullanabilen eski futbolcuma buradan tavsiyem; bu maçta mümkün olduğu kadar takımını hücuma yönlendirmesi. türkiye ancak mehmet topal ve aurelio'nun oluşturacağı pozisyonlar ile oyunu almanya yarı sahasına yıkabilir. ki bu durum maçın kaderini etkileyecektir. bir de fırsat bulduğunda alman kalesine şut çekmesini mehmet'ten istemek hakkımız. leverkusen'li rolfes henüz 11. milli maçına çıkacak olmasına rağmen almanya'nın yeni yıldız adaylarından. grup maçları ve daha sonrasındaki mücadelelerde formayı başkalarına vermedi. mehmet topal ile rolfes'in durumu frings ile hamit'in durumu gibi. ikisi de aynı güçte.

    gökdeniz karadeniz-ballack:

    gökdeniz, trabzonspor'dan rubin kazan'a gitti ve orada iyi işler yaptı. uzun olmayan boyuna rağmen top tekniği ve sürati önemli artısı. bir de mücadeleci bir futbolcu. almanya'nın kaptanı ballack'a göre artıları belki daha az. ancak 2008 elemelerinde yunanistan'a attığı gol hafızalarımızda. gününde bir gökdeniz, almanya orta sahası ve defansını bunaltacaktır. ballack, geride kalan bütün maçlarda aynı oranda olmasa da başarılı bir isim. ballack, önce klinsmann ardından löw'ün ekibinde takımın beyni durumunda. türkiye orta sahası onun hareket alanını mutlaka kısıtlamalı.

    mehmet aurelio-schweinsteiger:

    mehmet aurelio da türkiye'de en beğendiğim isimlerden. hatırlıyorum, bir sezonda zaman gazetesi'nin yılın sporcuları ödül töreninde ona yılın futbolcusu ödülü vermiştim. bir yabancı futbolcu olarak türkiye'de yılın futbolcusu olmayı hak eden işler yaptı. fenerbahçe'nin son yıllardaki başarısında büyük emeği var. ayaklarındaki ustalığı kadar kafa toplarında da iyi olduğunu biliyorum. mehmet'le maç öncesi görüşme imkanım olsa, şunu tasviye ederdim: ikili mücadeleleri kazanmak bu maçta yetmeyecek, ileri git. oyunu rakip ceza alanına yık. bunu ancak sen ve mehmet topal yapabilir. bu ikili bunu gerçekleştiremediğinde almanlar türkiye yarı sahasını daha fazla kullanmaya başlar. schweinsteiger, bayern münih'te zaman zaman yedek kaldı. bu durum onu hırslandırmış. 2006'daki üçüncülük maçında portekiz'e 3 gol birden attığını unutmayalım. mutlaka durdurulması gereken, gole çok yatkın bir orta saha futbolcusu. özellikle serbest atışlarda schweinsteiger'e dikkat edilmeli. hücuma dönük yönüyle mehmet'e karşı bir adım önde.

    karl heinz feldkamp 25 haziran 2008, çarşamba/zaman
  • 14
    kim bilir, belki volkan çek maçında kırmızı'yı görmeseydi, belkı finale kalacağımız maç olurdu.

    maç esnasında görüntü gittiği için klose'nin golünü hiç göremediğim, semih'in golünü ise kale arkası kamerasından izleyebildiğim, fakat ''ulan bu tekrar mı? sayılmayan gol mü acaba?'' düşüncelerim yüzünden doyasıya sevinemediğim ve sonunda lahm'ın golüyle bildiğin çöktüğüm maçtır.

    rüştü'ye klose'nin golünde gezmeye çıkması ve kazım'a 90+3'te kayıp sakatlanmış rolü oynayıp mağlubiyet golünü yedirmesinden dolayı gıcıklığımın sürdüğü maçtır ayrıca.

    (bkz: tarihte bugün)
  • 17
    sabri sarıoğlunun sağ korner direğinin 2 metre kadar solundan taç çizgisine yakın philpp lahm'a attığı çalımın ardından ortası ve semih'in kusursuz dokunuşuyla gelen " 2-2 " ulan acaba ?? dedirtmişti ki, rüya sadece 8 dakika sürdü..

    rüştü'nün klasik boşa çıkışlarından birini yaptığı maçlardan bir tanesidir,bir diğeri için

    (bkz: 20 haziran 2008 türkiye hırvatistan maçı)
    (bkz: tarihte bugün)
  • 18
    öğrencilik zamanlarının en güzel günlerine denk gelen maç. öğrenciyiz ve amelelik yapmaya amerikaya gitmiş 3 arkadaşız. türkiye son dakkalarda epik galibiyetler alırken elimizde türk bayraklarıyla amerikada turlar atıyoruz. futbolla ilgili olanlar sürekli etrafımızda ve sürekli bizi tebrik ediyorlar. gurur doluyuz. yaptığımız şeylerle bir anda o küçük amerika şehrinin(ocean city,md) tanınmış simalarından biri haline geliyoruz.

    bu maç gündüz saatinde, patrondan zorla izni almışız ve internet cafeye maçı izlemeye gitmişiz. bizi gören bir kaç rus, bir ürdünlü ve bir kaç amerikalı hemen yanımıza geliyorlar. ruslarla finalde karşılaşırız muhabbeti yapıyoruz. herkes türkiyeyi destekliyor. maç espn'de yayınlanıyor. bu arada bakmayın amerikada olduğumuza, ingilizce anlamıyoruz. çat pat derdimizi anlatma aşamasındayız. espn'deki sunucu sürekli espriler kahkahalar falan modunda ama biz tırnaklarımızı yiyoruz. maç başlıyor. gol atıyoruz gol yiyoruz derken 2.yarının başında görüntü gidiyor. amerikalılar ve ruslar gidiyor. ne oluyor lan falan derken görüntü geliyor, golü yemişiz. görüntü tekrar gidiyor. espn'e sövüyoruz bir sürü. adamlar hata var görüntü gelmiyor falan diyorlar.(bunu da bize ürdünlü söylüyor çünkü tvden anlayamıyoruz.) ürdünlü radyoyu açalım internetten diyor. çocuğu oturtturuyoruz bilgisayar başına aç dinle diyoruz. bişey olursa söyle bize. biz de sigara üstüne sigara içiyoruz. çocuk içerden bağırmaya başlıyor gol diye geliyoruz yanına. turkey goall turkey turkey diye bağırıyor. ortalığı birbirine katıyoruz. aradan 3-4 dakka geçiyor çocuk yine goal goal diyor ama emin değil anlamamış kimin attığını. sonra bir anda turkey turkey diye bağırmayar başlıyor. çıldırıyoruz çocuğu havaya fırlatıyoruz falan. sonra bitti mi diye soruyoruz yanlış anlamışım diyor almanya atmış.

    dünyanın başımıza yıkıldığı an...
  • 21
    rüştü reçber'in niye "büyük kaleci" olamadığını ispatlayan maç.

    anasını satayım hala sinirimden yerleri dövüyorum yediği golü izledikçe. 35 yaşına gelmiş adam hala hangi topa çıkacağını bilmiyordu yahu, öğrenemeden de futbolcu bıraktı zaten. bir de degajı rakibe atma huyu vardı, degajlardan da çok gol yedirmişti sağ olsun. neyse ben susayım fenerli bir arkadaş konuşsun, "büyük kaleci değil" derken ne demek istediğimi anlayacaksınız: https://eksisozluk.com/entry/51660592