• 701
    umudumu yitirmek üzere ellerim başımın arasında maçı takip ediyordum. bats’ın direkten dönen topunda yerlere attım kendimi neden osimhen’i görmüyorsun diye. tam o anda pozisyonun tekrarında ofsayt olduğunu fark ettim. umut doğdu içime. gol olmamasına sevindim anlık. sonrası malum.

    konuşulacak çok şey var. son 4 maçta 9 gol yedik. sahada hem bireysel hatalar hem de bizim seviyemizde olmadığını düşündüğüm isimler var. sakinleşelim önce. sonra galatasaraylılığımızın gereği olarak en mutlu günümüzde en sert eleştirileri getiririz hep birlikte.
  • 703
    hiç umutlanmadığım bir anda (hatta bir anda değil bayağı 2. yarının başından beri karamsardım) duran toptan golü bularak 4-3 kazandığımız tsl müsabakası.

    artık savunma için okan hocaya bir şey demeye gerek yok. bu kadar çok sayıda bireysel hatadan gol yememizin teknik adamla hiç ilgisi yok. oyuncular biraz akıllı olacak. neyse ki bardakçı kendini affettirdi daha sonra.
  • 706
    43 yaşındayım üç ay sonra 44 olacağım galatasaray'ın bana her defasında hatırlattığı (çünkü unutuyorum) ve her defasında haklı çıktığı o şahane cümle yine aklıma geldi. (yalnızca bu maç bazında değil genel olarak düşün.)
    "galatasaray, en çok, kendine inanmayan galatasaraylıları göt etmeyi sever."

    nice galatasaray nesillerinin kulağına küpe olsun.

    küpe nedir bkz: ne çok seviyoruz ulan seni galatasaray ne çok...
  • 713
    okan hoca'nın maç sonu röportajında söylediği gibi savunma performansı olarak sınıfta kaldığımız maç oldu. maçı 4-3 kazanmış olabiliriz fakat 5-3 de yenilebilirdik, öyle bir maç oldu. davinson yoktu, apo sakatlıktan çıktı (1 golü direkt yedirdi ve gününde olmadığı bir maç oynadı), jelert nwakaeme'nin karşısında madara oldu, kaan sakatlıktan döndü, jacobs 20 dk oynadı. üstüne üstlük avrupa'da malmö deplasmanı dönüşü oynadık ve takımdaki yorgunluk da orta sahanın düşmesi ile ile belli oldu.

    tüm bunlara rağmen kazanmak çok ama çok değerliydi. eksik olmamıza, geri düşmemize, hatalı goller yememize rağmen öndeki dörtlüsünün çok gününde olduğu bir trabzon'a karşı geriden gelip kazanmak her takımın harcı değil. bunu sadece winner oyuncusu olan ve kazanmak için terinin son damlasına kadar mücadele edenler başarabilir. ben son saniyeye kadar kazanmaya oynayan, her topta bu azmi ve gayreti hissettiren takıma kendi adıma sonsuz teşekkür ediyorum. auttan gelen topla yediğimiz gol sonrası 3-2 geri düşmemize rağmen bile o inançtan tek bir an vazgeçmediler ve nihayetinde de başardılar.

    yunus ve mertens'e de ayrı paragrafta değinmek lazım. kusursuz bir oyun oynadılar ve galibiyetin en büyük mimarı kendileri. yunus 1 gol 1 asistle oynadı ki golü de asisti de world class seviyesinde. mertens de çok çalıştı, çok mücadele etti. 3-2 geride olduğumuz bölümde tıpkı manu deplasmanında casemiro'ya karşı aldığı penaltıda yaptığı gibi aklını kullanıp penaltıyı aldı. o sayede de 60. dakikada 3-3'ü yakalama fırsatı bulduk.

    not: ben artık her maç hakem skandalına kurban edilmekten yıldım. hakemlerin isimleri değişiyor ama skandallar asla değişmiyor. topun o pozisyonda dışarı çıkmadığına beni kimse inandıramaz. beinsports'un zoraki verdiği 1-2 farklı açıdan bile topun çıktığı bariz ortada.
  • 714
    bazı maçlarda bazı anlar vardır çevireceğini son ana kadar hissedersin bu maç özelinde buna olan inancı pek çoğumuz kaybetmedik.
    her hafta hakem ve operasyonlara karşı oynamaktan bizler mental olarak yorulurken bu şartlarda takımı motive edip kazanma arzusundan ödün vermeyen okan buruk ve teknik ekibi tebrik etmek lazım.
    hakem- yayıncı-tff-fbjk çok cepheli savaşta cidden iyi mücadele ediyoruz.
    maça gelirsek biz rakip kaleci çalıştıran bir takımız bu bir gerçek.
    şayet bulduğumuz pozisyonları atsak zalım ötesi acımasız bayern münih skorları alabilecekken son ana kadar aksiyonu iliklerimize kadar yaşıyoruz.
    abdulkerim ölümcül bir hata yaptı ve gol yedik. sonra kaleye giden topta ilahi bir kudretle topa dokundu. galatasaray delileri gurmeleri oradan sonra bir şeylerin bizim lehimize dönme ihtimalinin yükseldiğini bilirler.
    “her şeye rağmen” kazandık. ama tepkiselliğin ve haklı tepkimizin somut sonuçlar doğurduğunu görmek isteğimiz daha artmıştır.
  • 715
    bu maçta berabere kalsak da yenilsek de tek gerçek şu; biz bu ligin açık ara en iyi futbolunu oynayan takımıyız, hiç bırakmıyoruz, hiç vazgeçmiyoruz. kendimizden eminiz. çok pozisyona giriyoruz, çok kaçırıyoruz ama bir şekilde sonuca gitmesini biliyoruz.

    puan farkının hiçbir önemi yok. bugün 6 puan geri olan taraf biz olsak bile o 6 puanı rahatlıkla kapatacak güce sahibiz.

    (bkz: ele güne karşı saldır galatasaray)
  • 717
    biraz kendimiz ama daha çok da hakem kararlarıyla zora giren, bu sayede daha büyük bi motivasyona dönüşen epik finalli bi galibiyet.

    hakem tarafını, ağlayan sızlayan şikeci kuşları falan geçiyorum onlar bildiğimiz kısımlar. ben bize lazım olan, gerçekçi bi şekilde kendimize dair eleştirilerimizi yapayım kaçayım:

    öncelikle takım olarak

    tempomuz göz yaşartıcı seviyede, rakibi o akışın içinde boğmayı başarıyoruz. buradaki sorun rakibi baskı altına aldığımız ve golü bulduğumuz zamanlarda bile oyunu tutacak sakinliği yakalayamamamız. sonuçta maça yüksek tempo başlayıp 15-20 dakika rakibi boğuyorsan gol atman lazım, atsan da atamasan da oyun içinde aktif dinlenmen lazım. işte biz o dinlenmelerde genellikle gol yiyoruz çünkü gerideki dizilimi çok iyi yapamıyoruz. bu biraz takımın bi türlü ideal 11'i bulamadığı için uyum sorunu kaynaklı olsa da daha çok takımın çizgi halinde önde oynamasından kaynaklanıyor. hızlı hücumların çoğu kalemizde tehlike oluyor böyle olunca.

    ikinci olarak gol beklentimiz bu kadar yüksek olmasına rağmen attığımız gol gerçekten az. bunu sayılara bakmadan, rakiplerimizin xg ve gol sayılarını karşılaştırıp düşünün. lig ortalaması zaten 0.8-1.5 xg arasında gidip geliyor, bizim xg en kötü maçımızda 2, bazı maçlarda 3.5 civarlarında ama attığımız gol rakiplerin oranına göre düşük.
    mesela bugün barış alper yılmaz'ın 2 dakika içinde 2 tane olmak üzere 3 net gol fırsatı vardı, atamadı. bu olabilir tabii, futbol böyle bi şey ama aynı maç içinde buna benzer 4-5 pozisyondan 1 tanesini bile atamayınca golleri de duran topla ya da çok ekstrem şutlarla bulabiliyorsun. oysa şunlardan 1-2 tanesini atabilsen hemen her maçı çok rahat götüreceksin.

    onun dışında takımın hırsı, kazanmaya olan inancı ve takımdaşlığı gerçekten muazzam. öyle koftiden birlik beraberlik mesajı değil; sahada herkes diğeri için her şeyi yapacak durumda. olmayanlar zaten devre arası gidecek.

    gelelim bireysel olarak analizlere

    yıllarca verdiği hizmetler ve kazandırdığı maçlar, yeri geldiğinde bi kulpundan tuttuğu kupalar için minnettarız ama muslera'yla ilişkimiz kötü bi ayrılıkla tüm güzelliği silip atmaya doğru gidiyor.
    her maç aynı pas hatasıyla rakibe pozisyon hazırlamalar, kapattığı köşeden gol yemeler falan derken zaten kötü olduğu yan toplarda daha da kötü olmak gibi şeyler de çıktı yaşıyla birlikte. eskiden bunları tolere eden bi refleks avantajı vardı, artık o da kayboluyor. artık ayakları iyi, basit goller yemeyen bi kaleci şart.

    jakobs'u oynadığı ilk maçlarda çok beğenmiştim ama sanırım olmayacak. neden olmayacak? çünkü en başta kronik olduğu muhtemel bi sakatlığı var. ikinci olarak kademe anlayışı, markaj yetenekleri evlere şenlik. zamanın olağan akışından saptığı abdülkerim'in pozisyonunda hata %100 kendisinde mesela, pozisyonu izlerseniz rakibi 40 metre kovalayıp ceza sahasında durduğunu göreceksiniz. olacak iş değil. o golü yesen belki de şampiyonluk yolunda inanılmaz bi ivme kaybedeceksin.

    yunus'un bugün oynadığı maçı izleyip her maç böyle oynaması lazım. bazen top ezmesi, hızlı hücumları rakip oturana kadar bekletmesi ve olmadık yerlerde top kaptırması gibi korkunç mental hataları var. bugün olduğu gibi onları yapmadığı ya da azalttığı senaryoda inanılmaz katkı sağlıyor.

    abdülkerim genel performansıyla son 2 senesinden uzak ama bugün ekstra kötüydü. yedirdiği goldeki hatası bi yana maçta benzer hataları 4-5 pozisyonda daha yaptı. sakatlık ya da konsantrasyon eksikliği diyelim. yine de o kurtardığı top inanılmazdı, şampiyonluk klibinde yer alacak bi görsel.

    jelert'ten beklenti 1-1 oynayıp rakibi kitlemesi olmamalı, böyle olduğunda ikili oyunlarda çok etkisiz kalıyor. onun yerine defansif tarafında daha kademede olan, yedekleyici rolü üstlenmesi lazım. zaten hücum çıkışlarında boş alanda topla buluşturup orta sahayla pas alışverişi için kullanılması en mantıklısı. onun dışında adamı ileri yolluyorsun dönmesi 5 saniye, bu anlamda muhteşem.

    batshuayi'yi geçen maç yerden yere vurduk ama ben görevini çok iyi yaptığını düşünüyorum: rakip kapandığında pozisyon bulsun, karambolde duran topta gol atsın. adamın olayı zaten bu, bu şekilde bu sezon en az 9 puana etkisi var az değil. yarın gitse %200 karlı transfer.

    sara bu takımın gerçekten çok başka bi parçası. nazardan uzak, 10 numaraya yakın olsun.

    bi de bugün en çok özlemini çektiğimiz adam tartışmasız davinson oldu. defanstaki aksaklıklar bi yana hücuma çıkışları, pas dağıtması ve parsellediği alanla rakibi nasıl yok ettiği bugün daha iyi anlaşıldı. bu maçta oynasaydı çok farklı bi sonuç ortaya çıkardı.

    kısacası eğrisi doğrusuyla şampiyonluk yolunda inanılmaz bi maç oldu. hep söylediğim gibi şikeci kuşların 4 ayrı 90 dakikada veremediği tempoyu 45 dakikada veren bi galatasaray var ve hakem hatası, geriye düşmek, sakatlık falan demeden kazanıyor.

    yürüyedür!
  • 719
    genel analizleri bir çok isim yapmış tekrar etmeye gerek yok sanki. aşırı gol yiyoruz, aşırı kaçırıyoruz vs. yalnız bu sporu bu ülkede bu denli heyecan verici, son saniyesine kadar beklenti dolu ve göze hoş gelecek şekilde oynayan be rakibe de oynatan başka takım yok. oyuncularımız o kadar çok koşup mücadele gösteriyorlar ki rakip de potansiyelinin üzerinde oynamak zorunda kalıyor. bu da rakibin de keyif almasını sağlıyor oyundan. her maç başka bir çılgınlık seviyesinde geçiyor haliyle. trabzon da bu akıma uydu ve normalde durağan oynayan, iki top çeviremeyen takım juventus’a bağladı resmen.
  • 720
    tarafsız ve üçüncü bir gözle izleyen her futbol severe seyir zevki veren ancak bizlere zulüm olan maç. haksızlığı hak edinen kulübün yarışta kalabilmesi için paçamızdan aşağı doğru çektikleri bilmem kaçıncı maç.
    çıkmayan kırmızı kart, auttan verilen gol derken zar zor bir penaltı verdiler bize. o da hakemin gözü önünde olmasına rağmen var çağırdı da verdi. yani fener ekmeğini kesmesin diye benlik bir şey yok aha dayıya sor yaptı hakem kadir sağlam.
    sonucunda hak edilmiş bir galibiyet ile dosta güven düşmana korku verdik. durdurulamayan bir takım hüviyetindeyiz şu an. o bakımdan oynayacağımız her rakip son 2 senenin şampiyonu, namağlup, andalların kralı, son ejderya bükücü olarak görülen takımı yenmek için canını dişine takacaktır.
    ilahi adalet tecelli ede ede dermanı kalmadı.
  • 721
    kazanmak yeterli olan bir maçtı. ancak üstüne konuşulacak da çok fazla şey var. çok dar bir rotasyonla bu kadar eforlu oynayan ve bu kadar yoğun takvimde maça çıkan bir takımın dün gösterdiği şey hem sinir bozucu hem gurur vericiydi.

    bu emek ve çaba her ne kadar gurur verici olsa da oyunun temposunu bir an bile düşürmemek tamamen saçmalık benim gözümde. torreira ve sara’nın maçın başında pili yoktu zaten. ağır bir savunma hattıyla sakatlıktan dönen abdülkerim’le barış’la bu koş koş futbolunun mantıklı bir açıklamasını bulamıyorum.

    taraftara da bir parantez açmamız gerek diye düşünüyorum. bilhassa ikinci yarıda mertens her tempoyu düşürdüğünde tribünden uğultular yükseldi. adam doğrusunu yapıyor, taraftar takım çatlayana kadar koşsun istiyor.

    sara’nın koş koş futbolunda performansı düştü. berkan geri dönüşlerde arkasında çok boşluk verdi. arkadaki alanları kapatmakta çok zorlandık vs vs. çok negatif basmaya gerek yok ama kalitemizin yetmeyeceği bir gün de gelecek elbet.

    savunmanın üstüne düşmek gerek. bu dar rotasyon ve yüksek eforun sonucu gelen sakatlıklar tabi ki buna bir etken ama bir kısır döngüye girdiğimizin de farkında olmak gerekiyor.

    sakat ver, rotasyonu daralt, sakatlar dönsün, yoğun tempo ve yüksek efor yüzünden tekrar sakat ver, tekrar rotasyonu daralt…
  • 723
    galatasaray uzun bir aradan sonra young boys maçlarına benzer bir maç oynadı. birincil faktör oyunu daraltamamız tabi. bu yüzden zaten kalabalık olmayan orta sahamız etkisizleşti. torreira ve sara çok erken yoruldu. özellikle torreira direkt bitti. iki bekimiz de ileri çıktığında iki ağır stoperimiz geniş alanları savunamadı. oyun sonlara doğru rulete döndü. galatasaray yine de maçı hak etti ama trabzonspor da kazanabilirdi. bu maçı iyi analiz etmemiz lazım. oyunu daraltmak galatasaray için çok önemli, geride 2 değil en az 3 kişi bırakmak rakibin geçiş oyununu engelleme açısından çok önemli. davinson sanchez bu takım için çok önemli. değişik bir maç oldu. galatasaray rakibini uzun bir aradan sonra domine edemedi.

    iyi tarafından bakarsak, maç haksız bir kararla 2-3 olduğunda bile galatasaray pes etmedi. malmö maçının yorgunluğu varken haftalardır bu maça hazırlanan trabzonspor karşısında onların istediği gibi oynasak bile kazanmayı bildik. çünkü bizimkiler kazanmayı da çok istedi.

    maçta 7 gol olmuş, bir sürü tartışmalı karar olabilir. ama güzel maçtı. bunun yerine tek konuşulan hakem hataları. sezonu bomboş geçiren trabzonspor için de net hedef maçtı. onların da hayal kırıklığını anlamak lazım. şu anda ağlamak ve oyundan dolayı övülmek onların da hoşuna gitti. fenerbahçe camiası ve organize kötülük de tam hevesleniyordu ki onlar da avucunu yaladı. bu yönden fenerbahçe için çok kırıcı bir sonuç oldu. sivasspor maçı 1, trabzonspor maçı 2. galatasaray neden şampiyon olacağını çoktan gösterdi. oyundan dersler çıkarmamız şart ama.
  • 724
    maç bitti hala daha attığımız son gol öncesi ofsayt var deniliyor. o kadar alakasız ve kör noktadan vurulmaya çalışıyoruz ki insanın aklı duruyor. top bats'a gelmiş bats ofsaytta, topa vurmuş ve top direkten dönmüş. sonrasında yine pozisyon olacak gibiyken yusuf topu tamamlayamamış ve topu trabzon taca vurmuş. taç sonrası top dönmüş ters kanada gitmiş ters kanatta faul yapılmış üstüne tam takım kapanmış trabzon ona rağmen gol olmuş.
    oyun içinde yok mu? bizim muslera'nın ayağı kırıldı rize maçında ofsayt olan pozisyonda. pozisyon bitip üstüne başka pozisyon olmamıştı. hani yeni var sisteminde emin değilsen kaldırma diyordu? adam da kaldırmadı doğru olanı yaptı ve pozisyonun bitmesini bekledi. fener bu şekilde alanya'ya gol attı var bile çizgi çekti ofsayt çizgisini karar bozulmadı.
    bu algı işi aldı başını gidiyor bizim yönetim uyuyor. bunun gibi 500 örnek verilir. ille her maçı biz çetele tutmak için mi izleyeceğiz? neyiz biz dumbledore falan mı? hangimizde bu kadar hafıza var?
    hepimizden birer ilber ortaylı çıkarmak peşinde herhalde bunlar.
    bunlar yüzünden maç izlemenin zevki kalmadı.
    o zaman ozan tufan da kırmızı görse 2 gol atamayacak, autu verseler maç 3-0 bitecek. böyle saçma sapan iş mi olur?
  • 725
    hasan kabze'nin 2006'da beşiktaş'a...
    marek heinz'in 2006'da denizlispor'a...

    selçuk inan'ın 2015'te konyaspor'a...

    kostas mitroglou'nun 2019'da akhisar'a...

    fredrik midtsjö'nün 2023'te adana demirspor'a...

    berkan kutlu'nun ve carlos vinicius'un 2024'te karagümrük ve kasımpaşa'ya attığı goller galatasaray'ın şampiyonluk hikayelerinde sayfa başında yer alırken, olası 25. şampiyonluğun kazanılacağı bu sezonda da batshuayi'nin trabzonspor maçında 90+8de attığı (ali şahin yılmaz'a kendi kalesine attırdığı) gol de unutulmazlar arasında yer alacaktır...

    tabii ki eldeki avuçtaki puanlar uçup giderken 3 puan getiren goller çok daha unutulmazken, bu sezon sonu abdülkerim'i de o şampiyonluk gecesi minnetle anacağız... galatasaray galibiyet golü ateşiyle elde avuçta ne varsa rakip kaleye gittiği uzatma dakikalarında ani bir trabzonspor atağında top rumen dragus'un önüne düşer, onun muslera'yı aşan vuruşunda meşin yuvarlak ağlara giderken "tanrının ayağı" topa dokunur ve büyük bir şölen kâbus olmaktan kurtulur...

    oysa ki, çok güçlü ve istekli başlamıştı galatasaray trabzonspor maçına, hem de esas kadrodan bir çok eksikle oynamasına rağmen. kaptan muslera kaleyi koruyacak, önünde ilk defa birlikte oynayacak dörtlü vardı: malmö maçının iyilerinden jelert, sakatlığı geride bırakan kaan ve abdülkerim ile okan buruk'un sol beke devşirdiği berkan... önlerinde değişmez ikili torreira ve sara... takımın futbol aklı mertens'in sağ solu ve önünde de yunus, sallai ve barış alper yılmaz... ıcardi ve osimhen'in yokluğunda forvet hattında batshuayi beklenirken, okan buruk geçen yıllarda fenerbahçe derbilerinde yaptığı gibi barış'ı görevlendirmişti en uçta... bats'ın da artık ihtiyaç anında ilk başvurulacak "süper yedek" olduğu tescilleniyordu...

    sezonun galatasaray adına yıldız adaylarından yunus, messileşince attığı çalımları "efsanevi" bir bir pasla buluşturunca mertens takımı öne geçiriyordu. golün coşkusuyla ev sahibi rakip kaleye çok adamla gittiği bir anda, taç atışından kaptırılan topta eksik adamla yakalandı ve ingiltere'de futbol çok hızlı oynanıyor, nefeslenemiyoruz diyen ozan tufan'ın ceza sahasına soluksuz koşusu sonrası bomboş kafası sonrası tabelada beraberlik yazıyordu. trabzonspor'un savunması "zayıftı" ama ileri hat adamları "yetenekliydi", şenol güneş de onlara güvenip bir çok anadolu takımının yaptığının aksine savunmaya kapanmak yerine "meydan okumuştu" galatasaray'a... okan buruk da rakip kim olursa olsun geri adım atmayan bir kafa yapısındaydı, o halde bu çarpışmada iki testiden biri kırılacaktı...

    ilk 30 dakika sona ermeden yunus yine sahneye çıktı, bu kez messivari jeneriklik bir gol attı uğurcan'ın bakışları arasında. beş dakika sonra bir başka maç bitirecek an seyredildi, sallai penaltı noktası üzerindeki barış'la buluşturdu topu, onun vuruşunu kaleci kornere çeldi... ardından devre biterken galatasaray'ın okan buruk'la repertuvarının en başına yerleştirdiği rakip alanda baskı ile top kapma eylemini torreira gerçekleştirdi, mertens bomboş pozisyonda barış'a aktaramadı topu, sadece tribünlerin değil, kendi saçını başı da yoldu belçikalı oyuncu...

    galatasaray taraftarı keyifliydi, topçular öz güvenliydi, "güle oynaya" maç kazanılacak havasındaydı ki ikinci 45 dakikanın başında sallai'nin pasında mertens iki adımdan dokunamadı topa. işler iyi giderken, hiç olmayacak bir anda abdülkerim topun auta çıkmasını beklerken, banza yankesici misali uyanıkça çaldı topu, çaprazdan sert vurdu eşitlik geldi. golün şaşkınlığı sürerken, trabzonspor'un bir atağında top auta çıkmasına rağmen yan hakem bayrak kaldırmadı, hakem devam ettirdi ve şaşkın bakışlar arasında galatasaray savunmacıları dururken, ozan tufan takımını öne geçiriyordu. "o kadar da olmaz, var'dan döner" diye bekledik, kadir sağlam orta noktayı gösteriyordu... birden galatasaray ile tff arasındaki savaş hatırlatılıverdi bize...

    batshuayi'nin vakti gelmişti, o sahaya koşar adım girerken, nwakaeme karşısında çaresiz kalan jelert kenara geliyordu. çok da geç olmadan, barış'ın kafa ile pasında mertens topla malheiro'nun arasına girdi, portekizli savunmacı top yerine belçikalı meslektaşına çaktı voleyi. kadir sağlam "gör(e)medi" , var'da onur özütoprak çağırdı, pozisyonu izletti, penaltı kararı çıktı... batshuayi 11 metre vuruşunda uğurcan'ı terse yatırdı, eşitliği getirdi... ardından galatasaray, okan buruk'un maç sonu mertens'i işaret edip "mertens diğer bütün oyunculara örnek. sürekli takım arkadaşlarını düşünüyor. ben vurmayayım o vursun diyor. bunu bütün takıma da yaymamız gerekiyor." diyerek barış ve yunus'a "aba altından sopa gösterdiği" 66 ile 68 arasındaki periyotta barış'ın uğurcan'la karşı karşıya iki pozisyonunda kaleyi düşünmesi ve yunus'un da arkadaşı boştayken çaprazdan şut atması sonrası maçı koparamadı...

    gol gelmeyince, osimhen ve jakobs takıma taze kuvvet olarak sahaya sürüldü, trabzonspor iyice kendi kalesine hapsedildi, pozisyonlar da gelmeye devam etti ama uğurcan devleşti, aranan gol bir türlü gelmiyordu... çok adamla rakip kaleye gidince savunma da eksik aklıyor ve trabzonspor da üç puan alacak pozisyonlar buluyordu ki, yukarıda bahsettiğim dragus-apokerim pozisyonu maçın dönüm noktasıydı. gol olması halinde yelkenler suya inecekken, bir nefes daha rakip kaleye gidildi, batshuayi vurdu direkten döndü top, ahlar vahlar içinde mertens soğukkanlıydı, oyun biterken ceza sahası önünde faul kazandırdı... topun başında sara vardı, beşiktaş maçındaki bakışlarla baktı, bir kez daha osimhen'in kafasına mı atacak derken, batshuayi'ye yolladı topu ve herkesin "çıldırdığı" o an gerçekleşti...
    sonrası ise bayram, sevinç, çoşku, kutlama...

    bir de abdülkerim'in allah'a şükran duaları eşliğinde muslera'ya uzun uzun sarılması...
    tarihe geçecek bir fotoğraf daha...

    kaynak ve maçın karnesi: https://ultrasmovement.blogspot.com/...y4-3trabzonspor.html
App Store'dan indirin Google Play'den alın