• 801
    2021-22'den itibaren yeni bir formatla oynanacak turnuva. çünkü 3. kupa konferans ligi geliyor.

    kimler katılacak peki bu kupaya?
    ilk 15 ülkenin federasyon kupası kazananları
    ilk 5 ülkenin 5. leri(fransa'nın 4. sü)
    ucl'nin 2., 3. eleme ve play off turundan düşüp gelenler

    12 takım doğrudan(ilk 5 ülke + portekiz, rusya kupa kazananları)
    10 takım elemelerden
    10 takım ucl'den düşüp gelenler

    neden yazdık bunu? çünkü tek gidiş yolu türkiye kupasıydı, bir bakıma sigortaydı ama kaybettik o şansı. bu sezon çok kritik, ne yapıp ne edip ilk 2'de bitirmek lazım hatta şampiyon olmak lazım. ucl gelirlerini almak çok güzel olur.

    ayrıca şampiyon olamazak salmamalı ve ucl elemelerine atmalıyız kendimizi. elemeleri geçebiliriz. tarihimizde sadece 1 kere ucl ön elemesi kaybettik o da 2008-09 sezonu, steaua bükreş'e karşı.
    (bkz: süper lig 2020-2021 sezonu)
    (bkz: türkiye kupası 2020-2021 sezonu)
  • 802
    avrupa'nın 2 numaralı, bizim kazandığımız seneki adı ile uefa kupası.

    son 2 gündür bana illallah ettirdi sözlük bu kupadan. yav neymiş bu avrupa ligi bu kadar yav !?

    yok türkiye kupasını kazansaydık garantimiz olurdu da yok parası şöyle oldu da böyle idi şurda vardı vs vs.

    ne avrupa ligi güzel abilerim, kardeşlerim, ablalarım, bacılarım ? ne türkiye kupası gençler, romalılar ...

    takım şampiyonluğa gidiyor yav hem de koşar adım. ok yaydan çıktı artık hızımızı aldık patara kütere vura kıra şampiyon olacak bu takım.

    şampiyon olunca da layık olduğu şampiyonlar ligine gidecek zaten.

    ha diyelim ki olmadı bu takımın ligi ilk 3 dışında bitirme şansı mı var sanki ? 40 yılın başı belki de tarihinin en formda dönemini yaşayan rangers'a şu anki kadronun form ve kalite olarak yarısı kadar bile değilken elendiğimiz için mi bu telaş ?

    herkes şampiyonluğa konsantre olsun yeter. avrupa ligine ölüsü bile gider zaten şu kadronun.
  • 803
    müzemizdeki tek eksiğimiz olan uefa şampiyonlar ligi kupası her zaman ana hedefimiz* olsa da, o aşamaya gelmeden önce bir kez daha kazanmayı hedeflememiz gereken organizasyon. 1984’te jupp derwall ile başlayan yapılanmamız nasıl ki 2000’de avrupanın 3 kupasından 2’sini ülkemize getirdi ise bugünkü yeniden yapılanmamızın da benzer bir başarıyla sonuçlanacağını düşünüyorum. yeter ki tarihten biraz ders alıp aynı hataları tekrarlamayalım.
    1989’daki yarı finalden sonra avrupanın en büyük kupasını almak için en güçlü olduğumuz 2000-2001 sezonunda çeyrek final oynamış olsak bile çoğu galatasaraylı için o sezon kupa 1’i almak beklenmedik bir durum değildi. eğer bir gün şampiyonlar ligi kupasını alacaksak* öncesinde yine kupa 2’yi havaya kaldırmayı hedeflemek rasyonel bir hedef olacaktır.
  • 804
    galatasaray futbol kulübünün hedefi olması gereken kupayı içeren organizasyon.

    henüz erken tabi ancak uykusuz gecelerin bitimsiz saatlerinde derin bir hayale dalıyor gönül istemsiz.

    mesela evvela mayıs'ta şampiyon olmuşuz. yeni yönetim gelmiş, hocayla kimyası mükemmel. salgın bitme noktasına gelmiş normalleşme başlıyor.

    sonra transfer dönemi melo tarzı bir 6 numara takviyesi yapılmış, stoperler yedeklenmiş, muslerayla kontrat uzamış, feg-belhanda-etebo gitmiş ve ayakları yere daha sağlam basan orta saha ve kanat transferleri yapılmış üstelik gedson adapte olmuş. ffp derdi yok. mohammed mostafa'nın yedeği kaliteli bir pressever teknik bir forvet alınmış ve yaz kampı tamamlanmış.

    öteki tarafta kadıköy'de değişen bir şey yok, enteresan bir transfer dönemi geçirilmiş ve tuhaf bir kadro yapılanmasına gidilmiş, hayali düşmanlarla sezona başlanmış. besiktas ve trabzon başındaki hocalarla hiç olmadığı kadar şampiyonluğun favorisi olabilecek bir hava yakalamış ve lig kaliteli geçeceğe benziyor.

    ve ağustosun son haftası şampiyonlar ligi kura çekimi gerçekleşiyor.

    galatasaray f grubunda; united, milan, monaco, galatasaray

    7 puanla grubu 3. sırada bitirip avrupa ligi maceramıza adım atıyoruz. bundan sonraki rakipler de hep şampiyonlar ligi ayarında oluyor.

    32 turunda avrupa ligi gruplarından gelen rangers ile hesaplaşıp defteri kapatıyoruz.

    16'da leicester city'iyi içerde 1-1'lik, deplasmanda 2-2'lik skorla eliyoruz.

    çeyrek finallerin olmazsa olmazı bir ispanyol çekiyoruz ve bu kupanın gediklisi sevilla ile eşleşiyoruz.

    ilk maç kendi evimizde, maça başlarken orta sahamiz üstünlüğü ele alıyor ve skoru buluyoruz. sevilla baskılı oynasa da 1-0 bitiriyoruz maçı. deplasmanda oynadığımız maçı 3-1 kazanarak yarı finale kalıyoruz. üstelik final de sevilla'nın stadında oynanacak.

    yarı finale kadar hep zorlu, çetin rakipleri eledik. bu saatten sonra bırakır mı kupayı galatasaray?

    yarı finalde kupanın favorisi konumundaki roma ile eşleşiyoruz. 2002'den kalan bir hesabımız var. rangers'la başladığımız hesap kapatma geleneğine devam ediyoruz.

    içerdeki maça muazzam bir koreografi ile çıkıyoruz. koreografinin içeriğinde 2000 uefa kupası zaferine atıf var. tribünlerde coşku var, adanmışlık var, inanç var. meşaleler, flamalar, bayraklar, pankartlar. sene sanki 2000. stat yanıyor. başlama düdüğüyle birlikte katı bir disiplin hakim iki takıma da. maç sert geçiyor ama hakem idare ediyor. maç başladığı gibi bitiyor ve herkes olaysız dağılıyor: 0-0

    rövanşta benzer ambiyans bu kez stadio olimpico'da. roma yaniyor. italyanlar da final istiyor. finale çıkmak bizim olduğu kadar onların da hakkı. buraya gelirken dortmund ve liverpool'u harcadılar.

    ama rövanş da tıpkı ilk maç gibi sert ve ortada geçiyor ve gol sesi yok. uzatmalarda iki takım da risk almıyor. penaltı vuruşlarına muslera'nın aşina olduğu bir stadyumun sessizliği hakim şimdi.

    ilk penaltıyı pellegrini direğe vuruyor, tanrı finale çıkmamızı istiyor. ancak bizde ilk penaltı için topun başına geçen gedson fernandes de çok kötü bir vuruş sergiliyor ve kaleci çok rahat çıkarıyor. ilk penaltılarda da sonuç değişmiyor. topun başına bu kez roma'dan mikitharyan geçiyor. sol ayağıyla temiz bir şekilde köşeye bırakıyor... statta uğultulu gol sevinci, ses bombaları, meşaleler... gerginiz. ama topun başına geçen taylan'ın yüzünde gerginlikten eser yok. ergün penbe vuracak sanki az sonra topa, öyle bir soğukkanlılık. netekim 90'a takıyor penaltıyı aslan.

    tanrı finale çıkmamızı istiyordu. roma'dan pastore geliyor topun başına ve topu kale arkası tribünlerine gönderiyor. stat suspus.

    bu noktadan sonra hata yapmıyoruz ve finale giden adımda son penaltımızı gole çevirip finale kalıyoruz.

    ve finalde önceki turlara nispeten daha kolay görünen bir takımla, lyon'la oynuyoruz.

    tarih 18 mayıs 2022. yer sevilla, stad ramon sanchez pizjuan. ama sene sanki 17 mayıs 2000... galatasaray kendinden emin.

    finale yakışır bir mücadele oluyor. sıcak bir akdeniz akşamında her iki takım da birer gol bularak maçı 1-1 bitiriyor.

    herkes maç penaltılara gidecek derken bu sıcak havanın, bu kavurucu samyelinin kalbinden gelen adam mostafa dakika 120'de sahneye çıkıyor ve ispanya özelinde avrupa'yı fethediyor. fatih terim dizlerinin üstüne çöküp bu zafer için ilkinde olduğu gibi yine allah'a şükrediyor.

    korkunç bir şey, ikinci kez cereyan ediyor bu topraklarda.
  • 805
    2020-2021 sezonu son 32 turunda, 25 şubat 2021 akşamı muazzam rövanş mücadelelerine sahne olacak turnuva. tsi gerek 20:55, gerekse 23:00 kuşağında süper mücadeleler bizi bekliyor. ilk maç skorları yakın biten, bu sebeple kimlerin yoluna devam edeceği kestirilemeyen fazlaca mücadele var.

    aşağıdaki maçlardan hangilerini izleyeceğimi kestiremiyorum. dönüşümlü izleyince de keyif almıyorum. *

    ajax - lille (ilk maç 2:1)
    napoli - granada (ilk maç 0:2)
    rangers - antwerp (ilk maç 4:3)
    arsenal - benfica (ilk maç 1:1)
    hoffenheim - molde (ilk maç 3:3)
    leicester city - slavia prag (ilk maç 0:0)
    milan - kızılyıldız (ilk maç 2:2)
    psv - olympiakos (ilk maç 2:4)
    dinamo zagreb - krasnodar (ilk maç 3:2)
    leverkusen - young boys (ilk maç 3:4)
    club brugge - dinamo kiev (ilk maç 1:1)
  • 807
    normal şartlarda bu gibi oluşumların her geçen gün üzerine koyarak ilerlemesi gerekir ancak uefa'ya baktığımız zaman ciddi anlamda gerileme yaşıyor.

    şöyle ki; bizim uefa kupasını aldığımız zaman uefa ciddi anlamda zorlu bir lig olarak görünüyordu ve o zamanlarda o kupayı kazanmak meşakkatli bir işti. şimdi ise baktığımda çok sıradan takımlar katılabiliyor hatta ve hatta çeyrek final yarı final bile görebiliyorlar.

    bu sene itibari ile başlayacak olan konferans liginin de henüz ne getireceğini bilmiyoruz tabi. ancak türk takımlarının artık türkiye kupasına önem vermesi gerektiği aşikâr. malûm türkiye kupasını kazanan takım direkt olarak uefa avrupa ligi'ne gidecek. ligin 3. ve 4.sü ise konferans ligi için eleme oynayacak.
  • 809
    2000 yılında eski adı ile uefa kupasında elde ettiğimiz başarı hiçbir zaman gereğinden fazla büyütülen bir başarı olmamıştır. "başarı" dediğimiz kavram içinde bulunduğu koşullara göre değerlendirilir. kazandığımız uefa kupası, turnuvanın şampiyonlar ligi seviyesine en yakın olduğu zamanlarda kazandığımız bir kupadır. günümüzün ve bizden sonranın saçma sapan takımlarını (sevilla hariç) o zamanın galatasaray'ı ile karşılaştırmak abesle iştigaldir.

    2000 yılındaki uefa şampiyonluğumuz çok büyük bir başarıdır ve her zaman öyle kalacaktır.

    ha günümüzde galatasaray dahil hiçbir türk takımının uefa avrupa liginde gruptan bile çıkabileceğini düşünmüyorum o ayrı.

    edit: bizden sonra uefa kupasını kazanan takımlar dönemlik iyi takımlar olsa da, sevilla ve porto dışında hiçbirisi galatasaray gibi devrimci bir futbol anlayışı ile şampiyon olmadı. bir türk takımının görece daha kısıtlı imkanlarla ve yerli jenerasyon ağırlığıyla şampiyon olmasının, zaten futbolcu üretim yerleri ve avrupa futbolunun cazibe merkezi olan bu kulüplerin şampiyon olmasından daha değerli olduğunu düşünüyorum.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!