galatasaray'ın olduğu kadar türk futbol tarihinin en şahsına münhasır başkanlarından biri olan nizipli abimiz.
baskın seçimle birinci dursun aydın özbek dönemini bitirmesi, finansal fair play müzakereleri başarıyla yürütmesi ve de sonrasında taahütleri yerine getirmesi ile galatasaray'ın kısa-orta vadedeki geleceğini kurtarmıştır. özellikle başkanlığa geldiği ilk aylarda sadece futbol değil tüm branşlarda gözle görülür bir sportif canlanma da olmuştur.
ikinci sezonda
8 de kapanır 18 de noktasından gelen şampiyonluk, üstüne diğer ikisi bu işlerle boğuşurken finansal fair play olaylarındaki müspet ivme, hele hele pandeminin yarıda kestiği sezondaki kadıköy galibiyeti ile psikolojik üstünlüğü tamamen bize döndürmüştü.
neredeyse ölümden dönüp geri geldiği son sezonunda, arda turan'ın transferi doğrultusunda yaşanan gerilime rağmen üçüncü fatih terim döneminin bitişinde yaşanan hatayı tekrarlamamış ve hoca ile yola devam etmeyi başarmıştır. binbir hastalıkla uğraştığı, hastalığın vücudundaki etkilerinin gözle görüldüğü o sezonun etkileriyle kötü anıldığı da olur. ancak beşiktaş kayrılırken bizim de birkaç maçta fahiş hakem hatalarıyla biçildiğimiz ortamda durup durup patlattığı ve o dönem için çok eleştirilen "futbolcuların şeref ve onurları için oynamaları lazım" çıkışı sonrası
billong şikesine rağmen neredeyse giden şampiyonluk bize geri gelecekti.
o açıkalamalar öncesi 6 maçta 1 galibiyet alabilen takım kalan 8 maçta 22 puan toplamıştı. mustafa cengiz'in hastalıkla savaşmaktan bitap düşmüş vücuduyla ekranlara çıkıp verdiği o demeç sonrası çok ileri giden eleştiriler yapılmıştı. ama mesela iç sahada beşiktaş maçındaki tartışmalı pozisyonda doğru karar verilse, billong şikesi yapılmasa, ya da mesela beşiktaş'ın iç sahadaki karagümrük maçında attıkları meydan dayağı sonrası hakkaniyetli cezalar verilip göztepe maçına eksik kadroyla çıkmaları sağlansa gitti denilen şampiyonluk gelecekti...
bu örnekten de anlaşılabileceği gibi çok enteresan bir adamdı. galatasaray lisesi'nin konservatif tarafından ziyade aydın/donanımlı insan yetiştirme tarafını ziyadesiyle yansıtan bir insandı. aynı hafta içinde hem suriye'de dev-genç'lilerle çekilmiş fotoğrafı gündem olmuş, hem kadıköy deplasmanı öncesi fetih suresi okuyup 20 senelik serinin sonlanmasına denk getirmiş bir insandı.
akıl sağlığıyla ilgili bel altı muhabbetlerin yürüdüğü bir dönemde bile ekranlara çıkıp tek cümlesiyle götü başı dağıtmış takımı hizaya sokmayı hatta rakipleri titretmeyi başarmıştır. türkiye'nin en zengin "zengin bebesi" ali koç bir yanında şaibeli bir medya baronu, diğer tarafta sosyal medya örgütlenmesi, sabah akşam bangır bangır her kanaldan yapı yapı diye bastırıp da en ufak bir üstünlük sağlayamıyor.
mustafa cengiz bu açıdan çok donanımlı ve değerli bir başkandı.
hataları elbette olmuştur, hata da neticede insan içindir.
ama bugün
victor osimhen'in bonservisini almak gibi bir gündemimiz olabiliyorsa bunda en büyük pay baskın seçim planını dursun özbek'in elinde patlatıp hızır gibi yetişen mustafa cengiz'indir.
huzur içinde uyusun...