resim
Milan Baroš
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:44
Boy:1.83
Uyruk:Çek Cumhuriyeti
  • 949
    bu adam golcu, kral yada ingilizcesiyle king degildir. mahalleden arkadasimdir. kan kardesim gibisinden hemde. mactan sonra 'yine caktin golu' diyerek omuz attigimdir. haci kizlari alalim da beraber haftasonu sariyere gidelim, soyle guzel bir balik mangal yapalim dedigimdir. sizofren dunyamin en kanka tarafidir. hos geldin baros. bir daha ayri kalmayalim, dikkat et kendine.
  • 4460
    inanılır gibi değil cidden. gün geçmiyor ki adama saçma sapan yerlerden eleştiri gelmesin. cidden, biriniz açıklayın ya, herhalde benim bilmediğim bir şey yaptı bu adam, bir şeylere sebep oldu, takımımızın kupalarına mal oldu, ben kaçırdım sanırım, söyleyin de biliyim. aldığı para dert oluyor sözlükte canı sıkılan, taraftar diyemeceğim bazı şahıslara. sanırsın ki, takımda çok para kazanan tek oyuncu. adamın suçu mu bilader aldığı maaş? sistemi sorgula o zaman, bence de futbolculara çok para veriliyor bizim ülkede, ama neden baros özelinden tartışıyoruz bunu? onlarca oyuncu sayarım size, aldığı paranın zerre karşılığını veremeyip gitmiş, neden onlar anılmıyor da baros'a yükleniliyor? fenerbahçe'nin futbolcusu mu lan bu adam? lugano'ya bile sözlükte dilenenlerin sayısı, baros'a saygı duyanlardan fazla. yazıklar olsun sizin galatasaraylılığınıza da, karakterinize de.. atıyorum, sakatlık yüzünden neredeyse hiç maç yapmadan 2 yıl tıkır tıkır parasını alıp giden linderoth bile taraftarlarımız tarafından iyi anılırken, iyi kötü takıma bazı şeyler katmış, oynadığı her maç mücadeleden kaçmayıp takımın en istekli adamlarından olmuş baros mu kötü anılacak?

    ne şehit ailesi, ne de saha içindeki performansından bahsetmiyorum. bu bambaşka bir konu, taraftarın bu tavrı bambaşka bir pislik. sizde bu kafa oldukça, hiç bir şeyden emin olamıyorum. yarın öbür gün kime ne tepki vereceğiniz, kime nereden vuracağınız belli olmaz. bıktım yemin ediyorum, bir adama da iyi veda edelim, iyi analım. ama yok, adamın bacağı dahi kopsa, siktir çekeceksiniz, çünkü milyon euro'lar kazanıyor, bizim de kimseye tahammülümüz yok.. gerçi neyin derdini yaşıyorsam, fatih terim'e, hagi'ye bile ana bacı söverek veda etmiş insanları içimizde barındırdık, baros da kim onların yanında?
  • 2620
    arda'dan sonra taraftarın bu seneki yeni oyuncağı.. o kadar sığ eleştiriler var ki hakkında inanılacak gibi değil.. "baros beslenmiyor denmesin, en sağlam adamlara sahibiz biz" diye bir açıklama olamaz.. madem baros çok iyi besleniyor diyorsun, buraya tek tek yazacaksın argümanlarını.. "bizim adamlarımız çok iyi" diye kestirip atmayacaksın.. naptı o senin çok iyi adamların samsun maçında diye sorarlar adama.. onlarda da çok suç yok, istediğin kadar sağlam adamlara sahip ol, şu anki oyun anlayışıyla baros'un bir şeyler yapabilmesi çok zor ki ona rağmen ben baros'u beğendim samsun maçında.. elmander ve sercan girdi 4-4-2'yle beslenen kaosla karışık futbola döndükten sonra, o ikili ileriyi karıştırdı ve goller geldi.. evet elmander gayet iyiydi samsun maçında, baros büyük ihtimal yedek olacak karabük'te.. ama sadece baros-elmander değişikliğinin, 2 haftadaki sistem ve oyun anlayışımız devam ederse takıma çok büyük bir değişiklik getireceğine inanmıyorum..
  • 603
    fener maçındaki kötü futbolun nedenidir baros un sakatlanarak oyundan çıkması. şahsen ben kewell ın oyuna gireceğini ummuştum. ama o da muhtemelen maçı çıkaramayacaktı. ya da aydın sağ açığa alınıp keita baros un yerine kayabilirdi.

    gelelim neden baros un bu kadar önemli olduğuna. ne yazık ki nonda çakılı oynuyor boş koşular yapmıyor, zaten yapabilecek bir adam değil. bunun yanında da hızlı değil. bu durum galatasaray ın kanatlarını felç etti. zaten kanatlara özel önlem alan daum sol da iki bek oynattı. carlos un kademesinde vederson hep oradaydı. bir de boş koşu yapmayan nonda stoperler için tehlike arz etmediği için fener in stoperleri rahatlıkla kanat kademelerine girdiler. yani gs nin sağ ve sol kanatları 1 e 3 şekilde kalıyordu. arkadan sabri veya hakan yardıma gelirse 2 ye 3. doğal olarakta etkinlik kurulamıyordu. elano nun kötü gözükmesinin de bir nedeni buydu. ileride koşular yapan biri olmayınca ne yazık ki açık alanlar yaratmak zorlaşıyor. nonda nın bir koşusunu hatırlıyorum sadece. elano topu önüne attı. baros olsa kaleci ile karşı karşı karşıya kalacekken. lugano 10 metrede yakaladı nonda'yı.

    baros olmadığı şu dönemde nonda nın birinci forvet olabileceğini pek düşünmüyorum. kewell oynar muhtemelen. o da tempoyu kaldıramayacağı için serkan çalık veya aydın sağ açık oynayıp keita baros un pozisyonunu alabilir. nonda ile sağlam defanslara 4-3-3 ile hücum etmek çok zorlar takımı.

    nitekim baros bu sistem için kilit oyuncudur. umarım en kısa sürede iyileşir.

    fener maçındaki olayı görselleştirirsek şöyle bir şey demek istiyorum;

    baros oynasaydı,

    http://img142.imageshack.us/...42/3678/10020729.jpg

    nonda oynayınca,

    http://img514.imageshack.us/...14/4395/30104130.jpg
  • 5610
    https://x.com/...721930277949484?s=46

    çocukluğumun kahramanı. 15 sene önceye gidip duygulandık bir anda. o zamanlar bir ileri iki geri giden bir galatasaray vardı ama daha mutluyduk sanki. hem futboldan daha fazla zevk alıyorduk hem de hayattan.

    umarım maçtan önce baros’u taraftarın önüne çıkarıp onurlandırırız.

    edit : rams park’ta gittiğim ilk maç 2010-2011 sezonunda oynanan kasımpaşa maçıydı. 3-1 kazandığımız maçta baros’un da golü vardı.

    (bkz: 21 aralık 2025 galatasaray kasımpaşa maçı)
    (bkz: 9 mayıs 2011 galatasaray kasımpaşaspor maçı)
  • 4159
    çok seviyorum. bizimle gol krallığının yanında sonunda şampiyonluk da yaşadı, onun adına bir daha sevindim.

    lakin sanırım ayrılık zamanı geldi ha?

    hep o koduğumun çubuklu tosunu yüzünden. onun sebep olduğu sakatlığı yaşamasaydı şu an kadrodaki forvetler ilk 11'de onun yanına yazılan isimler olurdu. o sakatlık onu çok çaptan düşürdü.

    28 eylül 2008 galatasaray konyaspor maçında konya kalesine yolladığı füzenin çataldan çıkardığı ses hala kulağımda. kalecileri yatırıp yatırıp attığı goller, gollerinin çoğunu deplasmanda atması, 2 mart 2011 galatasaray gaziantepspor maçında korner bayrağını alıp koşması, 16 aralık 2011 orduspor galatasaray maçını tek başına alışı, kazım'a verdiği o muazzam asist, "allahım brezilya mı", ali sami yen stadyumundan hatıra olarak soyunma odasının kapısını evine götürmesi... ehehe, daha aklıma neler geliyor da uzatmaya gerek yok.

    gidişine net üzülücem ama alışmalı yavaştan. bu da veda entry'si gibi oldu ha. bilmiyorum bu transfer döneminde gider mi ama gelecek seneye kadar kesin gidecek gibi. şimdiden her şey için teşekkür ediyorum sana kral, geç bile kaldım teşekkür için.
  • 3920
    ulan nası bi adamsın sende. oyuna girmişsin, açıkcası çok da bişey yapmamışsın* tekrar oyundan çıkarılıyorsun, ve sırf takım 15-25 saniye daha kazansın diye tabelayı gördüğün halde gidebileceğin en uzak noktaya gidiyorsun, alınmadan, bozulmadan. şampiyon oluyoruz, en çok sevinenler arasında seni görüyorum. futbolu kafada bitirmişsin belli ama çok sevdik seni be kral.
  • 5467
    vedat muriqi haberleri dolaşırken akıllara düşen eski kralımız. çek cumhuriyetinin altın jenerasyonunun jan koller ile değişmez forvet oyuncusu olarak euro 2004 ün gol kralı olan ve sonraları liverpool , olimpik lyon gibi kalbur üstü takımlarda oynamış, gerçek premier lig menşeili bir oyuncuyu süpriz bir şekilde henüz 27 yaşında iken takımımıza kazandırabilmiştik. emre belözoğlu'ndan nefret etmek için belki tek başına yeterli bir neden olan malum pozisyon olmasa belki iz bırakmış yabancı santrafor yerine efsane galatasaray forveti olarak anılacaktı. kalite olarak mükemmele yakın olmasına rağmen sportif başarı olarak istediğimizi alamadığımız; halen ah ulan ah çektiren baros, kewell, lincoln, nonda, arda beşlisinden kewell'dan sonra en çok özlediğim isim.
  • 1616
    süper ligin açık ara en iyi golcüsü. taraftar boşuna milan baros the king demiyor. çok büyük bir iddia gibi gelecek ama sağlam bir baroş(u: ki ispanya liginde oynasa bu kadar sakatlık yaşar mıydı onu da sorgulamak gerekiyor ) şuan barcelona'da oynar. karakteri, hırsı takımı için kendini sakatlayabilecek düzeyde. efsane olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. öyle ki tek başına ligde on maçı çevirebilecek yeteneğe ve armaya sevdalı. eğer ki avrupada başarı gelecekse bunun baş mimarı baroş olacaktır. sakatlık dönemlerinde galatasarayın hali herkesin malumu. şuan galatasarayın milan baros'dan daha iyi bir forvet alması im-kan-sız. rotasyon için onun ayarında bir futbolcu bulunup, transfer edilirse ne ala ! gazetelerde barosun gitmek istediği yazılıp duruluyor. hemde daha bu sene sözleşmesini uzattığı halde. gitmek isteyen adama bakın, ali sami yen'e veda maçında soyunma odasının kapısını hatıra olarak söküp alıyor. bunu medyadan değil elbette okuduğum galatasaraylı bloglardan öğreniyorum. be ey satılmış basın, her türlü itişip-kakışmayı haber yaparsın da bunun neden herhangi bir basın yayın organında tek bir cümlelik bile haberi çıkmaz. işi daha ileri götürürsek, spor kanalı diye geçinip reklamlarında tarafsızlıktan dem vurursun da asy veda maçından sonra maç sonu röportajını bile yapmaz yada geç yayınlarsın. neyse konumuza dönelim, baroş öyle bir futbolcu öyle bir golcü ki hem takım oyuncusu hem de yıldız.* gölün kokusunu almak diye bir tabir vardır* ya işten baroşun belki de en önemli meziyetlerinden biri.*devamlı hareket halindedir ve rakip takımın defans oyuncularının dengesini bozar. doğru yere doğru koşular yapar. kaybetmeye tahammülü yoktur. hırsından dolayı çok kart görür. avrupada kariyer yapmış* nice forvet gördü bu topraklar. daha sezon başında karşılaştırmalar yapıldı baroş vs x diye. türkiye süper ligi zordur, serttir. çoğu zaman futbol oynamaktan ziyade oynamamak üzerine kurulur takımlar. hırsı olmayan, darbelere hassas topçular iş yapamaz genelde. baroş tekmeye kafa sokan tipte bir futbolcudur. kaybetmeye tahammülü yoktur, sakatlanacağını da bilse girer o topa çekinmez. yanlış düdüğe fuck off der sarı kartını yer. hiç bir taraftar da kızmaz baroş'a kart yediği için, tıpkı hagi'nin futbolculuk dönemlerinde hırsına yenik düşüp yediği kartlara kızmadığı gibi.

    galatasaraylılık benzemez başka takım taraftarlığına. ruhunu ortaya koyan futbolcu ister sahada. terinin son damlasına kadar savaşacak oyuncu ister, gerekirse yenilsin ama vazgeçmesin. bilir futbolcunun hırsını, azmini, küsenini, çok konuşanını hatta satanını. herkes ıslıklanırken o yüzden çağırır tribünlere milan baroş'u. sahadaysa her şeyini vermeye hazırdır. iyileşmese de gir oyna dediklerinde sakatlığının nüksedeceğini bile bile var gücüyle koşar, savaşır, atar golünü. ya sakatlanır çıkar ya da maç bitiminde resmi sayfada yayınlanır sakatlanıp bilmem kaç hafta sahalarda olamayacağı. milan baroş, çoğu yerli oyuncularda göremediğimiz ruhu temsil eder çoğu zaman. tıpkı harry kewell gibi lucas neill gibi. varsın olsun gelmesin şampiyonluklar ama sahada mücadele eden bir takım çoğu zaman bir aile olan ve öyle kenetlenen, taşıdığı formayı sahiplenen futbolcuları görmek ister bu gözler. tıpkı uefa kupası zamanı kazanan kadronun gerek saha içi gerekse saha dışında kenetlendiği gibi. başarı gelecektir nasılsa..

    milan baroş özel bir futbolcudur benim gözümde. 15 numaralı forması unutulmazlar arasında yerini çoktan aldı bile. kasap futbolculardan çok çekti, çekmeye de devam edecek gibi. ama o hep golleriyle, sahadaki duruşuyla bizleri yine sevindirecek. tam olarak bir iyileş baroş, bu takım bu taraftar senden çok şey bekliyor. jübileni burada yap gitme sakın bir yerlere. yoksa yerin çok zor dolacak, biliyorum. hangi futbolcunun kimyası bu kadar uyar ya da aşı bu kadar tutar. sadece iyi gününde değil kötü gününde de yanında olmak bizlere düşer. yürüyedur aslanım..

    http://www.youtube.com/watch?v=kfxHsVaEscg
  • 4824
    "sene sonuna kadar sözleşmen var ama biz seninle şirket olarak yollarımızı ayırmayı planlıyoruz emeklerin için teşekkürler alacaklarından feragat etmeni temenni ederiz" dendiğinde "aa öyle mi o zaman ben insan kaynaklarına gidip isitfamı vereyim, uyarınız için sağ olun hoşçakalın" diyecek insanlar tarafından eleştirilen oyuncu. yani mantıken öyle olmalı.

    akıl fikir diyeceğim ama fazla zorlamak da istemiyorum bari kendinle çelişme be arkadaş.
  • 4675
    bir çok açıdan eleştirilebilir, zira ne performans olarak belirli bir istikrar yakalayabilmiş, ne de saha içi/dışında örnek bir profesyonel olmuştur. ancak yattığı yerden para alma konusunda alex ile kıyaslanıp, itin bi tarafına sokulacaksa, yavaş gelin de saçınız başınız dağılmasın derim.

    sadece şunu cevaplayın, cevabınız evet ise sonra konuşalım. baros, bugün mesleği karşılığında sektör ortalamalarının çok üzerinde bir yıllık ücret ile çalışıyor. benzer bir durum sizin için geçerli olsa, diyelim ki, çalıştığınız iş yerinde x bir pozisyondaki elemanlar 2.000tl maaş alırken, siz 6.000tl aylık ile işe devam ediyor olsanız, patron/müdürünüzün sizden pek fazla yararlanmadığı ilk dönemde, tüm yasal haklarınızdan feragat ederek istifa mı edersiniz? pek sanmıyorum ben. bu şekilde işe devam etmeniz sizi nasıl ki, katıksız süzme bir oç yapmayacaksa, baros'u da yapmaz. işinize devam eder, her gün iş yerinize gider gelir, sizden faydalanılacağı günü beklersiniz muhtemelen ki, baros da bunu yapıyor, o çok hayranı olduğunuz olağanüstü sporcu-büyük insanlar gibi twitter'dan kimseye sallamadan antremanına devam ediyor, görev bekliyor. ilk 10 maç kadroda değil diye sktir olup gitmesi falan gerekmiyor.

    hala oynar, iş yapar diye inananlardan biri de benim, hani o ölüden döt beklentisi içerisinde olan. kadayıf olmuş bu necati, götünü kaldıramaz, ne bok yemeye aldık ki biz bunu amk derken başkaları, ona da inanıyordum, fatih hoca'nın vardır bir bildiği diye. necati'ye geldiği gün sallayanları en son, onun attığı gollerle katkı sağladığı şampiyonluğu ellerinde meşalelerle kutlarken gördük. futbol bu, belli olmuyor adamı ters köşeye yatırıp, yediriyor yazdıklarını.
App Store'dan indirin Google Play'den alın