• 8705
    şimdi öncelikle ben hayatı sarı-kırmızı yaşayan bir insanım. o yüzden allah da hep bu konuda yüzüme gülmüştür çok şükür. ilginç şekilde hep çevremdeki insanların isimleri takımımızdaki oyuncuların başkanların teknik adamların isimleri falan olmuştur. o yüzden peşinen söylüyorum buradaki isimlerle takımımızdaki kişilerin isimlerinin denk gelmesi tamamiyle tesadüftür. gelelim olaya sevgili sözlük.

    benim şirket uluslararası çalışıyor. iyi günlerimiz de oldu, kötü günlerimizde. bundan bir süre önce bizi başarıdan başarıya koşturan uğruna öl deseler öleceğimiz sevgili müdürümüz fatih, para ve güç çok tatlı gelince bizi bıraktı gitti. ondan sonra dikiş tutturamadık uzun bir süre. şirket sahibimiz ise, fatihten sonra yabancı arkadaşlarla çalışalım istedi. o yüzden bizim sektörde ünlü bir isim olan italyan robertoyu işin başına getirdi. allah var robertoyu sevdik hepimiz. ama yıl sonunda bizim patronla anlaşamadılar, ollmadı yani. neyse müdür robertoyu gönderip yerine başka bir italyan, cesareyi getirdi. getirdi getirmesine de, bu cesareyi müdür diye aldık, adam sezar salata çıktı. ağzımıza sıçtı resmen. uluslararası anlaşmalarımızı falan mahvetti. he bu sırada patronda şirketi devretti. yerine böyle yaşlı tonton bi dede geldi. bu işten pek anladığını zannetmiyorum ya o da başka konu. ne diyoduk. he sezar salata diyoduk. salata bizim şirketi harbiden salata gibi karıştırdı gitti. bunun üstüne, müdür olarak bu kaosta en iyi işi yapacağını düşünerek, bizim eski çalışanlardan hamza var onu işe aldılar. allah biliyor ya, hamza bu yıl boku yedi denen şirketi öyle ya da böyle ayağa kaldırdı. hamza gerçekten çok efendi , iyi niyetli bir insan. elinden geleni yapıyor. kayıp denen yılı kurtardı ve şu an rakip firmalara başabaş hale getirdi bizi. fakat hamza açıkçası bazen öyle hatalar yapıyor ki, biz çalışanlar olarak tepki gösteriyoruz. işte sıkıntı burada başlıyor. bir grup çalışan ısrarla gereksiz bir şekilde hamza yı ilahlaştırmaya çalışıyor. biz de seviyoruz hamza yı. biz de başarılı olsun istiyoruz. hele ki en son bi olay patlak verdi inanamazsınız. neymiş efendim, hamza bizim askerlik arkadaşımız değilmiş o yüzden adıyla hitap edemezmişiz. e iyide adama demezler mi "kardeşim ben roberto derken cesare derken neredeydin" diye. hamza burada önceden çalıştığı için onu eskiden beri tanırım. hamza benim için o iyi niyetli satış temsilcisi tatlı insandır. benim ona dost sohbeti sırasında hamza demem ne onu küçültür, ne de benim ona saygısızlık yapmak için yaptığım bir şeydir. biz bunları tartışırken bir de yönetim kurulundan açıklama gelmez mi " hamzaya hamza diyenlere idari yaptırım uygulayacağız" diye. arkadaş kraldan çok kralcı adamlar var. eminim ki hamza duysa sadece gülümser, uğraşmayın çalışanlarımla der. bu da böyle ilginç bir anımdır.

    bak konu nerelere geldi arkadaş ya. neyse başlığa yazma nedenim şudur. benim gibi insanların, benim gibi sarı kırmızı renklere gönül verenlerin bir arada olduğu güzel bir yer galatasaray sözlük. kişisel egolarımıza alet etmeyelim lütfen.

    eyyorlamam bu kadar.
  • 8708
    hamza hamzaoğlu'na dileyenin hamza diye hitap edebileceği yer.
    beğenmeyen verir eksisini, çok isterse atar mesajını.
    burda klavye delikanlılığı yapıp "anlamayana anlatırım" şekline girmek, kafasına uymayan yazarları fenerli ibneler diye tanımlamak, birileri rahatsız oluyor diye "hamza demeyi yasakladım" diyerek gerginliğe yol açmak kimsenin haddine değildir.
    saygıdan bahsedenlerin hepsinin ağzında hakaret, hepsinde bi "anlamadıysan anlatalım" tadında bir kurtlar vadisi havası, hepsinde bir "saygı duyacaksınız ulan akıllı olacaksınız yoksa linç ederiz, moderasyonu da arkamıza alır yazılarınızı sildiririz" havası.
    günlerdir sessiz sedasız okuyorum.
    haftalardır ortamı germemek için yazıp yazıp siliyorum yazdıklarımı ama yeter da!
    şunu aklınıza sokun (veya sokmayın bana ne amk); hakaret içermediği takdirde, iftira içermediği takdirde kim be isterse yazar.
    ben hâlâ hamza'ya inanan ekipten birisi olarak bundan sonra sadece hamza diye yazacağım.
    gelin anlatın madem amk.
    çok isterseniz yerim yurdumu da atarım özel mesajdan.
    tankınız tüfeğinizle gelin, moderatörünüzle gelin anlatın.

    huzur verin lan şu sözlüğe artık!
    moderatörler siz de bilader!
    ortamı yumuşatacağınıza açıkça kendi görüşlerinizi korumak için görevinizi kötüye kullanıyor; kendinize yakın adamları kayırıp, karşıt görüştekilerin organize olarak sindirilmesine göz yumuyorsunuz.
    ondan sonra "ortam gergin etmeyin:("

    gerginlikse gerginlik.
    bu mi istediğiniz gerçekten?
    öyleyse öyle olsun...
  • 8710
    çapsız jose, koçum jürgen, aslanım arsene ifadeleri kullanılan entryler girilirse muhtemelen onlar da silinecektir. kimsenin entrysi hamzaoğlu dediği için silinmiyor ki mourinho, wenger, klopp, aysal, ferguson denildiği zaman silinsin. gerçi bu farkı işaret eden tarzda entry giren arkadaşlarımız zaten mevcut sözlükte. fakat halen bunu anlamamakta ısrar eden varsa da kötü niyetlidir. dolayısıyla sözü fazla uzatmaya gerek yok.
  • 8713
    sosyal medyadaki genel sorunlardan nasibini alan sozluk. simdi internet oyle bir mecra ki, ozellikle twitter gibi sosyal paylasim siteleri ile beraber insanlar az lafla carpici seyler yazmak istiyorlar. bu da ister istemez muthis bir zeka ornegi yazilarla beraber, bir uçlarda fikir beyani halini de veriyor. bir film izliyor adam, "dunya'nin en iyi filmi, tartismam :(" yaziyor. carpici cunku. akilda kalici. futbolda bu daha da boyle. "veysel sari = dunya'nin en kotu futbolcusu", "tarik camdal = dunya'nin en kotu futbolcusu", "burak yilmaz = yeteneksizin onde gideni", "selçuk inan = futbolu coktan birakti", "sabri sarioglu = futbola tepki", "muslera = boyle gol mu yenir", "chedjou = en kotu defans", "semih kaya = altyapi cocugu olmasa istanbul sinirina sokmazsin", "koray = alamanci rapci" vs vs... bunlar oyle abartili seyler ki, bunu goren bir kisi de ister istemez akilda kalmak icin bu neviden uçlarda seyler yaziyor ve bu biz taraftarlara yapilan "musteri" muamelesiyle de birlesince kartopu gibi artan bir etkiyle buyuyor. cidden burak'in golcu olmadigi savunulabiliyor mesela. gol kacirdigi degil, formsuzlugu degil, adamin dogrudan varligi, bir baska dille hakikatin kendisi yerle bir ediliyor. o yuzden bir galibiyetle sampiyon, bir maglubiyetle havlu atmis, bir rakibinin kaybiyla yeniden sampiyon olunuyor. sozluk de maalesef bunlardan azade degil. olsa keske.
  • 8715
    seviyenin git gide düştüğünü gördüğüm ve üzüldüğüm sözlük. yazarların bazılarının, kendi içindeki kötülügün herkesin de icinde oldugunu düsünüp, buna göre kafasında kurup, insanlara nefret besledigini ve bu nefreti kusmak icin bu platformu tercih ettiklerini görmek daha da üzücü.

    bir insan , bir teknik direktör, bir aktör, bir film ,bir futbolcu farketmez eleştiri ile hakaret arasındaki çizgiyi kaçırdığın anda o insanı, o filmi, aktörü seven ve ya en basitinden senin içindeki nefrete sahip olmayan insanlar tarafından doğal bir tepki göreceğin sözlük aynı zamanda.
  • 8717
    merak ettiğim tek soru var. hamza olayına bu kadar takan sevgili renktaşlar, çıkın delikanlı gibi açıklayın. aranızdan herhangi biri, takımımızın değerli kaleci antrenörü taffarel'e taffarel hoca, andre taffarel vb. şekilde bir kere hitap etmiş mi? taffarel hocanın hamza hocadan farkı nedir? o sizin deyiminizle "saygı" yı hak etmiyor mu? o bu klübün gerçek manada efsanesi değil mi? siz hangi hakla taffarel'e ismiyle hitap edip, hamza'ya hoca demiyorlar diye insanları "ibne!" "fenerbahçeli" "karaktersiz" "medya gazına gelen" "insanları kötüleme amacında" vb. terbiyesiz laflarla itham edebiliyorsunuz? eğer taffarel'e hoca diyenler, hamza denmesine tepki gösteriyorsa, bak onların sonuna kadar arkasındayım. ama aranızdaki iki yüzlülerin tek derdi "iki satır hamza hoca koruyayım da belki popi olurum" dan başka hiç bir şey değil.
  • 8718
    fikrini beyan edip tartışacak kadar cesareti olmayan yazarlara sahip platform. bu kişilerin en iyi bildiği iş, gerçekler karşısında haksızlığı ortaya çıkınca karşı tarafın diğer tüm entry'lerini istisnasız eksilemek. bu akşam sanırım çok sevdikleri roberto mancini hakkında konuştuğum için adam 1 sene önceki entryimi eksilemiş. entry de şu: (bkz: #1449814). şunu eksilemek için korkak ve art niyetli olmak lazım. ya da fenerbahçeli. hoş ikisi de aynı kapıya çıkıyor neyse.

    daha öncede aynı durumla karşılaştım ve yine söylüyorum eksileyen kardeşim. istersen yazmış olduğum 800 küsür mesajı da eksile sikimde değil. ben burada düşüncelerimi ve naçizane bilgilerimi paylaşmak için bulunuyorum. siz ise millete sevimli görünmek, entrylerim on'lansın diye bulunuyorsunuz. ve de böyle güzel bir platform sayenizde boka sarıyor.
  • 8719
    teknik direktörümüz hamza hamzaoğlu hakkında yazılanları okuyup hayret ediyorum. takımı nerden alıp nereye getirdiğine bakın. rezalet top oynuyorduk onun öncesinde. yerlilerimizin yarısı ıslıklanıyordu arena'da. kendisi geldi ve sadece 1 maç kaybetti. herkes hata yapar. kendisi de yapacak elbette. kaldı ki yaptığı her hatadan sonra içtenlikle özür dileyen, bu takımın çocuğu olan galatasaray'lı bir teknik direktörden bahsediyoruz. onu alıp bağrımıza basacağımıza, hatalarını sineye çekeceğimize yeni teknik direktör adaylarına bakmaya başlamışsınız bile.

    son not olarak da şunu vereyim. bahis şirketlerine göre şampiyon olma ihtimali en yüksek olan takım biziz. büyük bi avantajı kaybetmiş olabiliriz elbette ama bizi o avantajlı konuma getiren de kendisidir. iyi niyetli ve çalışkan insanları üzmeyin. yabancı hayranı olmayın. hadi eyvallah.
  • 8721
    toplulukların kutsal kabul ettiği bazı değerler vardır. milletimiz için gazi mustafa kemal atatürk, galatasaray taraftarları için ali sami yen, metin oktay bunun güzel örnekleridir.

    bu değerler gülüp eğlendiğimiz capslere nasıl konu edilebilir? hadi bu onursuzluğu yapan haysiyetsizler var, bu heriflerin yaptıklarını şu sözlüğün yazarları nasıl paylaşırlar? daha geçen hafta hamza hamzaoğlu'na sadece adıyla hitap etmenin tartışıldığı * böyle bir yerde metin oktay'la ilgili capsler nasıl herhangi bir yaptırım görmez? ki mevzu bahis capste galatasaray'ı kalbinde taşıdığını anlatan bir efsane için! yazık.

    (bkz: #1675614) çok komikmiş olm, öldüm gülmekten. aferin.

    peşin edit: gerçi bir süre ismet paşa için neler yapıldığını gördükten sonra pek de şaşırmıyorum bu olanlara.
  • 8722
    icinde bulundurdugu yazarlarin bazilarinin bi standardının olmadigi sozluk.

    ozellikle bugunku macta * yaptığımız comebackten sonra cok ilginc goruntuler olustu sozlukte. bazi yazarlara gore bi oyuncu ya da teknik direktor hata yaptigi an dunyanin en kötüsü, guzel bir hareket yaptiginda ise dunyanin en iyilerindendir. eger bir oyuncu ya da teknik direktor iyiyse hatasiz olmalidir aksi halde leş ilan edilebilir, eski oyuncularla karsilastirilip yerin dibine sokulabilir. eger isler kötü gidiyorsa sırayla herkes gömülür nadiren birileri atlanir.

    futbolcu bazında konusursak; onceden iyi ya da kötü olmasinin bir onemi kalmayabilir, eger o an bir hata yaparsa her sey silinir. bunlari yazmak bir suredir aklimdaydi çünkü cok fazla abartili, artniyetli ve anlayissiz entry gördüğümü düşünüyorum. birini elestirirken illa yerin dibine sokmak zorunda degiliz arkadaslar. mac sirasinda da cok fazla ilginc yorumlar yapiliyor ama onlarda heyecanin ve stresin de payi yuksek oldugundan az da olsa disarida tutabiliriz. sampiyonluk yarisinin cok kritik olduğu bu zamanlarda destegimizi daha da arttirmak, abartili yorum ve eleştiri yapmaktan daha yararlı olacaktir bence.
  • 8723
    futbol romantikleri ile dolu sözlük.

    misal, 21 mart 2015 kasımpaşa galatasaray maçını ele alalım.

    burak yılmaz gol attı, bizim romantikler başladı sıvacılığa. ulan açın 4-5 ay önceki entryleri okuyun, hepiniz sövmüşsünüz adama.
    niye? zira bok gibi oynuyordu.
    hamza hocayla birlikte formu biraz yükseldi, güzel goller de attı ama hala aynı çalım atamayan, top süremeyen, sürekli faul yapan, yeteneksiz burak bu. yarın şampiyonlar liginde oynasak gene söversiniz. şimdi kral diyorsunuz.

    hamit altıntop
    evet, melo sakatlandı ve hamit birkaç maçtır iyi oynuyor.
    açın 4 ay önceki entrylere bakıp hafızanızı tazeleyin. avrupa maçlarındaki formunu hatırlayın. o sürekli çizgiye sıkışıp, sırtını rakibe dayayıp, kağnı gibi yavaş hamit'i aklınıza getirin. şimdi ülkedeki en iyi ön libero oyuncusu yaptınız.

    emre çolak, sabri sarıoğlu vs vs...
    lan yazarken içim kalktı valla.
    ben demiyorum ki bu adamları atın, yani umut bulut varken elbette burak'ı tercih ederim ama bunların hiçbiri galatasaray oyuncusu değil amk.

    bir maç iyi oynayan adamı görünce başlıyorsunuz sıvacılığa, sonraki hafta kötü oynuyor hemen itin götüne sokuyorsunuz.
    (bkz: olcan adın)

    o yüzden gereksiz romantizmden uzak durun. herkes neyse onu yazın, eleştirinin de övgünün de bokunu çıkarmayın.

    wesley sneijder, felipe melo, fernando muslera, aurelien chedjou ve belki selçuk inan
    diğer hepsi boş. bunlarla avrupada başarılı olmak imkansız.
  • 8725
    yazar olduktan sonra daha çok zaman geçirdiğim, yazmaktan ve okumaktan keyif aldığım, hiçbir sosyal medya platformunu kullanmayan benim için tek sosyal paylaşım platformu olan güzel bir yer. ne var ki çok sık olmasa da kendi düşüncesinde olmayan insanlara doğrudan veya dolaylı olarak aptal, küçücük beyinli, akıl yoksunu, vb. aşağılayıcı kelimeleri sarf eden yazarlar da var ve eminim bundan rahatsız olan sadece ben değilim. bir kişiye benden farklı düşünüyor diye (safi trollük yapmıyor ise) hemen hiç ofsayt basmamışken; benimle aynı düşünceleri savunan ama içerisinde az önce listelediklerime benzer aşağılayıcı sözler barındıran entrylere ofsayt basmayı görev edinmiş bulunmaktayım. bu tarz kelimeleri kullanan yazar arkadaşlar lütfen yazmadan önce tekrar düşünün; herkes sizinle aynı şekilde düşünmeyebilir, düşünemeyebilir ve bu tarz aşağılama sözcükleri sizin düşüncelerinizi daha değerli, daha vurucu hale getirmiyor. toplumun büyük kesimine göre daha saygılı, daha çok sesli bir paylaşım ortamımız olsa da daha iyisini yapabiliriz diye düşünüyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın