ilk dakikasından itibaren galibiyet için ısıran bir galatasaray görmek istiyorum. kontrollü oyunmuş, beraberliği cebe atmakmış, bunlar bizim kitabımızda yazmıyor. ya hep ya hiç abicim. doğrusu bu olduğundan değil, bizim yapabildiğimiz bu olduğundan bunu istiyorum.
fener'in savunması evlere şenlik denen türden. hücum etme niyeti sıfır olan anadolu takımları, hatta arka bahçe takımları bile istemeden bir dünya gol attı bunlara. o yüzden mümkün olduğunca orta saha güreşinden kaçınıp (çünkü elimizdekilerle kante ve guendouzi'yi güreşte yenemeyiz) hızlıca ceza sahaları içine girmemiz lazım. bunu da
gabriel sara'nın uzun ve duran topları ile
leroy sane'nin beklenmedik çapraz pasları ve driblingleri ile yapabiliyoruz sadece. o yüzden bu ikili yüzde yüz sahada olmalı. sane zaten kesin olacak ama sara yerine yunus'la başlamak maçı vermektir. hatta yunus son 20 dakikaya önde girmediğimiz durumda oyuna dahi girmemeli.
savunmada davinson, apo ve jakobs kesin; sağ tarafta ise benim tercihim singo olurdu. sallai-sane kanadını çok izledik ve ne verip ne veremeyeceğini iyi biliyoruz ; fakat hem defansif zaafları hem de artık tahmin edilebilir bir sağ kanat kurgusu haline gelmesi dolayısıyla derbilerde maç kazandıran x faktörün singo-sane kanadı olması gerektiği kanaatindeyim. sane'nin canlı bomba pas hatalarını en hızlı telafi edebilecek; ona hem dehasını gösterme hem de saçmalama hususunda en geniş alanı tanıyabilecek partner singo. sane'ye ne kadar insiyatif verirsek ve onun top kayıplarını ne kadar telafi edebilirsek kazanma şansımız o kadar artacaktır.
osimhen'i yalnız bırakmamak bir diğer kritik etmen. geçen sezonki derbi gollerimizi hatırlayın. osimhen'in hiçlikten var edeceği pozisyonları kovalayan bir uydu olmalı etrafında. bu geçen sene mertens'ti bu sene ise bu maç özelinde barış bu görevi üstlenmeli. neden, çünkü sara dahil orta sahamız rakip ceza sahasında felce uğruyor ve sane'nin görevi büyük ölçüde oyun kurmak olacak; bu yüzden barış osi'nin uydusu olmalı.
fener cephesinde benim beklentim kazanmak zorunda olmalarına rağmen yüzde 70 kaybetmemek, yüzde 30 kazanmak için oynayacakları yönünde. bunun rasyonel açıklaması yok; büyük oranda kulüp genetiği ve hissiyat. ellerindeki kadro kağıt üzerinde derbilerde oyunu tutup bir tane at kazana oynamaya uygun; ama dediğim gibi, biz gol atmayı ne kadar ister; ceza sahalarında topla ne kadar buluşursak onlar da o kadar saçmalayacaklar çünkü skriniar dahil geri beşlileri komedi. yeter ki gol atmak isteyelim, atarız.
taraftar taraftar olsun, takım da biz bunları yeneriz diye çıksın bu maçı alırız. ne zaman ki kontrollü oyun, bir puan yeter ayağına fener'e özgüven büyütme imkanı tanırız bizi yenerler.