• 203
    hani meşhur bir atasözü vardır iki ucu boklu değnek diye. bu atasözünü tanımlayan bir maç var ise, o da kesinlikle bu maçtır.

    kazansak sevineceğiz, yolumuza devam etme şansımız olacak fakat tudor denen antrenörlükten nasibini almamış ve alamayacak şahsiyet, bir ay daha takımın başında kalarak yeni sezonda şampiyon olma ihtimalimizi yok edecek.

    kaybedersek üzüleceğiz, tarihimize kara bir leke olarak geçecek ama tudor denen teknik direktörlük aleminin tarık çamdal'ını göndererek, belki de sezonu kurtaracağız.

    siz hangi ucundan tutmak istersiniz bu değneğin? galatasaray için hayırlısı neyse o olsun.
  • 205
    aklimdaki on bir:

    -----------muslera
    serdar-maicon-ahmet
    -------------koray
    rodrigues----------linnes
    ----------belhanda
    -----sinan-gomis-eren

    takimda zaten bek yok, orta saha yok. elimizdeki kozları efektif kullanmalıyız. geri üçlü ileri çıkmayacak. kanatlar yorulunca değişecek. koray ve belhanda kendilerini kanitlayacak. düşündüm durdum işin içinden başka türlü çıkamadım.

    edit: telefondan yazmıştım. düzenlerken sinan'i silmişim. hiç acımayıp çatır çatır basmışsınız ofsayti. bi topçu için değer miydi? :'(
  • 209
    başkanın, teknik direktörün çabalarıyla değil taraftarın baskısı ile yenmek zorunda olduğumuz maç. her şeyi geriye atıp galatasaray armasına desteğimizi son ana kadar göstermeliyiz. galatasaray türkiyenin avrupaya açılan kapısıdır. mentalitemiz türk olmayan takımları yenmektir. yerimiz olan avrupada yolumuza devam etmek için yılın en önemli maçıdır ve bundan sonraki her maç yılın rn önemli maçıdır.

    tahminimce ilk 15 dk de 1-0 ı yakalarsak devreye 2-0 girer maçı 3-0 kazanırız. akıllıca oynayıp baskıyı ilk anda kurmalıyız. vurduğumuz gol olur umarım.
  • 213
    bu maçta bize en ufak hesap kitap yaptıranların aq. ulan madrid'e karşı "bunu, bunu yaparsak kazanabiliriz" diyen takım ne hale geldi ya.

    rakip zaten belli. artık taktik mi yaparız dalakları sahada mı bırakırız bilmem de geçmemiz lazım. geçemezsek o taraftar bazı isimlere kabus gibi çökmeli. vurduğumuz gol olsun.

    ayrıca d-smart sahibi olup herhangi bir paketi olmayanlar izleyebiliyor mu? d-smart sezon öncesi maçları açık yayınlıyor genelde. bilgisi olan paylaşırsa sevinirim.
  • 214
    bir avrupa maçı. rakip kimse kim. amacı türk olmayan takımları yenmek olan bir camianın düştüğü duruma bak.

    sahada sadece rakip değil. galatasaray oyuncuları da titremeli. bu taraftar onları öyle bir sarsmalı ki hangi formayı giydiklerini anlasınlar. bu ne vurdum duymazlık. bu maç sonucu ne olursa olsun. galatasaray'ı bu duruma düşürenler hesabını taraftar önünde vermelidir. kardeşimi babamı yolladım. maç sonu bağıracaklar "yönetim istifa" !!!!
  • 218
    "takımı ve kulübübu hale getirdiğimiz, taraftarımıza bu kara geceyi yaşattığımız için tüm taraftarlarımızdan özür diliyoruz. mesaj alınmıştır; seçime gidiyoruz"

    abiler; geride bıraktığımız ve tek kelimeyle "fiyasko" olarak nitelendirilebilecek 2 sezonun mimarı olmasına rağmen halen mayıs ayında aday olacağını söyleyen dursun özbek'in çıkıp bunu söyleyeceğine gerçekten inanıyor musunuz? retorik bir soru değil bu; inanan varsa rica ediyorum yeşillendirsin.

    bakın bu sözlükte kimseyi tanımıyorum. yazanların ne iş yaptığını, ne kadar futboldan anladığını da ancak yazılarından yaptığım çıkarımlarla kestiriyorum. bununla birlikte ünsüz sertleşmesi kuralından, bağlaç olan de'nin ayrı yazılacağından bihaber insanlar ile phd sahibi insanlara kadar herkesin buluştuğu tek ortak nokta bu kadronun orta saha transferine ihtiyacı olduğu. halen transfer yok.

    herkesin buluştuğu bir ortak nokta daha melo gibi bir adamın gitmemesi gerektiği idi. gönderildi; yerine adam dahi alınmadı 2 senedir. verilen maaşlar, alınan çöpler, zamlanan veya uzatılan sözleşmelerde en cahilinden en bilgilisine kadar herkes "yanlış amk" dedi; yenilirsek istifa eder diye beklediğiniz adamlar bile bile bu yanlışları yaptı.

    mantıklı, aklı selim ve galatasaray sevdalısı herhangi bir yönetim en geç 2016/17 sezonu mart ayında "yapamıyoruz" diyerek seçime giderdi. gitmediler. gitmeye de niyetleri yok bakın açık söylüyorum.

    bu şartlar altında bu maçı kaybetmemiz sadece biz taraftarları mutsuz edecek, bizlerin uykusunu kaçıracak. başkanın çıkıyor yol kazası diyor la köy takımının seni sürklase ettiği maça. yol kazası yolda giderken olur; sen bildiğin, yola çıkamadan garaj kapısına gömdün arabayı ama ona göre yol kazası.

    bunları şu yüzden söylüyorum; bu maçı almamız lazım. bu maçta - her ne kadar ümitli değilsem de - turu geçmemiz lazım. zira elenmemiz faraziyesinde meydana gelecek tek sonuç eleneceğimiz ile kalacağımız. belki tudor gider ama mevcut zihniyette gelen adam - tabii gelirse; ayhan da hocamız olabilir sonra daha çok yan pas geri pas - tudor'dan iyi olmayacağından gerek kısa gerek uzun vadede geçen sezonlardan farklı bir sonuç doğmayacak.

    "elenirsek belki giderler" düşüncesine sahip arkadaşların niyetlerinin iyi olduğundan en ufak bir şüphem yok zira bu her aklı selim galatasaraylının yapması gereken eylemdir; ancak gitmeyecekler. bu bağlamda sizlerden ricam, en azından bu mecrada daha fazla "elenelim belki giderler" minvalinde giriler yazmamanız.

    sırf bu nedenlerle gün destek günü. bir şeylerin değişeceğine inansam gidelim protesto edelim falan ama değişmeyeceğinden, rezil olmamak ve gece uyuyabilmek için en azından bugün destek günü.

    edit: telefondan girerken yapılan typolar düzeltildi.
  • 219
    iki boyutu var:

    1) kazanmamız ve elememiz lazım. çünkü, en basit haliyle yarın biz elendikten ve uefa katsayımız dördüncü torba seviyesine düştükten sonra bunun toparlanması için başarılı beş sene gerekecek. uefa'ya "dear sir/madam, o dönem bizim başımızda tudor diye bir tip vardı. adam bunu, şunu yapmasına rağmen taraftarın bir kısmı tarafından şiddetle savunuluyordu. açın bakın monacoprensdaş (pardon dear sir/madam) ne yazmış." falan bahanelerini gösteremezsin. tudor üç ay sonra gider, yine baş başa kalırız. dört sene sonra tudor'un anısı bile "di mi öyle bir herif vardı. bruma'yla sıno'yu harcamıştık onun yüzünden" seviyesine düşer. ama biz bu katsayı puanı ile hep burada olacağız.

    2) maç boyu protesto lazım. eğer biz bu takımı bir şekilde eleyebilirsek ve tudor kalırsa sonumuz bundan iyi olmayacak. en iyi ihtimalle köy takımlarıyla eşleşe eşleşe gruplara kalsak bile tudor'un takımı batıracağı seviye ile uefa katsayısının bir önemi kalmayabilir. eğer takımın kadro seviyesi tudor vizyonuyla iki torba kadar düşerse, sen istediğin kadar üçüncü torbadan katıl daha sonraki avrupa kupalarına. bunun pratik bir kazanımı olmaz, 4'lenerek dönüp durursun. tudor kaldığı sürece keza avrupa'ya katılamama şansın katılma şansından daha fazla. eğer henüz kaybetmeden o stadyumdaki nefret dursun'un kulağına ulaşırsa kendini kurtarmak için tudor'dan daha hızlı vazgeçer.

    velhasıl, bunu yapacaklarına inanmasam da maç yoğun ıslık içinde geçmeli. kazanabilirsek iyi olur.
  • 224
    taraftarın sahaya etkisi taş çatlasın %10'dur. düdük çaldı mı futbolcu tribüne bakmaz pek. gözü de görmez zaten. bu tamamen fizyoloji ile alakalı. konsantrasyon denen nane bu zaten.

    bu nedenle orada 100 bin kişi olsa bile sahaya çıkacak olan kadro işi bitirir. en fazla ev sahibi takımın kendi sahasında oynamasının getirdiği psikolojik bir üstünlük olabilir. o kadar. onun dışında, hele hele bizimki gibi kendi futbolcusunu bile uyutan tezahüratlara sahip bir taraftarla, rakip makip yıkılmaz.

    yani takım maçı kazanacaksa kapasitesiyle ve çalışmasıyla kazanacak. eğer ki östersunds takımı ciddi şekilde incelenip buna göre bir taktik anlayışla sahaya çıkılırsa ve futbolcular da kapasiteleri kadar oynarlarsa turu geçebiliriz. aksi durumda bu akşam arena'da büyük şenlik var demektir.
  • 225
    passoligyüzünden stadyumda izlemeyeceğim karşılaşma.

    isveç'te yaşayan ablam ve yeğenlerim (12 ve 10 yaşlarında) türkiye'ye geldi, yeğenlere sordum maça gitmek istermisiniz diye, başta ıh mıh ettiler ( orada en popüler spor buz hokeyi) sonra, rakip isveçli vs vs diyince gidelim dediler. ancak gelin görün ki tek maçlara bile passolig üyeliği gerekiyormuş. yani bu maç için en uygun bilet fiyatı 40 tl, artı 35 tl de passolig parası, çarpı 2 etti bize 150 tl, ben de bilet aldım mı 190 tl (bende malesef passolig var). yani 120 tl'ye izleyebileceğimiz maçı 190 tl ye izleyeceğiz.

    bunun yanı sıra passolig ile uğraşmak kart çıkarılmasını beklemek, sonra stada erken gidip tek geçişlik kart için beklemek, taraftara külfet.

    yılda 2-3 haftalığına gelen yeğenlerimi yormamak adına yok dedim. bilet bitmiş gençler dedim.

    buradan galatasaray yönetimine sesleniyorum;

    yılda 1 kez türkiyeye gelip galatasaray maçı izlemek isteyen taraftara bu passolig olayını niye esnetmiyorsunuz. ayıp değil mi tuttuğunuzu öpmek. beşiktaş 2-3 taraftar kapayım diye ta çinlere giderken, en kaymak müşteri tabakası olan avrupalılara neden arkanızı dönüyorsunuz.

    bu passolig'in kaldrılması lazım. böyle olmaz, zaten bir işe de yaramıyor. şiddet mi önlendi? küfredenler mi cezalandırıldı. ne oldu? birşey yok. tek amaç rant.
App Store'dan indirin Google Play'den alın