• 14
    ön uyarı: eğer klasik müziği daha önce pek dinlemediyseniz ve buradaki parçalardan birini bile dinleyecekseniz dinlemeye en sondan başlayın.

    elit bir sözlük olduğumuzdan ötürü bugüne kadar açılmamasına anlam veremediğim başlıktı. açılış esnasında bir de fransız horozu kesmemiz icap ederdi aslında, ama et yemediğim için bu şimdilik bekleyebilir. brüksel lahanası kesebilirdik, ama tadından nefret ediyorum. aslında bu satırları yazarken cognac ya da vermuth içmem gerkiyordu, ama boğma rakının üzerine yazıyorum. "horoz yok, vermut yok, ne var lan it!" dediğinizi duyar gibi olup duymazdan gelmekteyim. neyse ki bu satırları yazarken sağ yamacımda aziz piyanom juno var da başlığımıza uygun bir şey atmosfer katıyor en azından ortama... böyle başlamıştım 22 haziranda, ama daha sonra zaman bulamadığım için entry kalmış. tamamlayamamışım. tamamlayalım:

    bu gruptan biri de benim. ilkokuldan beri çok severim klasik müziği. her şey rastgele ve ucuz olduğu için alınan bir cd'yle başladı. o zamanlar cd'ler yeni yeni yaygınlaşıyordu ve eve alınan toplam 4 cd'den biriydi bu. karışık ve çok iyi seçilmemiş, çoğu popüler olmaya çok yatkın eserlerin oluşturduğu bir albümdü. beethoven ve strauss'u hatırlıyorum. strauss'tan hâlâ kulağımda olan ama çok sık dinlemediğim bir vals ve beethoven'in dokuzuncu senfoniden "neşeye şarkı" diye bilinen, en popüler bir buçuk dakikası. (oysa dokuzuncu senfoninin otomatik portakalda da kullanılan ikinci movem'i (molto vivace) müzikal açıdan daha iyidir. daha yüksek bir gerilimi içinde barındırır). neyse... klasik müzik maceram böyle başladı. belki on yaşındaydım. hatırlamıyorum. daha sonra gitar çalmayı öğrendim. klasik ve akustik gitarlar. klasik gitarı çok sevemedim, ama o dönemde de rastgele klasik müzik parçaları dinliyordum. ama 16 yaşındayken tanıştığım wagner ve rachmaninov birçok şeyi değiştirdi bende. rachmaninov sayesinde rus müziğine eğildim. daha modern isimleri dinledim. sonra da klasik müziğin her dönemindeki isimleri önemli isimleri tek tek araştırdım. o zamanki klasik müzik zevkim son derece yüzeyselken şimdi olaya daha hakimim.

    benim için klasik müzik demek organizasyon demek. oda müziğinden tutun da senfonilere kadar böyledir bu. sahneden belki 70 müzisyen birbiriyle bağlantılı hareket eder. hayatımdaki ilk klasik müzik konserinde buna hayran olmuştum. moskova senfoni orkestrası yeni yıl konseri için gelmişti. (önümde ilber oraylı ile murat bardakçı oturuyordu. sahneyi onların kafalarının arasından görüyordum. öhöm öhöm.) gözüme ilk çarpan şey bu kadar insanın böylesine tek vücutmuş gibi hareket etmesi olmuştu.

    daha sonra öğrendiğime göre atatürk de aynı şeyden etkilenmiş. sofya'da ilk kez opera izlediğinde salih bozok'a "adamların bizi balkanlar'da neden perişan ettiğini şimdi anlıyorum." demiş. dünyanın en güçlü klasik müzik ekolünün alman-avusturya ekolü olması ve onların hayatlarındaki organizasyon duygusu da bir tesadüf olamaz değil mi?

    şimdi küçük biraz eleştirel bir şeyler söyleyeceğim. "müzik evrenseldir" sözünü herkes kullanır, ama bu sözün ne anlama geldiğini çok insan düşünmez. "müzik evrenseldir" sözü, klasik müziğin kendini gayet emperyalist ve üstten bakan bir biçimde dayatmasıdır. müzik evrensel değildir. bir avrupalı, afrika müziğini bir afrikalı gibi anlayamaz, ya da bir afrikalı avrupa müziğini aynı şekilde anlayamaz. eşyanın tabiatına terstir bu. farklı yaşanmaışlıklar, farklı hatıralar, farklı koşullar var. oysa klasik müzik "müzik evrenseldir" diyerek kendini dayatıyor. müzik evrensel falan değildir. böyle saçma sözlere inanmayın. neşet ertaş evrensel değildir, ama bu onun değersiz olduğunu göstermez.

    türkiye'de ve avrupa rusya dışındaki ülkelerde klasik müziğe gerçekten bir önyargıyla bakıyor insanlar. öteki ülkelerdekini bilmem, ama türkiye'de eğitimsizlikten. insanlar ille de klasik müziği sevmeli demiyorum, ama çoğu insan bilmiyor. bu sadece müzikle sınırlı bir şey değil. bir almanla konuşursanız onun soru sorma sistematiğine şaşırırsınız. almanlar sürekli soru sorar. çünkü onların okullarında soru sormak öğretilir, oysa bir türk soru sormaz. soru sormayı bilmez türkler. herhangi bir basın toplantısını izleyin, sorular ne kadar niteliksiz. gazeteciler bile soru sormayı bilmez türkiye'de. soru sormayı bilemeyince de öğrenme yetenekleri pek gelişmiyor. bu normal. türkiye'deki bu tembellik sadece müzik konusunda değil. edebiyat konusunda da. kaç kişi tanpınar'ı, orhan veli'yi, edip cansever'i hakkıyla okumuş? etrafınızda kaç kişi? sokaktaki kaç kişi? bence türkiye'de özellikle tayyip erdoğan döneminde genel olarak seçkinciliğe karşı bir tavır var. daha seçkine özenmeden nasıl daha iyi olunur? benim aklım almıyor gerçekten. bu sözlükte de birçok yazar sıradan olanın, vasat olanın övgüsünü yapıyor. bu zihinsel kısırlaşmadır. kabuğun içinde mutlu olmak, zihinsel tembelliktir. zaten bizim toplum zihinsel olarak tembel. herkes diyor ya "türk toplumu çok tembel" diye. ben buna katılmıyorum. fiziksel olarak çok çalışıyor bence türkiye'deki insanlar. günde dokuz saat. avrupa'da bu yok. fiziksel olarak çok iyi çalışıyoruz, ama kaçımız hobi olsun diye dil öğreniyoruz? kaçımız hobi olsun diye bir müzik aleti çalıyoruz? resim kursuna gidiyoruz? kaçımızın evindeki kitaplıkta bin beş yüz, iki bin kitap var? bence genel olarak öğrenmeye kapalı bir toplumuz ve memleketteki klasik müzik önyargısının temelinde de bu var. yenilik yapmak diye bir şey yok çoğumuzun kafasında.

    bir gün bir klasik müzik konserine gidin. istanbul'da ucuz ve sevimli konserler oluyor. on lira, yirmi lira. bunlara gidin. küçük oda müziği grupları, resitaller ya da ikili üçlü gruplar. konu dağılmasın. başlıyorum.

    klasik müzik dönemlerini ve en önemli sanatçıları:

    başlamadan şunu söyleyeyim: eğer klasik müzik dinlemek istiyorsanız bence listenin sonundan başlayın. en modernden, çünkü şimdinin ruhuna en fazla o yakın. benim size önerim, entry'nin sonuna gidin ve en sonran başa doğru dinleyin. ludovico einaudi'yi dinlettiğim herkes çok, ama çok sevdi.

    öncelikle rönesans dönemi diyelim. bu dönemde çok sesli müzik yeni yeni başlar. ama çalgısız, insan sesine dayalı eserler bestelenir genellikle. madrigaller yaygındır. madrigallerde çalgı yoktur, insan sesi ön plandadır. barok dönem sanatçısı monteverdi'de bu ikisinin mükemmel uyumunu görürüz. müzisyenler genellikle kilise için çalışır. eserlerde dini temalar son derece yaygındır. açıkçası bugüne kadar hiç rönesans eseri dinlemedim, ama kısa zamanda araştıracağım bunu.

    rönesanstan sonra barok dönem gelir. tıpkı klasik dönem ve romantik dönem gibi görkemlidir. müzik türleri çeşitlenmeye başlamıştır. aslında çok önemli bir dönem olmasına rağmen adı pek bilinmez. klasik müziğin gerçekten klasik müzik kimliğini kazanması bu döneme denk gelir. rönesans öncesi ve barok arasında inanılmaz farklar vardır, ama barok ve sonrası için inanılmaz farklar yoktur.

    barok dönemde bildiğimiz anlamda piyano yok. klavsen var. yani bu dönemde piyano için yazılmış bir eser yok, çünkü piyano yok. bach bu dönemin sanatçısı. kimileri bach'ı bütün zamanların en büyüğü diye tanımlar. ayrıca bu dönemin başka önemli sanatçıları dört mevsim'in bestecisi vivaldi, şampiyonlar ligi müziğini borçlu olduğumuz handel ve benim pek bir sevdiğim monteverdi.

    bach: http://www.youtube.com/watch?v=QA1L0SsEXxU
    aslında daha popüler eserleri de var, ama bunları zaten duymuşsunuzdur.
    yine de air g string'i dinlemeniz gerek, kaçırdıysanız: http://www.youtube.com/watch?v=ZS-HWIFyLsE
    glenn gould'dan harika bir bach yorumu: http://www.youtube.com/watch?v=PUNtGG1tH9c

    monteverdi: ilahi güzellikte bir parça dinlemek isterseniz: http://www.youtube.com/watch?v=wAPxEW16SCA

    handel: önerim: http://www.youtube.com/watch?v=JSAd3NpDi6Q

    ve monteverdi'den hoşlandıysanız yine insan sesinin ön planda olduğu bir eser. handel'den: http://www.youtube.com/watch?v=qz0jxBR5M5s

    allegri: http://www.youtube.com/watch?v=4lC7V8hG198

    vivaldi: benim çok dinlediğim, bildiğim bir isim değil. çok sevdiğim bir eseri vardı, ama bulamadım. en popüler eserlerini zaten reklamlardan falan çok iyi biliyorsunuz. bunların dışında bir şey: http://www.youtube.com/watch?v=pJzpqVSDlok
    http://www.youtube.com/watch?v=7v8zxoEoA_Q
    ya da stravaganza: http://www.youtube.com/watch?v=Tqbv9cPyBfs
    ben en çok kış bölümünü severim dört mevsim'den: http://www.youtube.com/watch?v=TZCfydWF48c
    dört mevsim'den yaz: http://www.youtube.com/watch?v=VC3qO2V1AXY

    klasik dönem: bu dönemde eserler daha sadedir. barok dönem, adı üstünde aşırı süslüdür. nasıl ki barok mimaride süsleme için aşırı kıvrımlar kullanılmıştır, barok müzikte de aynı şekilde aşırı süslemeler vardır. klasik dönemin en önemli farklı daha sade eserlerin yazılması. ayrıca, tabii, piyanonun icat edilmesidir. bu dönemde piyano varsa mutlaka ön plandadır. geri planda piyano yoktur. piyano bu dönemde domninattır. bu dönemin en önemli sanatçısı şüphesiz mozart'tır. öteki de haydn. sadece iki isim önemli giriş için. ama bence haydn ilk etapta çok önemli bir isim değil. o yüzden tek isimle idare edelim:

    mozart: herkes mozart'ı türk marşıyla tanır türkiye'de. normal. bu türk marşı'nı bir daha dinlerseniz, bu marşın yeniçeri'lerin iki ileri bir geri ritimde yürümeleri ve mehter takımı'nın müziklerinden esinlenilerek yazıldığını düşünerek dinleyin. ama benim mozart'tan seçeceğim eser bir konçerto. bu eser bir piyano konçertosu olmasına karşın piyanonun solist olarak kullanıldığı icralar pek az. neden anlamadım. yaylılarla da çok iyi tabii ki. ama piyanonun tahtı başka:
    http://www.youtube.com/watch?v=df-eLzao63I
    ve aslında neşeli ya da coşkulu gibi görünen, ama hüzünlü bir eser:
    http://www.youtube.com/watch?v=_Ab-70I7tqA
    kırkıncı senfoni: http://www.youtube.com/watch?v=l45DAuXYSIs

    romantik dönem: genellikle en sevilen eserler buradan çıkar. birçok müzisyen romantik dönem eserlerini çalmayı daha çok sever. bu dönemin en önemli özelliği klasik müziğin sınırlarının esnemesi ve daha çok insana hitap etmesidir. bu dönem eserlerini sevmek daha kolaydır genellikle. bu dönem kendi içinde de üçe ayrılır. aynı şeyi bizim osmanlı müziği için de yapar bazı müzik tarihçileri, ama bence çok yanlış bir yol.

    erken romantik dönem: burada kapı gibi beethoven vardır. zaten romantik dönem de onunla başlar. temalar daha bireyseldir. ve benim çok sevdiğim schubert. rossini de önemlidir ama ilk iki isim daha da önemli.

    schubert: http://www.youtube.com/watch?v=8VStRc-tgik bu esere bayılırım. en çok dinlediklerim arasındadır.
    horowitz'ten bir yorum yine: http://www.youtube.com/watch?v=dthy1tDjWtQ

    beethoven: zaten önemli eserlerini biliyorsunuz. dünyada en kolay sevilecek klasik müzisyen o... ben en popülerlerinden yazmayacağım: http://www.youtube.com/watch?v=n2nG1bt7IBM
    ayışığı sonatı'nı da seversiniz: http://www.youtube.com/watch?v=vQVeaIHWWck
    yedinci senfoni benim en sevdiğim senfonisidir: http://www.youtube.com/watch?v=mgHxmAsINDk

    orta romantik dönem: klasik müziğin avrupa'ya yayıldığı dönem. wagner, verdi bu dönemin sanatçılarıdır. bu dönemin en popüleri kuşkusuz chopin'dir. küçük takımların büyük oyuncusu diyoruz ya,

    chopin de öyle. hiç önemli büyük eseri yoktur. hep küçük eserleri vardır:
    http://www.youtube.com/watch?v=HcfmbRo8CP0 bu eseri çok popüler,
    ama bunu almak istedim, çünkü gerçekten çok zarif, çok ince bir yapısı var. o yüzden çok seviyorum.
    ve yine horowitz çalıyor: http://www.youtube.com/watch?v=upK-idb8r4g
    http://www.youtube.com/watch?v=Z71CHZDwbRA

    brahms: http://www.youtube.com/watch?v=8rTcnm3tld0

    paganini: http://www.youtube.com/watch?v=vPcnGrie__M yine çok severim.
    http://www.youtube.com/watch?v=aOiZlFh7Oxs
    bunu da sevebilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=YaxHZxvmSwQ

    liszt: http://www.youtube.com/watch?v=MfDmUk7ie6s
    http://www.youtube.com/watch?v=WqrusoQ6xVM

    schumann: http://www.youtube.com/watch?v=ZYdoSYkCFTg dinleyin bunu da, çok severim.
    http://www.youtube.com/watch?v=yOK4Ux6dX1M

    bizet: ve bir aria: http://www.youtube.com/watch?v=zEYIqN7DfrA

    bonus: horowitz, liszt ve schubert çalıyor: http://www.youtube.com/watch?v=aXBHF1iFoqc

    geç romantik dönem: burada işte rusya devreye giriyor: çaykovski, borodin gibi isimlerle karşılaşıyoruz. dvorak yeni dünya senfonisini yazıyor.

    çaykovski'nin büyüklüğünü gösteren bir final: http://www.youtube.com/watch?v=Fn0AWgJQTRc
    bunu yüksek sesle dinleyin: http://www.youtube.com/watch?v=NhFHpplFpPI
    borodin: http://www.youtube.com/watch?v=Sw1weml0-r0
    dvorak: yeni dünya senfonisi. en gerilimli eserlerden biri: http://www.youtube.com/watch?v=p9OBf8f55tU
    shostakovich: http://www.youtube.com/watch?v=mmCnQDUSO4I
    prokofiev: http://www.youtube.com/watch?v=bBsKplb2E6Q (sahaya bu müzikle çıkmamız gerek)

    modern dönem: burada rachmaninov önemlidir. strauss ve mahler de. açıkçası bu dönemden sadece rachmaninov'u çok iyi dinlediğimi söyleyebilirim. ötekilerin bütün eserlerine ulaşamadım, ama önemli kısımlarını dinledim.

    mahler: http://www.youtube.com/watch?v=-YnZuS1m9V4

    rachmaninov: http://www.youtube.com/watch?v=RgtEUr_n9vM
    bence burada da harika çalınır piyano: http://www.youtube.com/watch?v=jv2dne019yg

    ludovico einaudi: http://www.youtube.com/watch?v=fEOJQawykD0 beyaz bulutlar...

    atladığım önemli isimler de oldu, shostakovich, bartok, prokofiev ya da dvorak... dvorak'ın yeni dünya senfonisi'ni mutlaka dinleyin. sonra birçok güzelim aryayı da atladım. glenn gould, alfred cortot, rubinstein ya da horowitz gibi önemli piyanistler için mesela ayrıca bir yazı yazmak gerekir. belki başka bir yazının konusu olur. bilmiyorum bu yazıyı da okuyan, seven, yazıyla ilgilenen olur mu. sadece küçük bilgiler vermek istedim. o kadar. bir kişiye bile bir şey öğretebildiysem benim için önemlidir.

    edit: yeni dünya senfonisini, prokofiev ve şosta'yı ekledim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın