• 1153
    hakemi maç sonucuna etki eder.

    var sistemi bile avrupa'daki gibi işlemez, rezil edilir. şeffaflık yoktur. var kayıtları açıklansın dersin, açıklanmaz. bazılarına leblebi gibi penaltı verilirken, bazılarının penaltısı verilmez. bazılarına verilen penaltılar o kadar komiktir ki, en ufak bir temasa penaltı çalınır. oyun basketbola dönmüştür.

    bazı takımlar 11 kişiyle kapanmaya, oyunu çirkinleştirmeye gelir. puan, futboldan daha önemlidir. böyle olunca başka memleketlerin 2. liginin bile oyun zevki ve kalitesi daha yüksek hale gelmiştir.

    bazı kulüpler başka kimse kalmamış gibi, hep aynı teknik direktörleri getirip getirip, gönderir. avrupa'da değil teknik direktörlük, futbola dair hiçbir şey yapamayacak adamlar burada teknik direktör yapılır.

    pozitif futbol oynamaya çalışana destek olunmaz, köstek olunur. zırt zırt oyun durur, akmaz. emek hırsızı kendini yere atar. meslektaşlarının bakışı arasında zaman çalar, emek çalar. oyun 5 dakika durur, uzatmalara 3 dakika eklenir. bir dakikasını da kaleci topu dikmek için çalar. top yükselir, hava topuna çıkanlardan zamanı çalmak isteyen sniper vurmuş gibi düşer, kıvranmaya başlar. 2 dakika daha güme gider. topallaya topallaya çıkar, hemen elini kaldırıp tazı gibi koşarak oyuna girer. bütün bunlara göz yumulur. okurken yoruldunuz, psikolojiniz bozuldu değil mi? oysa bunu her hafta yaşatıyorlar bize.

    hani futbol temaşa oyunuydu? hani eğlenceydi? biz futbolseverler bu işkenceyi, bu kalitesizliği çekmek zorunda mıyız?

    en son ne zaman ailece pazar gündüz maçı izlediniz?

    en son ne zaman, "ufff tempoya bak" dediniz?

    en son hangi maçta kendini yere atıp zaman geçiren sözde futbolcuya denk gelmediniz?

    taç çizgisi dibinde faule maruz kalan futbolcu, serbest vuruşu kullanmak için topu 2-3 metre içeri attığında ve hakem buna engel olmadığında ne hissediyorsunuz?

    adam gibi topunu oynamak yerine en ufak mücadelede yerde kıvranmaya başlayan rakip oyuncu görünce "eyvah ya bir şey varsa ve şimdi bizimki atılırsa" demekten kendi kendinizi yemek nasıl bir duygu?

    en son hangi maçtan sonra psikolojiniz bozulmadan ailenizle mutlu, mesut hafta sonuna devam ettiniz?

    ceza sahasına gelen herhangi bir ortada, top savunmacının herhangi bir uzvuna çarptığında "el" diye bağırıp ortalığın yangın yerine verilmediği pozisyon kaldı mı? çamura yatmak bu kadar mı yaygınlaştı? ayakta kalıp yıkılmayan, mücadele eden kaç oyuncu sayabiliyorsunuz? yüzüne gelen en ufak bir darbede meslektaşını oyundan attırmaya çalışmak yiğitlik midir?

    sahi yiğitlik, mertlik, delikanlılık kaldı mı?

    neden efl izlemek çok zevkli? epl demiyorum dikkat edin...

    milli takım bunca genç ve yetenekli oyuncu havuzuna rağmen neden uluslar liginde küme düşüyor? neden maç kazanma problemi var? kulüplerinde yıldızlaşan oyuncularımız neden milli takımda verimli kullanılmıyorlar? benim milli takımıma küme düşüren başarısız milli takım teknik direktörü neden hala görevine devam ediyor? avrupa'da adımızı duyuran, göğsümüzü kabartan bunca değerli ay yıldızlı oyuncumuzu bu başarısızlığa sürükleyen ve ekibi yönetemeyen teknik direktör neden hala takımın başında?

    neden? neden? neden?
  • 1154
    tıpkı türk dizileri gibidir. maçları seyrederken birkaç dakika bir işin olsa ve onu yaptıktan sonra tekrar dönsen hiçbir şey kaçırmamış oluyorsun. aynı sıkıcı futbol devam eder. pozisyon ve gol azdır, sahada sistem olarak hiçbir şey yoktur, ama bol kavga, bol magazin eksik olmaz. fakat mesela başka liglerdeki oynanan futbola bakıyorsun, atıyorum ingiltere liginde orta sıra bir maç izlerken dahi, bir iki dakika ara versen, kaçırdığın onlarca şey oluyor. sürekli heyecan, sürekli pozisyon, goller, futbol anlamında pozitif birçok şeyi içinde barındırıyor. türk futbolunun en büyük sorunu içinde futbol diye bir şeyin olmayışıdır.