• 48
    geçen hafta başlamıştım, dün gece bitirdim.

    öncelikle şunu söylemek istiyorum; çok güzel, süper, arşivlik bir belgesel olmuş, görüntü kalitesi, çekimler, röportajlar, herşey müthiş olmuş...

    birşeyler yazacağım ama nerden başlayacağım bilmiyorum; 1986'da chicago bulls'un boston celtics'e elendiği maçlarda, daha doğrusu ilk iki maçta sırasıyla michael jordan'ın 49 ve ikinci maçta 63 sayı atıp play off rekorunu kırması çok dikkatimi çekti.

    1989'da clevland'ı yenip konferans finaline yükseldikleri maçta, michael jordan'ın son saniye basketi sonrası sevinci görülmeye değer.

    bunun dışında mesela 89 ve 90'da detroit pistons'a elenmelerinden sonra, ertesi yıl bu defa chicago'nun detroit'i 4-0'la süpürmesi çok güzel olmuş. :) öyle ki detroit oyuncuları bunu sindiremeyip 6-7 saniye kala sahayı benchi filan terketmişler... :) detroit savunmasıyla öne çıkan bir takımmış zamanında, savunma derken bildiğin dövmüşler yani chicago'lu oyuncuları eşleşmelerde.. :) hatta o dönem michael jordan öncesinde pek ağırlık çalışmazken kendini daha kuvvetlendirip, daha iyi hale gelmek için çok iyi çalışmış..

    efsanevi koç phil jackson ne kadar da karizmatik, giyimi olsun, konuşması olsun, yani ben farklıyım diyor; çok net bir şekilde göze çarpıyor bu durum.

    scottie pippen'in iyi bir sözleşme ile sözleşmesinin uzatılmamasına çok şaşırdım, tamam jerry krause denen adam bence de hödüğün teki, çok itici buldum, pippen' da söylediklerinde bence çok haklı, yani araları kötü diye mi tüm bunlar ? bunun
    başka bir sebebi varsa bu yazımı okuyan arkadaşlar mesaj kutumu yeşillendirebilir.

    dennis rodman ise kendine özgü hal ve davranışları ile birlikte bence müthiş bir karakter, maçlar oynanırken las vegas'a eğlenmeye gitmiş, yine sanırım play off larda güreş maçına gitmiş; giyimi, tarzı çok farklı ve özel bence. :) bununla ilgili de '' ben bunu yapmak istiyorum, böyle yaşamak istiyorum. '' tarzında çok güzel ifadeleri var.

    neyse 91'de magic johnson'lu lakers'a ilk maçı kaybettikten sonra, üst üste 4 maçı da kazanan chicago michael jordan ile ilk şampiyonluğunu kazanıyor.

    98'de yani the last dance'da utah'da 6. maç da michael'ın önce erken sayı bulması, sonra iyi savunma yapıp topu çalması ve harika bir crossover ile maçı chicago'ya kazandırıp, bulls'un 6. şampiyonluğunu kazanması, herşey çok güzel olmuş..

    1991'den 93'e üst üste 3 yıl, sonra beyzbol sonra tekrar takıma katılıp 1996'dan 98'e yine 3 yıl yapılan üçleme, şampiyonluk... yani daha ne olsun... majestleri söylenmesi gereken şeyleri zamanında söylemiş... 8 yılda 6 şampiyonluk kazanmış, bu 6 şampiyonlukta da finallerin mvp'si seçilmiştir.

    neyse fazla uzatmayayım; belgesel çok güzel olmuş, izlemeyen varsa açıp izlesin. sağda solda atıp tutanlara inanmayın, takımın, ekibin vs. %80'i filan, rakip oyuncular, dönemin muhabirleri, gazetecileri vs. herkes katılmış nerdeyse; tamam 1 kişi yalan söyler dersiniz, uydurmuş dersiniz de; burda herkes mi atıp tutuyor ? bu tür karalamalara da izin vermeyelim; aklı başında olan adam izin vermez de zaten...

    ha unutmadan son olarak bir de jordan için '' arkadaşlarına iyi davranmamış '' gibi ıvır zıvırlar söyleyip algı yapmaya çalışan tipler var, bırakın bu atıp tutmaları, sporda herşey canım cicim ile olmaz, tabii ki yeri geldiğinde uyarı, gerekirse tartışma vs olucak, sanırım 7. bölümde jordan buna benzer durumu o kadar iyi ifade ediyor ki; scott burrell için, bildiğin üzerine oynamış, '' bana kızsın bağırsın, sataşma bana '' desin diye anlatmakta jordan, ve şöyle bitiriyor; '' hiç dedirtemedim, o kadar iyi bir adamdı ki... '' bunu söyleyiş şekline, jordanın yüz ifadesine bir bakın söylerken, anlatırken ne kadar da samimi içten...

    şahane, çok güzel bir yapım, belgesel olmuş; basketbolsever tüm arkadaşlara tavsiye ediyorum.

    dün gece belgeseli bitirince bir şeyler yazmak istedim, acele oldu, hızlı oldu, unuttuğum noktalar olmuştur, bir ara ekleme yaparım. :)

    son olarak the last dance'ın başlangıcında jenerikte verilen o basket, yani michael jordan'ın son dansı yaptıkları utah maçında, harika crossover sonrasışampiyonluğu kazandıran atış, anlatamam yaa çok şahane olmuş... :)