• 193
    her galatasaraylı adına korkunç bir sezon. sezona zaten iyi başlamayıp bir de üstüne avrupa defterini adını sanını duymadığımız karpaty lviv karşısında kapamıştık. ilk 2 hafta mağlubiyetler sonrası bir 4 maçlık seri yakalasak da sonrası hep hüsran hep hüsran. ligde fenerbahçe ve trabzonspor müthiş bir yarış içine girmişken -ki fener 2. yarı açıldı, sonra 3 temmuz, şike mike falan biliyorsunuz- biz erkenden güle güle dedik sezona. türkiye kupasına da çeyrek finalde veda edince bu sezon bir an önce bitsin diye dualara başladık. haftalarca kazanamadığımız maçlar da oldu, ağır mağlubiyetler aldığımız maçlar da oldu.

    ee geriye ne kaldı? derbiler. hiç yoktan derbilerde ne yaptık diye sorarsak, hiç bir şey. fb, bjk, ts ve son şampiyon bursa'yı da katarsak bu 4 takıma karşı oynadığımız 8 maçta 1 puan almıştık ki o maç da rijkaard'ın ayrılıp yerine gelen hagi'nin ilk maçı olan 24 ekim 2010 fenerbahçe galatasaray maçıydı. son 10 maçta 10 mağlubiyet aldığımız kadıköy deplasmanında umutsuz gidip mükemmel oynamıştık, bizim yerimizde fener olsa 4-0 5-0 bitecek maç 0-0 bitmişti.

    bunun dışında ali sami yen'e veda dediğimiz 11 ocak 2011 galatasaray beypazarı şekerspor maçı ve yeni stadımıza merhaba dediğimiz 23 ocak 2011 galatasaray sivasspor maçı da sembolik maçlardı.

    peki sonra ne oldu? ünal aysal geldi, fatih terim geldi. avrupa başarıları, lig şampiyonlukları geri döndü. arada biraz takıldığımız zamanlar olsa da iyi bir istikrar yakaladık.

    umarım o günleri görmeyiz bir daha. en dibi gördük, daha dibi var mıdır bunun bilemiyorum. bir yandan iyi oldu bu. dibi görmeden zirveye çıkmak zor çünkü.