22773
kendisiyle ilgili son zamanlarda okuduğum en güzel tespit şu oldu: ''okan hoca, her şeyin çok yolunda gittiği bir fm kariyeri yapıyor gibi.'' fm oynayanlar çok iyi anlayacaktır bu durumu. yıllardır başında olduğunuz, artık lig şampiyonluklarının hedef olmaktan çıktığı, her oyuncuyu ezbere bildiğiniz, giren çıkan herkesin katkı verdiği ve kendinize spesifik hedefler belirlediğiniz bir dönem vardır oyunda. yavaş yavaş o kariyerin sonlarına geldiğinizin işaretidir aslında o çünkü yapılacak bir şey kalmamıştır. öyle bir durumda gerçekten. devam et butonuna her tıkladığınızda gelen kutunuzda ayrı bir övgü mesajı görürsünüz.
gerçekten de öyle. okan hocanın kırmadığı rekor, yaşatmadığı mutluluk kalmadı ancak juventus'u elemesinin üstüne şu son 1 haftada önce deplasmanda beşiktaş'ı yenmesi, ardından liverpool'u içerde 2. kez mağlup etmesi, devamında da başakşehir'i yenmesi sanırım yaklaşık 4 yıllık galatasaray kariyerinin en ''masterclass'' anı oldu. üstelik ilk defa mart ayı biterken en yakın rakibinin 7 puan önünde. ligde de doludizgin yani. yani sadece skorlar değil, takımın oyunu ve ruh hali de tamamen yeşil gülen suratlar durumunda. herkes iyi anlaşıyor, herkes hocaya tamamen ipleri vermiş durumda.
okan hocanın yaptıklarını başkası yapsaydı muhtemelen kibirden kendini kaybederdi. yani değil bu kadar dokunulabilir, ulaşılabilir, eleştirilebilir olmak; muhtemelen kibir kulelerinden etrafına sur çekerdi. kimse de ulaşamazdı. herkes de ''hakkıdır'' derdi, daha da pohpohlardı. tek tek girmek istemiyorum ama 1 tane* şampiyonluğu olan tiplerin ekranlara çıkıp neler yaptığını görüyorsunuz. guardiola zannediyorlar kendilerini. böyle bir ortamda okan buruk'un bu kadar mütevazı takılması da başarının kime nasip olduğunu gösteriyor gerçekten.
ancak olur da liverpool’u elerse artık mütevazılığı falan bırakmak ve kendisini şöyle anons etmek gerekir:
(bkz: el muzaffer daima)
gerçekten de öyle. okan hocanın kırmadığı rekor, yaşatmadığı mutluluk kalmadı ancak juventus'u elemesinin üstüne şu son 1 haftada önce deplasmanda beşiktaş'ı yenmesi, ardından liverpool'u içerde 2. kez mağlup etmesi, devamında da başakşehir'i yenmesi sanırım yaklaşık 4 yıllık galatasaray kariyerinin en ''masterclass'' anı oldu. üstelik ilk defa mart ayı biterken en yakın rakibinin 7 puan önünde. ligde de doludizgin yani. yani sadece skorlar değil, takımın oyunu ve ruh hali de tamamen yeşil gülen suratlar durumunda. herkes iyi anlaşıyor, herkes hocaya tamamen ipleri vermiş durumda.
okan hocanın yaptıklarını başkası yapsaydı muhtemelen kibirden kendini kaybederdi. yani değil bu kadar dokunulabilir, ulaşılabilir, eleştirilebilir olmak; muhtemelen kibir kulelerinden etrafına sur çekerdi. kimse de ulaşamazdı. herkes de ''hakkıdır'' derdi, daha da pohpohlardı. tek tek girmek istemiyorum ama 1 tane* şampiyonluğu olan tiplerin ekranlara çıkıp neler yaptığını görüyorsunuz. guardiola zannediyorlar kendilerini. böyle bir ortamda okan buruk'un bu kadar mütevazı takılması da başarının kime nasip olduğunu gösteriyor gerçekten.
ancak olur da liverpool’u elerse artık mütevazılığı falan bırakmak ve kendisini şöyle anons etmek gerekir:
(bkz: el muzaffer daima)


