• 51
    bir zamanlar avrupa sıralamasında en tepede idik, gerek ülkemizin ekonomik durumu gerek başarının istikrarını sürdürememek derken avrupa futbolu'ndaki baş ve baş altı takımlar dahil aramızdaki makas çok açıldı.

    şimdi kupa ve tarihsel başarı olarak değil de günümüzdeki kadro kalitesi, ekonomik gücü ve oynadığı futbol kalitesi açısından lig lig galatasaray'ımın muadillerini düşüneceğim.

    ispanya la liga için bırakın real madrid, fc barcelona falan bir sevilla bile değil, olsa olsa athletic bilbao'nun muadili sayılırız.

    ingiltere premier lig'de tepedeki 5-6 takımı geçtim, bir westham united, bir everton fc bile değiliz. olsa olsa crystal palace veya watford falan ayarındayız.

    fransa ligue 1'de asla bir olimpik lyon, as monaco, olimpik marsilya falan değiliz, belki montpellier veya nice ayarındadır takımımız.

    almanya bundesliga için konuşursak ne leipzig, ne bayer leverkusen, ne schalke seviyesinde değiliz. belki wolfsburg veya hertha berlin diyebiliriz.

    italya seri a için ilk 5 hayal. bir fiorentina bile değiliz. sassulo veya sampdoria desek yanılmış olmam.

    diğer avrupa ligleri için emsallerimiz dinamo kiev, cska moskova, braga falandır.

    acı ama gerçek, galatasaray'ım oyun ve kadro kalitesi açısından avrupa'nın en büyük 6-7 liginin hiçbirisinde puan sıralamasında ilk 4'e giremez, mümkün değil.

    o yüzden seviyemizi bilelim ve buna göre hedef koyalım, buna göre transfer yapalım vesaire.
    radamel falcao, henry onyekuru, mario lemina, jean michael seri falan galatasaray için 2 gömlek büyük oyuncular, gerçekçi olalım.
    kiralık, kiralık, kiralık...
    taşıma su ile değirmen dönmez.

    bakıyorum sekidika'ya, muhammed kerem aktürkoğlu'na falan burun kıvırıyor bizim taraftarlar.
    kardeşim genç ve potansiyel vaat eden böyle oyuncular bizim takımda ilk 11 olmasa da ilk 18'de forma şansı bulabilir; neymiş bizim seviyemizde değilmiş.

    senin seviyen ne birader, bizim seviyemiz ne?
    aha yazdım işte yukarıya, galatasaray artık şampiyonlar ligi seviyesinde bir takım değil, sıradan bir brugge takımı bile oynadığı futbolla rezil edebiliyor bizi.

    kendimizi uefa* takımları ile bir tutalım ve gerçekçi olalım artık.
    fatih terim hocamın dediği benim hayallerim dünyadan daha büyük sözüyle kastettiği şampiyonlar ligi kupasını kazanmak fikri, hedefi 2000'li yıllarda, mazide, hatıralarda kaldı artık, günümüzde böyle ütopik düşlere yer yok.

    yerimizi bilelim, planlamamızı ona göre yapalım.
  • 52
    günümüzde 2 şeyle ölçülebilir:

    1) gelenek
    2) ekonomik güç

    1. ölçümde dünyada dahi galatasaray'ın yanına yaklasabilecek çok az kulüp vardır. çünkü 100 yıllık bir kulüpten değil 500 yıllık bir gelenekten alır gücünü. fakat para etmiyor tabi. amatörlerde yitip giden nice asırlık çınarlar gördük.

    2. ölçümde ise ne yazık ki 5 büyük ligin küme düşme adayı takımlarıyla bile yarışamaz durumdayız.

    üstelik onlar kötü ekonomilerine rağmen iyi işleyen bir alt yapı-scout ekibi ile götürebilirken biz 10 senede 1 ozan çıkardığımız, marcao-garry-henry bulduğumuz için seviniyoruz.

    bu konuların mutlaka üstüne gitmek gerek.

    fakat oynanan oyunla ölçülebileceğini düşünmüyorum.

    örneğin 19-20 için, ilk yarıda oynadığımızı mı baz alacağız yoksa 2. yarı 8'de 8 yapanı mı?

    veya 2010-11 galatasaray'ı mı, yoksa 3 ay sonraki 11-12 galatasaray'ı mı?

    oyun çok değişken, kısa sürede bu kadar oynayan bir değişkenle olcemeyiz.

    henry, lemina, seri bunlar bizim seviyemiz oyuncular ancak buradaki nokta adamları epl, serie a, la liga yapmadan bulup alabilmek.

    dembele'yi bulduk almadık, haland'ı bulduk alamadık.

    ama marcao, luyindama veya epl yapmış olsada henüz piyasa yapmamış henry doğru işler.

    ozan'ı çıkarmak, hemen arkasından emin'e şans vermek doğru işler.

    bu yollarda daha çok mesafe katettmek gerek.

    koca bayern münih bile "biz 100 milyonluk oyuncu almayız, 100 milyonluk oyuncu yaratırız" diyor.