• 41302
    acayip kırılgan bir takım.
    gol yiyene kadar çok iyi oynayıp da, gol yedikten sonra amatör takım ruhuna dönen dünya üzerinde başka bir takım yoktur. yıllardır bu böyle ve asla değişmiyor. selam veren futbolcunun en az 2 milyon euro aldığı bir yerde, bu kadar kırılganlık kabul edilemez. amatör topçular bile bu kadar kırılgan değil.

    hele ikinci yarının başlamasıyla birlikte direkt kontak kapatıyoruz. ilk sinyali 26 eylül 2025 alanyaspor galatasaray maçında aldık ve o zamandan bu zamana en az 20 maçta aynı şeyi yaşadık ama hiçbir şekilde akıllanmadık.
    artık futbolcular mı kendine çeki düzen verir, okan hoca mı metot değiştirir bilmem ama ben artık ikinci yarı da sinen bir takım görmek istemiyorum. avrupa arenasındaki deplasmanlara direkt 0 puan yazmak istemiyorum. en önemlisi de takımın sinmesini izlemek istemiyorum.

    (bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)
  • 41303
    stoper yedeği olmadığı için jacobs'un stoper, sol bek yedeği eren'in ilk 11, sol açık yedeği barış alper'in santrfor, 10 numara batrakov yerine geçen sağ açık yunus'un 10 numara oynadığı maç.

    neyse ki sağ açığımız sallai sağ beki iyi kavradı. eski defansif orta sahamız kaan ayhan'dan sonra iyi geldi bu sağ bek.

    (bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)
  • 41304
    2026-2027 sezonunda vizyoner bir teknik direktör dokunuşu olmazsa heba olacak bir sezona adım adım giden takımdır.
    taraftarın işaret ettiği mevkilere yetkin adamlar transfer etmek yerine macera arayan teknik heyet- yönetim ile bu sezonun sonunda ışık görmek imkansızdır.
    artık tuz kokmuştur. icardi efekti ve hizmet ettiği dönem formda adamların teknik direktörlük zirvesine oturttuğu okan hocanın artık bir alameti farikası kalmamıştır.
    osimhen taşıyıcılığı olmadığında ise takımın anadolu takımından bir farkı kalmamaktadır.
  • 41308
    ligde fenerasyonun hakemleri yüzünden rakiplerine jokerler gelirken, kendisine coğrafi ofsaytlar uydurulan; şl'de de son 3 macerasında çok skandal hakem kararları ile doğranan futbol ekibi. yönetimi 3-5 akpli arıyor, bizimkiler de dünden razı yine tff ile yanyana geliyor, adamlar da bizi doğramaya devam ediyor ama şu avrupa hakemleri ne bok yemeye istikrarlı şekilde maçlarımızı katlediyor anlamıyorum.
  • 41309
    avrupa beyinsiz şekilde oynayan takım. yıllardır bu durum böyle. köy takımlarına karşı elek olur. arada sükseli bir galibiyet alır sonra yine bir köy takımına karşı elek olarak herşeyi berbat eder. futbolcuları 2 galibiyet alınca hemen zam isterler. transfer özürlü bir yönetimi vardır. 2 metreye pas atamayan sözde profesyonel oyuncular(!), iş zora gelince sorumluluk almaktan kaçınmaktadır.
  • 41312
    2026-2027 sezonunun her maçında rakibinden iyi oynamış takımdır. berabere biten çorum maçından bugüne her maçta daha üstün olan, pozisyon bulan, baskısını kabul ettiren takımdır. erzurum maçını saymazsak göztepe maçı, başakşehir maçında üst düzey oyun gösterdiği sekanslar, metrikler mevcut. bu maçlardan birinde biz gibi gol verilmedi diğerinde hem golün verilmedi hem de aleyhine penaltı uyduruldu. bugün sporting maçında da muhteşem bir ilk yarı oynadık. üstelik takımın en önemli 7 oyuncusundan 3'ü yoktu. net bir şekilde hakem tarafından doğranmıştır galatasaray. şu ana kadar en büyük problemi haddinden fazla gol yemek. acilen clean sheet serisi yapması gerekiyor.
    (bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)
  • 41314
    avrupa’da yanlış oynayan, kadro derinliğini yanlış kullanan ve sakatlıkları artık can sıkan takım.

    öncelikle uzun bir yazı olacak ama yönetime değinmeden takıma girmek istemiyorum. takım 2025-2026 sezonunu avrupa’da son 16 yaparak bitirmişti. eksikler de 2 yıldır belliydi. biz 1 temmuz’da para harcamadan zeki, stones ikilisini indirip, yine temmuz başında 10 numara transferini bitirmeliydik. lesley hamlesinden ben memnunum. ardından da leao için beklerdik yine. ya da başka hamleler için. biz bütün transferleri son günlerde yaptık. zaten hocamız sağolsun kimseyi hazır görüp oynatmıyor, transferler de geç gelince iki sakatlıkla takım perişan hale geliyor. kimse sizden büyük paralar harcayın diye beklenti içinde değildi. yine sınıfta kaldınız. ve yine pahalıya patladı.

    sakatlıklar da artık ciddi bir sorun ve bunun üzerine de düşünmemiz gerekiyor. biz gidip tarihin en pahalı 2. oyuncusunu sağ beke alıyoruz. fakat adam sürekli sakat. yerine de iyi niyetinden asla şüphe etmediğim ve çok sevdiğim sallai oynuyor ve her maç hatalar yapıyor. çünkü adam savunmacı değil. riera ile karşılaştırmamak lazım çünkü riera pozisyon almayı çok iyi bilen bir oyuncuydu. biz 2 yabancı hakkını sağ beke kullanıp gerçek sağ bek izleyemiyoruz.

    forvette osimhen’imiz var ama adam her sene 10-15 maç arası kaçırıyor. ben 75 milyon euro bonservis verdiğim ve senelik 21 milyon euro maaş verdiğim oyuncuyu şampiyonlar liginde izleyemeyeceksem neden bu paraları veriyorum?

    lemina ile neden sözleşme yeniledik? adam uzun süre arka arkaya forma giyemiyor. yaş olmuş 33. biz ona güvenip stoper almadık bir de.

    her sene sakatlık sıkıntısı çekiyoruz ve şansızlık diyoruz. ama bunu değiştirmek için bir hamle yapmıyoruz. gerekirse osimhen ile de vedalaşacaksın. yanlış anlaşılmasın; osimhen bana göre tarihimizin en iyi 2 oyuncusundan biri. ama benim bu parayı verdiğim oyuncum bu kadar maç kaçıramaz. ona verdiğim para ile 2 çok iyi santrafor alırım. sporting dediğimiz takımın forveti osimhen ile aynı sene transfer oldu ve değeri 23 milyon euroydu. hemen gönderelim demiyorum tabi, osimhen gitsin isteyemem zaten ama ben taraftarım. planlamayı yapan kişi gerekirse bu kararı da verebilmeli.

    kadro derinliğini kullanamıyoruz sonra. kadromuz gayet geniş ama biz hep aynı isimlerle oynuyoruz. menejerlik oynamıyoruz tabi, komple 11’i değiştirip maça çıkamayız ama bazı oyuncuları hazır tutmak lazımdı. her maç aynı kadro ile çıkmak zorunda değiliz. mesela lesley bir kere 11 çıkmalıydı.

    çok kötü maç çıkaran biri olursa onu 1 maçlık kesiyor hoca ama aldığımız isimler ya da bekleyen isimler beklemeye devam ediyor. bize gelen kişiler de bu sebeple hem gelişim gösteremiyor, hem de elimizi rahatlatamıyor. ligde lesley ya da nhaga oynayınca kaybetmeyiz. ya da stoperde arda ya da bitshiabu. sadece bir oyuncu değiştirdik diye maçı kaybedeceksek de edelim, zaten orada başka bir sıkıntı vardır.

    ve avrupa’da oynadığımız futbol… geçen sezon da aynılarını söylemiştim. iyi oynadık ama… ama kaybettik abi biz. biz 2 sezondur deplasmanda kaybediyoruz. niye?

    maçlara baskılı başlamayı anlarım. rakibi şoka sokmak istersin, erken gol atmak, skoru almak istersin anlarım. biz de böyle başlayıp golü buluyoruz ama sonra açık veriyoruz. ya biz deplasmanda kontra ataktan pozisyon bulamıyoruz. aksine rakip bizi böyle eksik yakalıyor.

    skoru bulduk ya da bulamadık… biz savunma yapmayı bilmeliyiz. arkada sağlam olmalıyız. açık vermemeliyiz. rakip gençlerbirliği değil. sürekli top bizde kalmak zorunda değil.

    hocamıza saygı duyuyorum. oyun anlayışına güvenmesini takdir ediyorum ama biz sürekli kaybediyorsak o zaman suçu hocadan başkasına atamam. bu takım deplasmanda oynamayı bilmiyorsa sorun hocadadır.

    ikinci yarılar oyundan düşüyormuşuz. yani biz aslında ilk 20 dakika baskılı oynayabiliyoruz. skoru bulamasak bile o dakikadan sonra artık kapanmayı, sağlam oynamayı bilmeliyiz. ki bizim ilerideki oyuncular da açık alanda etkili olacak, hızlı oyuncular.

    deplasmanda belki de lemina ve torreira düşünüyorduk ama lemina sakat. o zaman onun alternatifi sara olmamalı. lesley farklı profil dedi hoca ve ilk gelen de o. o zaman lesley oynasın. sara’yı bu arada ben beğeniyorum genel kanının aksine ama deplasmanda sara oynayacaksa batrakov oynamasın ama gerideki ikili daha sağlam olsun.

    kısacası çok yanlışımız var. biz 4 yıldır şampiyon oluyoruz ama inanın bu takımdan başkasının şampiyon olması zaten çok zor. rakiplerimiz de sağlam değil, bizim kadromuz da ligin çok üstünde. bu kadar parayı ligde şampiyon olmak için harcamamıza gerek yok amaç buysa. hocamızı son yıllarda artık eleştirmeye başladım. beni şampiyonluk kesmiyor. özellikle bu kadar yatırım yapılmışken. artık deplasmanda oynamayı öğrenmeliyiz. sürekli aynı şeyleri yaşamaktan ben yoruldum. 2 sezonda toplam 200 milyon euro üstü yatırım yapan takım için iyi oynadık bir teselli olmamalı. ilk maçta yenildiğimiz sporting’in oyuncularına bir bakın. bizim oyuncuların hepsi daha fazla paraya gelmiş bize. biz onları alsak beğenilmezlerdi. o yüzden rakipleri de çok büyütmemek ve biraz gerçekleri görmek lazım.

    henüz ilk maçtı. yine çok keskin konuşmayalım ama okan hoca ile 5. sezonumuz ve ilerisi için büyük hayaller kuramıyoruz. halbuki bizdeki hücum hattına sahip çok az takım var ve bu takım o hayali kurdurmalı. kuramıyorsak bir sorun vardır…
  • 41315
    avrupa’da ajax maçı ile birlikte en iyi deplasman başlangıcını yapmasına rağmen hakem ve bazı geç değişiklikler ve birkaç kötü şut tercihi nedeniyle mağlup olmuş takımımız. dünkü başlangıç kalan lille ve aek deplasmanına yeter gibi duruyor. içerde de feyenord, stutgart, aston maçlarından 7 puan şart. he olmazsa da sağlık olsun, ligi boşvermeyelim. (bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)
  • 41316
    bu takım iyi bir takım.

    9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı bizim için kötü sonuçlandı. skor sebebiyle hepimiz çok üzgünüz ve duygularımız çok yoğun. duygularımız bu kadar yoğunken de aklıselim düşünemeyebiliyoruz. fakat duygularımızından biraz sıyrılırsak şunu çok net göreceğiz: gayet iyi bir takımız. sporting gibi bir rakibe karşı çok üstün oynadık. hem de çok ciddi sakatlarımız olmasına rağmen.

    bu sebeple enseyi karartmaya gerek yok. leao'nun sane yerine takıma monte edilmesi ve sakatlarımızın dönmesiyle birlikte bu takım bu sene güzel işler yapacak.

    inşallah.
  • 41319
    transferlerini plan programla değil “kervan yolda düzülür” modunda ve çok geç tamamlayan takım. bu da bir yoldur ama ilk şampiyonlar ligi maçlarında potansiyelimizi gösteremememize sebep oluyor işte. yedek kulübesi geçen seneye göre çok güçlü olmasına rağmen alışma sürecindeki oyunculara uzun süreler veremiyoruz, osimhen’in sakatlığında bugünler için aldığımız deniz’i 11’e yazamıyoruz. yine geçen sene son günlerde gelen singo’nun sol stoperde olmayacağını anlayana kadar ilk cl maçında beşlik oluyoruz. bunun sorumlusu da transferleri profesyonellere emanet etmeyip kafasına göre son güne bırakan; sorumluluğu daima yanındakilere, son çare hocaya yıkmaya çalışan dursun özbek’tir.
  • 41320
    avrupa deplasman oyununu bir türlü çözememiş takım. maalesef her maça iyi başlayıp yorulduğumuz an taraftar baskısıyla da beraber çöküyoruz. avrupa deplasmanlarına özel 4-3-3 oynadığımız cebe 1 puanı koyup öndeki kopuk uçurtmalarımızla kontra aradığımız her maç bize bakar aslında ama oyun anlayışımızı değiştirmek hiç adetimiz değil.
  • 41321
    şu sahada sertliği görünce lisedeki ezik çocuk gibi köşeye pısma huyundan acilen vazgeçmeniz gerekiyor. sertliğe sertlikle cevap verirseniz hakem de rakibin her yaptığına göz yumamaz. başka hiçbir yerde almadığınız, alamayacağınız maaşları bu kulüp size ödüyor. azıcık kaşınız yarılsa, diziniz kanasa bir şey olmaz, merak etmeyin. rakip darbeyi vurduğunda bir sonraki pozisyonda siz de vurun. kimse sizden kavga etmenizi istemiyor ama bu forma biraz cesaret, biraz diş, biraz da karşılık vermek ister. avrupa'da kimse size buyurun diye yol açmayacak. biraz daha cesaret. biraz daha sertlik. biraz daha galatasaray.
  • 41322
    vallahi elin oğlu bizi bizden daha iyi analiz etmiş. takımın sorunları tam olarak böyle, kronikleşmek üzere ve hala çözülmüş değil:

    --- alıntı ---
    cbs sports'ta galatasaray'ın sporting mağlubiyeti hem oyun anlayışı hem de osimhen'in yokluğu üzerinden çok güzel analiz edilmiş.

    mike grella: galatasaray, yaş ortalaması yüksek bir takım. maçın bir noktasına geliyorlar ve duruyorlar. oynamayı bırakıyorlar. bunun nedeni zihinsel mi, yorgunluk mu, kadro derinliğinin yetersizliği mi, bilmiyorum. bugün osimhen yoktu ama geçen sezon osimhen oynarken de aynı şey yaşanıyordu. öne geçtiklerinde ya da maçın belli bir bölümüne geldiklerinde, “artık skoru koruyalım, maçı idare edelim” deyip oynamayı bırakıyorlar. uzun vuruyorlar, top tekrar geliyor. bir daha uzun vuruyorlar… topu tutamıyorlar, yanlış kararlar veriyorlar ve sonunda rakibin baskısı altında eziliyorlar. bu özellikle deplasmanlarda yaşanıyor. bugün de aynısı oldu. ikinci yarıda o kadar kötüydüler ki adeta sahada yoktular. sporting’in işini kolaylaştırdılar.

    bir sisteminiz, bir oyun anlayışınız vardır. bunu yeterince iyi uygular, kendi oyun kimliğinizi sahaya yeterince iyi yansıtırsanız sonuçlar da gelir. bence buna en çok zor anlarda ihtiyaç duyarsınız. ama galatasaray, tam da o zor anlarda, “tamam, yeter ki topu buradan uzaklaştıralım” anlayışına dönüyor gibi görünüyor.

    troy deeney:

    [osimhen'in yokluğu hakkında] - dünyanın en iyi santrforlarından birine sahipseniz ona fazlasıyla bağımlı olmanız kaçınılmaz. bir de işin başka bir boyutu var: rakipte yarattığı korku. rakip sürekli, “bu adam şimdi ne yapacak, yine nereden çıkacak?” diye düşünüyor.

    dolayısıyla onun yokluğu, çoğu takımda olacağı gibi, elbette hissediliyor. haaland’ı manchester city’den çıkarsanız farkı görürsünüz. osimhen de o seviyede bir oyuncu. ama galatasaray’ın, onun etrafında da gerekli kaliteye ve oyunculara sahip olduğunu düşünüyorum. maça çok iyi, çok tempolu başladılar. o an, şampiyonlar ligi’nde yapabilecekleri ve yaratabilecekleri sürprizler açısından, sözünü ettiğiniz o “uyuyan dev” potansiyelini görüyorsunuz.

    fakat programın başında değindiğimiz sorunlar çok geçmeden yeniden ortaya çıktı. yeteneğiniz var, gerekli parçalar elinizde. bu fıfa ya da benzeri bir futbol oyunu olsa, “harika, ben bu takımı seçmek istiyorum” dersiniz. çünkü aradığınız her oyuncu profiline sahipler.

    teknik direktör açısından en zor kısım, bütün o egoları, bütün o yetenekli oyuncuları ortak bir oyun anlayışına inandırmak ve birlikte mücadele etmelerini sağlamak. galatasaray’ın koptuğu nokta da burasıydı.

    yaklaşık 16. dakika civarında gerideki bazı oyuncular, “öndeyiz, uzun oynayalım” derken diğerleri, “hayır, oynayalım; biz futbol oynamak, ne kadar iyi olduğumuzu göstermek istiyoruz” diyordu. böylece maalesef aynı takımın içinde iki ayrı takım ortaya çıkıyor. biri savunmak, diğeri hücum etmek istiyor. hatlar arasındaki mesafeler de giderek açılıyor.

    ama artık oyuncuların karşısında şöyle bir gerçek var: her teknik direktör psg’yi, arsenal’ı, barcelona’yı ya da bayern münih’i örnek gösterip, “işte takım böyle olur” diyebilir. eskiden oyuncular, “ben sadece en iyi oyuncu olduğumu göstermek istiyorum” diyebiliyordu. artık bir takım oyuncusu olmak zorundasınız. çünkü ligleri ve turnuvaları kazanan takımların hepsi, takım halinde oynuyor.
    --- alıntı ---

    https://x.com/...932250436256017?s=20
  • 41323
    osimhenli ve osimhensiz olarak ikiye ayrılmalı. osimhen yaptığı baskı ve presle rakibi yorup top bizdeyken de iki stoperi üstüne çekip arkadaşlarına alan açıyordu. o olmadığı zaman rakibin baskısı diğer oyuncuların üzerine dağılıyor ve oyuncularımız osimhen varken buldukları alanları bulamıyorlar.

    dün maçta barış’ı ileride koşturmak yerine orta sahayı kalabalık tutup skoru korumaya çalışsaydık rakibi daha fazla öne çekip alan bulabilirdik.

    takımın, osimhensiz oyununu mutlaka geliştirmesi gerekiyor. geçen sene icardi oynadığında yerden yere vuruluyordu ama sorunun tam olarak icardi’de olmadığı anlaşılmıştır artık. aynısı muslera için de söyleniyordu: “ilk pozisyon/şut gol oluyor.” sorunun sadece muslera’da olmadığını anlamışızdır umarım. takım savunmamızda problem var.

    bu iki konuda gelişim göstermeden avrupa’da işimiz zor.

    (bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)
  • 41324
    bu takımın en büyük sorunu hücumda keskinlik. bu yıllardır da böyle. mesela dünkü maçta * catamo'nun attığı ilk golden çok çok daha net pozisyonları gabriel sara, leroy sane veya barış alper yılmaz değerlendiremediler. sara'nın sağ ayağıyla kaleciye yuvarladığı top lizbon orta sahası doumbia'ya gelseydi sol köşeye net bir vuruşla golü yapmıştı. sane'nin rakibini de ekarte edip üstten auta yolladığı top catamo'ya gelseydi uğurcan'ın sağından yerden golü yapmıştı. barış alper'in yine saçma bir kafa şata denemesiyle dışarı gönderdiği top luis suarez'e gelseydi yarım voleyle golü bulmuştu.

    hayır olmazdı diyebilir musunuz? yaklaşır 4 sezondur, yani okan buruk dönemi başladığından beri izlediğimiz bütün avrupa maçlarında rakipler bitiricilikte bizden çok daha net ve keskinler. bu da, oyun olarak çok üstün olduğumuz maçları bile kaybetmemize yol açıyor. halbuki en az rakip kadar bitiriciliğimiz iyi olsa zaten maçlar ilk yarıdan kopacak.

    burada okan buruk'a suç bulmak mümkün değil, çünkü çoğu maçta rakibi ekarte edecek taktiği veriyor ama artık fazla efordan mıdır, stresten mi taraftar baskısından mıdır bilinmez, oyuncularımız çok basit pozisyonları gol yapmayı beceremiyor.
  • 41325
    (bkz: 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı)

    osimhen, lemina ve singo. bu üç oyuncu avrupa maçları için çok önemli. en büyük nedeni de sert oyunda sinmiyorlar.

    öyle bir şans ki dünkü maçta üçü de yoktu. lucas çok koşturdu. davinson diri kalmaya çalıştı. savunmanın sol tarafı ve ileri üçlü çok oyuna giremedi.

    ocak transfer döneminde özellikle sane ve jakobs üzerinde bir değişim yaşandığı takdirde ileriye bir adım atılacaktır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın