• 6528
    reaksiyon kelimesi, dilimize fransızca'dan geçmiş olup tdk'ye göre "tepki, yanıt" anlamlarına gelen bir kelime. biraz açmak gerekirse aksiyona karşı verilen cevap. bu kelimenin "reaksiyon vermek, reaksiyon göstermek" şeklinde kalıp kullanımını da sıkça görüyoruz.

    reaksiyon göstermek ise kayıtsız kalmak deyiminin zıt anlamlısı diyebiliriz. "reaksiyon göstermek" kalıbını "gerçekleşmiş bir olaya, söylenmiş bir söze, yaratılmaya çalışılan bir algıya, yapılan bir haksızlığa vs. vs. karşı sözle yahut eylemle cevap vermek" şeklinde tanımlayabiliriz.

    konunun galatasarayla ve sözlüğümüzle alakası da şu; galatasaray'ın reaksiyon göstermek konusunda felaket durumda bir kulüp olması ve bu durumun kulübün potansiyeline ulaşmasının önünde kocaman beton bir duvar gibi durması.

    öncelikle dün oynadığımız 23 kasım 2020 galatasaray kayserispor maçı ve süper lig 2019-2020 sezonu'nun 22. haftasında oynadığımız 16 şubat 2020 galatasaray yeni malatyaspor maçı ile başlayacağım. devam etmeden önce şunu söylemem gerekir ki 23 kasım 2020 galatasaray'ın verilmeyen penaltısı başlığında yazdığım (bkz: #3016157) nolu, dün verilmeyen penaltımızı anlatmakla başladığım ve konunun bambaşka yerlere gittiği entry, bu entry'min temelini oluşturacak. bu entry'mde birçok kısmı o entry'mden almış olacağım. vira bismillah.

    --- alıntı ---

    https://tr.beinsports.com/...saray-hk-kayserispor (3.26-3.40 arası)

    23 kasım 2020 galatasaray kayserispor maçı'nın 92. dakikasında hasan hüseyin acar'ın martin linnes'in hem sağ hem de sol ayağına ayrı ayrı olmak üzere arkadan yaptığı müdahale ile düşürmesi sonucu verilmeyen penaltıdır. pozisyon öyle bir pozisyon ki hasan hüseyin acar, martin linnes'in sağ ayağına vuruyor, sol ayağına vuruyor, topa da vuramıyor. yani pozisyon öyle bir pozisyon ki penaltı kararı verilse sosyal medyadaki fbjk'liler "böyle penaltı yanlışlıkla yapılmaz" denip hasan hüseyin acar suçlanır maç satmakla.

    bugünkü yönetimi bazı galatasaray taraftarları tarafından çok beğenilmiş olan orta hakem turgut doman görüldüğü üzere pozisyonu gayet net bir şekilde görüyor;

    https://gss.gs/5h5.png

    karşılaşmada video yardımcı hakem sisteminin de devrede olduğunu hatırlatmak gerek. var hakemi de yönetimimizin 2 ay önce beyaz sayfa açtığı ali palabıyık.

    pozisyonun çeşitli mecralardaki yansımaları;

    ekşi sözlük : 3 büyüklerin maçlarında istisnasız her olaya başlık açılan mecrada başlığı bile açılmadı.

    twitter : gündem olmadı.

    galatasaray sözlük : gündem olmadığı gibi, hakemin harika maç yönettiğini söyleyenler çıktı.

    mustafa cengiz yönetimi : esas ortalığı yıkması gerekenler bu arkadaşlar ama her zaman olduğu gibi hakkımızı savunmaktan acizler.

    fatih terim : üzücü bir şekilde hoca da gündeme getirmedi bu pozisyonu. belki maçın genel dinamiklerinden (penaltı+kırmızı olması, çok iyi oynayıp golü atamamamız vs.) ve aleyhindeki algıdan dolayı konuşmak istemedi ama +5 uzatmayı eleştirmiş olup bu pozisyon hakkında konuşmaması yanlış.

    pozisyonun penaltı olduğunu gündeme getirmeye çalışan bir avuç galatasaray taraftarı : kale bile alınmadılar, hatta inanılmaz bir şekilde kendi renktaşları tarafından eleştirildiler.

    --- alıntı ---

    tartışmasız bir şekilde penaltı olduğunu düşündüğüm bu pozisyon dünkü maçtan sonra tuhaf bir şekilde gündem olmayı geçtim, dile bile getirilmedi. dün dile getirilenler ise şunlardı;

    1- muğdat çelik'in maçı satması (!) : martin linnes, kayserispor ceza sahasına demarke bir şekilde girmek üzereyken topu elle kesip çok zekice bir sarı kart gören, sonrasında aptalca bir müdahale ile 2. sarı karttan oyundan atılan muğdat şikecilikle, şerefsizlikle suçlandı ve kendisine en ağır hakaretler edildi. özellikle el pozisyonu üzerinde yoğunlaşıldı ve pozisyonu pilot kameradan göstermeme çakallığı yapılarak muğdat aleyhinde algı oluşturuldu. bu maç satma iddiaları hiç olmayan bir şey değil, son 2.5 senede galatasaray taraftarı'nın bir kısmı da 7 nisan 2018 beşiktaş göztepe maçı'nda demba ba'nın, 6 mayıs 2018 fenerbahçe bursaspor maçı'nda moussa sow'un ve 3 aralık 2018 fenerbahçe kasımpaşa maçı'nda özgür çek'in oyununu "maç satma" olarak yorumladı. çifte standart da burada başlıyor işte, verdiğim bu 3 örnekte 3 maymun oynayan medya ve sosyal medya konu galatasaray olunca ortalığı yıktı. eminim bundan 5 yıl sonra muğdat hep hatırlanacakken (ki çok iyi oynadığı 2 mart 2016 galatasaray akhisar belediyespor maçı'nda tek bir pozisyonda saçmalaması 4.5 sene geçse de her galatasaray - muğdat'ın takımı maçı öncesi hatırlatılıyor) demba ba, moussa sow, özgür çek o maçların üzerinden 3 gün geçmeden unutuldu.

    muğdat'ın elle kesip karşı karşıya pozisyonu önlediği top;
    https://gss.gs/8fJ.png

    2- marcos do nascimento teixeira marcao'nun penaltıya sebebiyet verdiği iddia edilen pozisyon :

    bu zaten tamamen saçmalık görüntüde görüleceği üzere;
    https://gss.gs/LRl.png

    3- muhammed kerem aktürkoğlu'nun penaltı beklediği alakasız pozisyon : bu pozisyonda kerem'e ben de çok kızdım ama sosyal medyada -özellikle ekşi sözlük denen lağım çukurunda- bu pozisyon üzerinden galatasaray ve fatih terim'e edilen hakaretler gırla. bir tanesi atiba hutchinson isimli maçın 3'te 1'ini top oynayarak, maçın 3'te 1'ini yere atlayarak, 3'te 1'ini de hakeme itiraz ederek geçiren arkadaşı bile efendi diye lanse edebilen (bunu da kamuoyuna yedirebilen), bir diğeri 9 haftada 2'si haksız 1'i şüpheli penaltı almış, sürekli yerlere atlayan oyunculardan oluşan bir takım kurmuş 2 camianın bu hakaretleri, karakter analizlerini yapması işin trajikomik boyutu.

    4- fatih terim'in 5 dakikalık uzatmaya tepki vermesi : bu konuda bizim taraftardan bile tepki verenler var ki anlamak güç, bize yapılmış bir adaletsizliğe gösterilen "reaksiyon" var ortada tamamen. ama gelgelelim kendileri skorda önde değilken minimum 6-7 dakika uzatma oynanmasına alışmış olan rakipler; bu itiraza bile nefret saçıyorlar, istiyorlar ki her şey galatasaray'ın aleyhinde olsun.

    5- galatasaray'ın kazandığı penaltı : yine çok bir şey söylemeye gerek yok; ceza sahası içinde arkadan bilek, topuk arası bölgeye basıp rakibini indirmenin penaltı olmadığını savunan ruh hastaları olması üzücü.

    pozisyonun ss'si;
    https://gss.gs/fv7.png

    göründüğü gibi konuşulan 5 konu da galatasaray'ın aleyhine. iftira var, hakaret var, ses bastırma var, değersizleştirme var. her türlü kötülük var. hocanın organize kötülük dediği şey tam olarak bu işte. bun yapılanların hepsi birer "aksiyon". buna bizim göstermemiz gereken şeyse "reaksiyon". görüldüğü gibi 23 kasım 2020 galatasaray kayserispor maçı sonrası hiçbir şekilde gösteremediğimiz reaksiyon.

    gelelim 16 şubat 2020 galatasaray yeni malatyaspor maçı'na. bu maçı analiz etmemin sebebi 23 kasım 2020 galatasaray'ın verilmeyen penaltısı'nın penaltı olmadığını iddia eden renktaşlarımın olması. o yüzden aleyhimize tartışmasız hatalar yapılmış olmasına rağmen algının tam tersi yönde yapıldığı bir maçı da analizlerime eklemeyi uygun gördüm;

    bu maçta tartışmalı diyebileceğimiz 5 pozisyon var. önce özeti koyalım referans olması için;

    https://tr.beinsports.com/...alatyaspor-mac-ozeti

    tartışmalı pozisyonlar;

    1- galatasaray'ın verilmeyen golü (özette 1.24'ten itibaren): tartışmalı dedim ama pozisyonda hakemin golü vermeme kararı tartışmasız bir hata. orta kesiliyor, rakip oyuncu topu uzaklaştırmak için kasıtlı dokunuyor, adem önüne düşen topu ağlara gönderiyor, gol ofsaytten dolayı iptal ediliyor. halbuki;

    - 26 ağustos 2018 beşiktaş antalyaspor maçı
    - 19 mayıs 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçı
    - 6 aralık 2019 fenerbahçe gençlerbirliği maçı

    maçlarından hatırlayacağımız üzere savunma oyuncusunun topa istemli dokunduğu pozisyonlarda ofsayt olmuyor. yani sonuç olarak skor 0-0 iken 1 golümüz verilmiyor;

    https://gss.gs/tf3.png

    2- sarı kartı olan gökhan töre'nin 2. sarı kartı görmediği pozisyon (özette 1.43'ten itibaren): gökhan, sarı kartlıyken ömer'i ceza sahası çizgisinin yarım metre dışında arkadan karga tulumba indiriyor ama 2. sarıyı ve kırmızıyı görmüyor. ilk sarısı tamamen haklı bu arada.

    pozisyonun ss'si;
    https://gss.gs/hyp.png

    3- galatasaray'ın kazandığı penaltıdaki kart seçimi (özette 1.55'ten itibaren): yeni kurallar gereği topla alakası olmayan, direkt rakibe yönelik müdahaleler ceza sahası içinde olsa bile kırmızı kartla cezalandırılıyor ama burada çıkan kartın rengi sarı. ss'de de göreceğiniz üzere pozisyon arkadan belden sarılma şeklinde bir güreş hareketi içeriyor. bu pozisyona kesin kırmızı diyemeyiz açıkçası ama kırmızı verilse hatalı bir karar olmazdı kesinlikle.

    pozisyonun ss'si;
    https://gss.gs/v9H.png

    4- yeni malatya'nın penaltı beklediği tartışmalı pozisyon (özette 2.32'den itibaren): kırmızı görmüş olması gereken gökhan töre'nin ortasında top seri'nin açık eline yahut dizine çarpıyor. dizine çarptıysa penaltı değil, çarpmadıysa penaltı. bu arada bu pozisyonun en kritik açısı özette yok maalesef.

    5- galatasaray'ın penaltı beklediği tartışmalı pozisyon (özette hiçbir yerden itibaren çünkü zahmet edilip özete konmamış bu pozisyon): hızlı ve paslaşarak kullandığımız korner sonrası ceza sahasının köşesindeki ikili mücadelede top yerdeki yeni malatya oyuncusunun elinden kornere gidiyor ve korner kararı geliyor. muğdat'ın 23 kasım 2020 galatasaray kayserispor maçı'ndaki el pozisyonunun istemsiz olanı. bu pozisyondaki kuraldan tam emin değilim ama şuna eminim ki bu pozisyon galatasaray ceza sahasında yaşanmış olsa ve penaltı verilmemiş olsa bugün hala konuşuluyor olurdu.

    görüldüğü gibi 5 tartışmalı pozisyonda 1 karar galatasaray lehine, 4 karar da yeni malatyaspor lehine çıkmış. bu 5 kararın 2'si tartışmasız yanlış (gökhan'a çıkmayan 2. sarı ve galatasaray'ın iptal edilen golü) ve galatasaray aleyhine. peki maçta sonra ne oldu. yeni malatyaspor başkanı utanmadan maçtan sonra haklarının yendiğini söyledi, medya ve sosyal medya tamamen seri'nin pozisyonunu tartıştı, bizim aleyhimizde karar çıkan tartışmalı pozisyonlar, hatta bizim aleyhimizde yapılan tartışmasız hatalar gündeme bile girmedi. o gün tıpkı 23 kasım 2020 günü gibi iftira vardı, hakaret vardı, ses bastırma vardı, manipülasyon vardı. her türlü kötülük vardı. olmayan şeyse bizim "reaksiyon"umuzdu.

    şimdiye kadar bahsettiğim sadece 2 maçtı. bir de olaylara makro ölçekte bakıp bu reaksiyonsuzluğumuzu ve bu "reaksiyonsuzluk" yüzünden neleri kaybetmiş/kaybediyor/kaybedecek olduğumuzu;

    - bu "reaksiyonsuzluk" takımımızın 3 lig alta düşecek derecede şike yapmış olan rakibiyle, o rakibin şikesinin ortaya çıkmasının üzerinden 1 sene bile geçmeden deplasmanda şampiyonluk maçına çıkmasına neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye kariyerinde benzer hatalar ve taşkınlıklar yapmış olan 3 oyuncudan diego alfredo lugano moreno ve ricardo quaresma sempatikleştirilirken felipe melo'nun şeytanlaştırılmasına neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" bazı algı manipülatörlerinin bizi sadece oyuncularımız 90'lı yıllarda bu örgütün toplantılarına katılması ve bu örgütün elebaşısının hadsizce adımızı ağzına alması sebeplerinden dolayı bizi o iğrenç fetö isimli terör örgütüyle ilişkilendirip 1986'dan bugüne kazandığımız istisnasız tüm başarılarımızı bu örgüte bağlama yüzsüzlüğünü gösterebilmelerine neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" süper lig 2017-2018 sezonu ve süper lig 2018-2019 sezonu gibi aleyhimize yapılmamış hakem hatasının kalmadığı 2 sezonda hakemlere rağmen aldığımız şampiyonlukta dahi medya ve sosyal medyada algının tam tersi olmasına neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" süper lig 2019-2020 sezonu ve hatta süper lig 2016-2017 sezonu'nda umutlarımızın göz göre göre bitirilmesine neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" hande sümertaş gibi, ali dürüst gibi isimlerin iğrenç iftiralara maruz kalmasına neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" yayıncı kuruluşun camiamızla yıllardır alenen taşşak geçmesine neden oldu; (bkz: #3009743) ve (bkz: #3011785).

    - bu "reaksiyonsuzluk" süper lig 2010-2011 sezonu'nun başından beri 3 büyükler arasında hakemler konusunda en "şanslı" takım olan fenerbahçe'nin ve bu konuda 2. en şanslı olan beşiktaş'ın mağduru oynayıp galatasaray'ı şeytanlaştırmayı başarmasına neden oldu.

    (bkz: #3001688)

    süper lig 2010-2011 sezonu'nun ilk günü ila 24 ekim 2020 saat 18.15 tarihi arasında;

    rakibinin gördüğü sarı kart - gördüğü sarı kart (fazla olan hakem yönünden daha şanslı);

    galatasaray = +172
    fenerbahçe = +220
    beşiktaş = + 194

    rakibinin gördüğü kırmızı kart - gördüğü kırmızı kart (fazla olan hakem yönünden daha şanslı);

    galatasaray = +11
    fenerbahçe = +25
    beşiktaş = -2

    kullandığı penaltılar - rakiplerinin kullandığı penaltılar (fazla olan hakem yönünden daha şanslı);

    galatasaray = +26
    fenerbahçe = +33
    beşiktaş = +29

    not: istatistiklerin daha detaylı hali entry'de var.

    - bu "reaksiyonsuzluk" tff, mhk, pfdk ve tahkim kurulu gibi futbolu yöneten kurullara ve medyaya çoğu galatasaray kompleksi ve galatasaray düşmanlığı'na sahip olan fbjk'lilerin dolmasına sebep oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" bize

    a- beko basketbol ligi 2010 - 2011 sezonu,
    b- beko basketbol ligi 2013-2014 sezonu ((bkz: 3 haziran 2014 fenerbahçe galatasaray basketbol maçı)),
    c- kadınlar basketbol ligi 2012-2013 sezonu ((bkz: 26 nisan 2013 fenerbahçe galatasaray kadın basketbol maçı))
    d- 2013 erkekler basketbol türkiye kupası ((bkz: 10 şubat 2013 fenerbahçe ülker galatasaray basketbol maçı))

    şampiyonluklarına mal oldu.

    3 lig, 1 türkiye kupası şampiyonluklarından bahsediyoruz, mahalle kupaları değil yani. trabzonspor'u 3 temmuz'un üstüne gitmemekle suçlayan taraftarımızın gıkı bile çıkmadı beko basketbol ligi 2010 - 2011 sezonu hakkında, sezonun üzerinden geçen 9.5 senede. sanki hakkımızı çatır çatır yememişler gibi, sanki recep ankaralı - semih özsoy ses kaydı çıkmamış gibi unutuldu gitti o sene, o seneler. beko basketbol ligi 2013 - 2014 sezonu'nda hakkımızı yedirmeyeceğimiz yerde; ya da ülkenin en büyük camiasıyız ya, hakkımızı yiyenlere gereken mesajı verip bir daha hakkımızın yenmemesini sağlayacağımıza maça çıkmayıp tişört bastırdık ve o bize yetti. ben aklıma geldikçe hala çıldırıyorum beko basketbol ligi 2013 - 2014 sezonu'na, ama özellikle renktaşlarımın "asalet mecbur kılar" diyip geçmelerine. adamlar bir sezonun emeğini afiyetle yedi ve "asalet mecbur kılar" diyip geçtik, hala inanamıyorum.

    - bu "reaksiyonsuzluk" dünya tarihinde belki de bir ilk, rakibimizin yaptığı şikeden mağdur olmasına ve yaptıkları kanıtlı itiraflı şikenin suçunun bize kalmasına neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" az daha 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı rakibimizin sahaya istettiği kupayı kaldırmamıza izin vermemesine yol açacaktı, 40 yılın başı gereken reaksiyonu vererek bu rezilliği engelledik çok şükür.

    - bu "reaksiyonsuzluk", korkum o ki rakiplerimizin türkiye kupası kadar bile şampiyonluklara eklenme hakkı olmayan 1925-1955 arası kupaları da (bkz: #2962464) hanelerine ekleyip şampiyonluk sayılarını kendi lehlerine ciddi ölçüde değiştirmelerine neden olacak.

    - bu "reaksiyonsuzluk", süper lig 2020-2021 sezonu'nda;

    1- 4 ekim 2020 kasımpaşa galatasaray maçı'nın ilk dakikasında marcos do nascimento teixeira marcao'ya kasti bir şekilde atılan yumruğun hakem+var tarafından, hatta yayıncı kuruluş tarafından görmezden gelinip, özete bile konulmamasına (bkz: #2992088),

    2- 19 ekim 2020 galatasaray'ın iptal edilen golü'nde top alanyaspor hakimiyetine geçmişken geçmemiş gibi karar alınmasına ve bunun hiç gündem olmayıp saracchi'nin kapalı koluna çarptığı net bir şekilde görülen topun açık kola çarptığı ve penaltı olduğu iddiasının genel görüş haline gelmesine,

    3- 24 ekim 2020 bb erzurumspor galatasaray maçı'nda 1. dakikadan 90+5'e kadar ince ince doğranan ve haksız yere 10 kişi kalan takımın galatasaray olmasına rağmen orta sahada premier league standartlarında faul çıkmayacak bir pozisyon sonrası gol atıldı diye erzurumspor başkanının, medyanın ve sosyal medyanın ortalığı yıkıp galatasaray'ı şeytanlaştırmasına,

    4- 8 kasım 2020 sivasspor galatasaray maçı'nda kendini yere bırakan sivasspor oyuncuları cezalandırılmamışken ve mustapha yatabare'nin %100, mamadou samassa'nın da %100'e yakın kırmızı kartları verilmemiş olmasına ve sivasspor'un penaltı kazanmış olmasına rağmen rıza çalımbay'ın meydanı boş bulup 16 gündür "galatasaray maçında doğrandık" demesine, medya ve sosyal medyadaki algının da bu şekilde oluşmasına (ki bence marcao'nun penaltı dönüşü pozisyonu tartışmasız penaltı, verilmemesi net bir hata ama ortada çıkmayan ve ne hikmetse hiç bahsedilmeyen en az 1 kırmızı kart var),

    5- 23 kasım 2020 galatasaray kayserispor maçı sonrası yukarıda uzunca anlattığım galatasaray düşmanı tavra

    neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" öyle yeni bir şey de değil, 1925-1985 arası koca bir 60 yıl boyunca türk futbolunda fenerbahçe'nin "büyük abi" ve beşiktaş'ın "küçük kardeş", galatasaray'ın da "üvey evlat" olmasına neden oldu. bu reaksiyonsuzluk 23 mayıs 1943 beşiktaş fenerbahçe maçı ve 8 nisan 1951 beşiktaş fenerbahçe maçı maçlarında 2 milli küme şampiyonluğumuzun elimizden haksızca, adaletsizce alınmasına neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye birinci ligi 1985-1986 sezonu'nda yaşanan rezilikler sonucu namağlup 2. olmamıza neden oldu.

    (bkz: beşiktaş'ın semra özal tarafından destek gördüğü yıllar), (bkz: 20 nisan 1986 gençlerbirliği beşiktaş maçı), (bkz: 25 mayıs 1986 beşiktaş sakaryaspor maçı), (bkz: https://eksisozluk.com/...mistim--6307045) , (bkz: 1 haziran 1986 trabzonspor beşiktaş maçı)

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye birinci ligi 1986-1987 sezonu'nda o dönem serbest olan ve herkesin verip aldığı teşvik primini verdiği için galatasaray'ın en değerli şampiyonluklarından birinin karalanmasına neden oldu ki aynı sezon için beşiktaş lehine şike teklifi itirafı var;

    https://www.hurriyet.com.tr/...ahip-cikmadi-7897821

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye birinci ligi 1992-1993 sezonu'nda 14 mart 1993 ankaragücü beşiktaş maçı'nda çoğu "akıllı tv" videolarına konu olmalık 6 gol atıp 0-6 kazanmış, o sene bizle oynadığı 5 maçta 2 beraberlik 3 mağlubiyet almış, senenin son maçı olan 30 mayıs 1993 beşiktaş gençlerbirliği maçı yaşanan şu olayların (bkz: #885194), (bkz: #50961) öznesi olmuş beşiktaş'ın, ligin açık ara en iyi top oynayan takımı olan ve ligin son haftasına 2 averaj farkla önde giren galatasaray'ın önüne gelenden 4-5-6 yiyen ankaragücü'ne 30 mayıs 1993 ankaragücü galatasaray maçı'nda 8 atmasını şike olarak lanse edip kamuoyunda bu algıyı yerleştirmesine neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye birinci ligi 1996-1997 sezonu'nda vahap beyaz'ın biz 1-2 öndeyken net penaltımızı ve rakibe kırmızı kartı vermediği, sonra ofsayt şüphesi olan bir golle istanbulspor'un 2-2'yi yakaladığı ve son dakikada %1000'lik pozisyonu harcamasa bu hata/hatalar sonucu 3-2 kazanacağı 12 nisan 1997 istanbulspor galatasaray maçı'nın sonunda lehimize tartışmalı bir penaltı verdiği için

    ve

    ahmet çakar'ın 40 yılın başı düzgün, hatasız bir maç yönettiği 20 nisan 1997 beşiktaş galatasaray maçı sonrası galatasaray lehine %100 haklı bir penaltı verdiği için galatasaray'ın hakemler tarafından şampiyon yapıldığı yalanının söylenip emeğimizin kirletilmesine neden oldu.

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye birinci ligi 2000-2001 sezonu'nda ekmeğimize kan doğranmasına neden oldu.

    (bkz: #2958320), (bkz: 21 nisan 2001 fenerbahçe gaziantepspor maçı), (bkz: 6 mayıs 2001 fenerbahçe galatasaray maçı), https://www.youtube.com/..._channel=FutbolArena

    - bu "reaksiyonsuzluk" türkiye birinci ligi 2005-2006 sezonu'nda lehlerine yapılmış ekstrem hakem hatalarıyla yarışta kalmış olan fenerbahçe'nin konfetiden dolayı maç iptali isteyip alamaması yüzünden şampiyonluğumuzu karalayabilmesine neden oldu.

    (bkz: 14 mayıs 2006 denizlispor fenerbahçe maçı), (bkz: selçuk dereli)

    - bu reaksiyonsuzluk türkiye süper ligi 2002-2003 sezonu ve turkcell süper lig 2008-2009 sezonu'nda yapılanların şu itiraflara rağmen unutturulabilmesine neden oldu.

    2002-2003: https://www.youtube.com/...%B1ly%C4%B1ld%C4%B1z

    2008-2009: https://www.youtube.com/watch?v=ejmDdJ7kWWc (1.30'dan itibaren)
    (bkz: 10 nisan 2009 kocaelispor beşiktaş maçı)

    bu "reaksiyonsuzluk" daha aklıma gelmeyen birçok haksızlığa maruz kalmamıza neden oldu/oluyor/olacak.

    velhasıl kelam, taraftarıyla, kulüp üyesiyle, yöneticisiyle hala "reaksiyon" göstermemeye devam ediyoruz. 1925'ten bugüne kadar bu reaksiyonsuzluğun cezasını çekmeye devam ediyoruz, ve hala reaksiyon vermeyebiliyoruz.

    bütün bunları anlatmamdaki amaç rakiplerimizin yaptığı bu türden işleri biz de yapalım demek değil, saha içini boşverip saha dışıyla uğraşalım demek değil, galatasaray pir-ü paktır gibi inanmadığım bir ana fikri savunmak değil, rakiplerimiz şeytanın ta kendisi demek de değil.

    ama benim şahsi düşüncem o ki ortada tuttuğum kulübe yönelik çok büyük, çok derin bir haksızlık var ve biz camia olarak bu haksızlığı engellemek için hiçbir şey yapmadık ve yapmıyoruz. bunu yapmamamız bizi gün geçtikçe daha kötü bir duruma sokuyor. türk futbolunun zirvesindeki kurumlarda yöneticilerin kimler olduğuna bakan biri bunu rahatlıkla görecektir.

    bütün bunlar oluyor madem, neden en başarılı türk kulübü biziz sorularını duyar gibiyim. onun da açıklaması son derece basit.

    1.si 1905-1925 arasında en başarılı takım bizdik ama 1925-1985 arası 60 senelik dönemde tartışmasız 3. sıradaydık yerel başarı olarak;

    istanbul ligi: beşiktaş-13 fenerbahçe-11 galatasaray-9
    milli küme+türkiye futbol 1.liği: beşiktaş-5 fenerbahçe-9 galatasaray-1
    türkiye kupası (1959-1985 arası): beşiktaş-1 fenerbahçe-4 galatasaray-8 trabzonspor-3
    lig şampiyonlukları (1956-1985 arası): beşiktaş-6 fenerbahçe-11 galatasaray-6 trabzonspor-6

    görüldüğü üzere 1925-1985 arası yerelde çok çok kötüyüz. mesela 1970'te yapılan bir ankete göre taraftar oranları yaklaşık beşiktaş-%30 fenerbahçe-%60 galatasaray-%10. bu da o dönemlere dair bir fikir veriyordur sanırım.

    1985-2002 arası da öyle bir yapılanmaya sahibiz ki hem biz hem milli takımımız abad oluyor;

    1984'te türk futbolu rezil durumdayken jupp derwall'in gelişiyle başladığımız yapılanmanın bize ve milli takımımıza meyveleri şu şekilde;

    galatasaray
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    1988-89 şampiyon kulüpler kupası yarı finali
    1991-92 kupa galipleri kupası çeyrek finali (şampiyon werder bremen'e 2-1 ve 0-0'lık skorlarla elenmiştik.)
    1993-94 şampiyonlar ligi çeyrek finali
    1998-99 şampiyonlar ligi grup 2.liği (statüye göre 6 grup 2.sinden sadece 2'si çeyrek final oynayabilmişti, biz maalesef en iyi 3. grup 2.si olabilmiştik.)
    1999-00 uefa kupası şampiyonluğu
    2000 süper kupa şampiyonluğu
    2000-01 şampiyonlar ligi çeyrek finali
    2001-02 şampiyonlar ligi son 16 turu

    milli takım
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    1991 akdeniz oyunları 2.liği
    1993 akdeniz oyunları şampiyonluğu
    1996 avrupa şampiyonası katılım (tarihte ilk)
    2000 avrupa şampiyonası çeyrek finali
    2002 dünya kupasına katılım (1954 dünya kupası sonrası ilk ve tek)
    2002 dünya kupası 3.lüğü

    burada başarımızın saha içi kaynaklı olduğu çok net bir biçimde ortada.

    2002-2011 arası yine benzer bir döneme girdik ve aziz yıldırım fenerbahçe'sinin bu dönemki saha dışı gücünü herkes hatırlar. sonrası da 4 fatih terim şampiyonluğu zaten. fatih terim de son dönemki yerel başarılarımızın baş aktörlerinden. hatta öyle bir "game changer" ki kendisinin yokluğunda 53'te 14 yapmış takımımız kendisiyle birlikte 11'de 8 yapmış. yalnız fatih terim'in sahip olmadığı bir özellik var: ölümsüzlük. fatih hoca sonrası bu kadar ekstrem bir ortalama yakalayabilecek birini bulmamız çok güç. o zaman ne yapacağız peki?

    görüldüğü üzere reaksiyonsuzluk 1925-1985 arası 60 senemize mal olmuş durumda ve bir dahaki 60 senemize de mal olabilir. iyi yönetilmek bizi kurtarmaz çünkü aslında iyi değil "nispeten iyi" yönetiliyoruz. fenerbahçe ve/veya beşiktaş da her ne kadar 100 yıldır becerememiş olsa da bizim 1984'te yaptığımız devrimi gerçekleştirebilir, hiç belli olmaz bu işler. o zaman nasıl karşı koyacağız peki nispeten iyi yönetilmemizle kompanse ettiğimiz maruz kaldığımız haksızlıklara.

    saha içi performansımızı unutmadan, gerekli özeleştirileri sonuna kadar yaparak, kimseyi düşman ilan edip şeytanlaştırmadan, kimsenin hakkını da yemeden yine de gerekli cevapları, gereken reaksiyonu veremez miyiz?

    konsantrasyon mottomuzun yanına artık "reaksiyon"u da motto olarak eklememiz gerekmez mi?

    not : yazıdaki bazı noktalar rakipler hakkında delilsiz ama güçlü olduğunu düşündüğüm iddialar içeriyor, rakiplerimizin yaptığı için şikayetçi olduğum "iftira etme" eylemini gerçekleştirmemeye dikkat edip o tip iddialardan direkt sonuçlara ve yargıya varmamaya çalıştığımı düşünüyorum ve umuyorum. yine de sürç-i lisan eylediysem affola.