• 501
    "tribünlerde küfür ediliyorsa, sahaya sidik torbası atılıyorsa, bu yönetimin haberi olmadan olmaz. her şeyin içinde yönetim var. fenerbahçe maçında o küfürler edilmişse, muhakkak yönetimin haberi de vardır. buna müsamaha ettikleri için de büyük ayıp etmişlerdir."

    "yönetimin haberi olmadan hiçbir şeyin yapılacağına inanmıyorum. ben yöneticilik yaptım, başkanlık da yaptım. bana palavra anlatmasınlar. bunlara artık tenezzül etmemek gerekir. fatih hocaya ve futbolculara küfür ettiler de noldu? kaybettiler. demek ki küfürün hiçbir faydası olmuyor. futbol oynamak lazım kazanmak için."

    "bu olaylar çok çirkin. bunlar da tepkisiz ve cezasız kalıyor. bizim 6222 diye bir kanunumuz var. şu ana kadar uygulandı mı benim haberim yok."

    "mustafa cengiz gereken tepkiyi göstermedi. bu küfürleri duymuşsa, stadı terk etmesi gerekirdi. takımı sahadan çekmek söz konusu olmaz çünkü federasyon kurallarına göre aykırı ama kendisi stadı terk edebilirdi."

    "bizim zamanımızda bu tip gerginlikler olmadı. başkanlar arasında samimi bir diyalog olmalı. birbirlerine saygı göstermeleri şart. bu saygı çerçevesinde tansiyonu azaltabilirler."

    "kısa zamanda bu gerginliğin kontrol altına alınabileceğini düşünmüyorum. çünkü bu gerginlikten beslenenler de var. bu bir yerde gıda veriyor birilerine."

    "burak elmas'ın arkasında değil yanındayım. çok zor bir görev, çok zor bir miras. ama bütün zorluklarla baş edebilecek bir ekip kuruyor."

    "bankalar birliği anlaşmasının detayları açıklanmalı ve kamuoyu bunu bilmeli. zaten bu tür anlaşmaların genel kurul kararından geçmesi lazım."

    "daha fatih hocayla anlaşmadan "fatih terim ile anlaşırsak kulübü terk edeceğiz." şeklinde tepkiler gördüm. bunlar olabilir. herkes herkesi sevmek zorunda değil. önemli olan bizim yönetim olarak fatih terim'e güvenmemiz, onun da bize güvenmesiydi. neticede bu başarıları elde ettik hep beraber."

    "biz fatih hocayla siyaseten, bize seçimde oy verirler amacıyla anlaşmadık. zaten o zamanlar şu anki popülaritesi yoktu. 6 ay çalışalım sonra ayrılırız gibi bir düşüncemiz de olmadı. biz onun hırsına ve galatasaraylılığına güvendik."

    "emre belözoğlu ve okan buruk konusunda detayları ali dürüst ile burak elmas'tan öğrenebilirsiniz. biz onlara sözleşme teklif ettik. emre'ye daha fazla bir düzeltme talep ettik. bunu peşin olarak istedi. para sıkıntısı çekiyorduk o zamanlar. onun için olmadı. ondan sonra da inter'e gittiler."

    "süper kupa finalinden bir gün önce uefa yemeğinde karşımda fransa futbol federasyonu başkanı oturuyordu. o sırada zidane geldi. federasyon başkanı zizou diye sesleniyordu. ben de orada zidane ile tanıştım "seni galatasaray'da görmek istiyorum anlaşmayı yapalım hemen" dedim. espriydi tabii."

    "dernek sportif aş'ye sahip olabilir. isim hakkı dernektedir. ama faaliyet dernek kafasıyla olmaz. dernek çok amatör kalır. kurumsal yapı içinde yürütülmesi gerekir."

    "benim bir iddiam var. zamanında aig ile bir anlaşma yaptık. dünyanın en büyük sigorta şirketini futbol kulübüne ortak ederken tavizler veriyorsun. çünkü mecbursun buna. uluslararası bir kulübe gireceğiz çünkü, aidat gibi bir şey bu. ama 2002'de müthiş bir intikam hırsı ile aig ile olan anlaşma bozuldu. 9 milyon dolar tazminat ödedik. hisseleri geri satın aldık. hisseleri alan ünal aysal'dı. çünkü o zamanlar bu imkan onda vardı. şayet o sistem devam etseydi bizim şu an 250 milyon euro borcumuz yoktu, kasada da paramız vardı. bu benim iddiam ama bunu ispatlayamam çünkü filmi geri alamayız."

    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."

    "galatasaray lisesi mezunu değilim ama liseli kavramında liseliyim. seçimlerde körü körüne oy kullanan yok. herkes kafasını çalıştırıyor. mustafa cengiz'i seçenler de liseliydi. galatasaray lisesi mezunu dursun özbek'e karşı onu seçtiler. illa liseliler liseliyi destekleyecek diye bir şey yok."

    "galatasaray şampiyonluğun en büyük adayı. bu bir takım oyunu. en zayıf halka yönetimimiz. ama bunu futbolcularımız ve teknik kadromuz son derece ikame ediyorlar. benim gördüğüm kadarıyla bir takım olduk. şampiyonluğun en büyük adayı galatasaray'dır. ikinci beşiktaş'tır. çünkü onlar da takım oldular. ama fenerbahçe'de takım havası yok."

    "hagi transferinde başta ücret konusunda biraz sıkıntı yaşadık. irfan kurtoğlu'nun romanya'da işleri vardı. orada becali'yi tanıdı. becali hagi'nin komisyoncusu. böyle bir şey var diye haber geldi, biz de hemen üstüne atladık tabii. fatih hoca "başkan sen gerekirse benim maaşı da ver oraya." dedi. böyle de bir galatasaraylı. ama tabii öyle bir şey yapmadık."

    sportcell röportajı.
  • 502
    --- alıntı ---

    "benim bir iddiam var. zamanında aig ile bir anlaşma yaptık. dünyanın en büyük sigorta şirketini futbol kulübüne ortak ederken tavizler veriyorsun. çünkü mecbursun buna. uluslararası bir kulübe gireceğiz çünkü, aidat gibi bir şey bu. ama 2002'de müthiş bir intikam hırsı ile aig ile olan anlaşma bozuldu. 9 milyon dolar tazminat ödedik. hisseleri geri satın aldık. hisseleri alan ünal aysal'dı. çünkü o zamanlar bu imkan onda vardı. şayet o sistem devam etseydi bizim şu an 250 milyon euro borcumuz yoktu, kasada da paramız vardı. bu benim iddiam ama bunu ispatlayamam çünkü filmi geri alamayız."
    --- alıntı ---

    böyle konuşmuşsa çok ağır saçmalamış eski başkan. adnan polat düzeltmesiydi şimdi kulübü donuna kadar sömürüyordu aig. bırak futbol tarihini, şirketler tarihinde bile bu kadar saçma sapan bir anlaşma hayatımda görmedim. gören varsa söylesin. kulübün bütün gelirlerini bir şirkette topla, giderleri başka bir şirkete koy. gelirleri olan şirketi aig'ye peşkeş çek. sonra intikam hırsı de.

    yat kalk bugün herkesin küfür ettiği polata dua et. yoksa bırak camiaya girmeyi, galatasarayın adını bile ağzına alamazdın.
  • 503
    --- alıntı ---
    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."
    --- alıntı ---

    hayatımda cevabını en çok merak ettiğim sorulardan biri de bu; tüm bu başarı ve istikrara rağmen bu kulüp neden borç batağına girdi ?

    -4 sene üst üste şampiyon ol, bütün şampiyonluk gelirlerini al.
    -her sene şampiyonlar ligi gelirlerini sen al.
    -rakiplerin sürekli teknik direktör kovup tazminat ödesin ama sen 4 sene boyunca fatih terim ile istikrarlı çalış.
    -rakipler sürekli sil baştan kadro yapsın, transferlere para akıtsın ama sen kemik kadro ile yıllarca oyna.
    -4 senenin sonuna uefa şampiyonluğu ekle, adrian ilie, hakan şükür gibi oyuncuları fena sayılmayacak bonservisle sat.

    tüm bunların sonunda en zengin kulüpler listesine girmemiz gerekirken, biz uefa şampiyonluğu sezonunda bile oyuncuların maaşını ödemekte zorlanmışız.
    faruk süren dönemi, kazandıkça borçlandığımız, netflix belgeseli olabilecek kadar ilgimi çeken bir dönem.
  • 504
    --- alıntı ---

    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."

    --- alıntı ---

    faruk süren dönemi tesisleşmenin olmadığı sami yen biletlerinin ucuza satıldığı türkiye'de futbol endüstrisinin oluşmadığı zamanlardır.

    ben hatırlıyorum galatasaray forması bulmak işkence idi. çoluk çocuk çakma formalarla gezerdi zira tedarik yoktu. lig gelirleri ve şampiyonluk primleri bu kadar yüksek değildi. uefa kupasından gelen para da kısıtlıydı. ki biz o parayla jardeli o zamanların futbol bütçelerine göre devasa olan 17 milyon dolara aldık. sonucunda da türk futbol tarihinde ilk örnektir belki de, takım içi denge sorunları yaşadık. bugünkü bütçelerle 17 milyon dolarlık transfer yapamıyor türk takımları misalen. kısacası o zamanların türkiye'nin küçük futbol ekonomisi ünü dünyaya yayılan galatasaray'ın hızına yetişemedi. galatasaray'da ilk defa yaşadığı bu pozisyon neticesinde, takımı altı şişhane üstü kebap hale getirdi. neticede düzenli olarak borç harç içinde yüzdük.

    durum galatasaray'dan çok türkiye ile ilintili aslında. türkiye'de kapitalizmin oturmadığı halkın marka bilmediği, harcamalarının minimal tutulduğu dönemlerdeydik. tribünlere bakın misalen herkes gündelik kıyafeti ile oturur atkı bile yoktur o zamanların maçlarında. ülkece bugün de olmadığımız gibi o zaman da zengin değildik ve zengin olabilecek bir futbol ekonomisini çevirebilecek bir pazar yoktu. uefa sonrası yöneticiler de bunu düzgün işleyemediler, zira onlar da bu sistemden gelen ve futbolun dönüşümünü türkiye'nin kapitalizme adaptasyonunu senkronize olmuş biçimde uygulayabilen insanlar değillerdi. bu nedenle kupa sonrası talep artsa da karşılanamadı, ilk gs store örnekleri kupadan bir sene sonra 2001'de kurulabildi mesela. o da oldukça basit bir yapıdaydı. storeların artışı taraftar ürünlerinin oturması 2006-2007 yıllarını buldu ve tren kaçtı.

    bu nedenle faruk başkanın söylediklerini isabetli buluyorum. siz uefa kupası almışken, fenerbahçe'nin mtk'ya, pendik'e elendiği bir ortamda sizin el freniniz olan şey bulunduğunuz yer oluyor. galatasaray o takımla o performansla türkiye değil almanya'da olsaydı, bugün kupa 1'in gediklisi, global çapta büyük kitlelere ulaşan bir takım olurdu. bunu o zamanlar kişi başı milli gelirin 3000 - 4000 dolar olduğu bir ülkede sürekli bir hale getiremezsiniz. ne yazık ki bu ünü lokomotife çevirebilecek bir ekonomik gücünüz, ya da global pazarlama gücünüz yok. ülke içinde bile tedarik sorunu yaşanan bir yerdesiniz.

    ben hatırlıyorum o zaman öğrenci olarak bildiğiniz kitap sıralarına girerdiniz sene başladığında, aradığınız ürünü bulamazdınız, bir yerlerden getirtirdiniz. paranızla araba alamazdınız mesela. sıra beklerdiniz. ev alamazdınız kooperatife girer beklerdiniz. arz sıkıntısı bir türkiye gerçeği idi o zamanlar. o zamanki avrupalı çağdaşlarımızın böyle koşullarla yüzleştiğini hiç mi hiç sanmıyorum. bazen yaşamış olduğumuz ülkeyi unutuyoruz bütün bu uefa kupası başarısının değerlendirilemediğini düşünürken.
  • 505
    --- alıntı ---

    "mustafa cengiz gereken tepkiyi göstermedi. bu küfürleri duymuşsa, stadı terk etmesi gerekirdi. takımı sahadan çekmek söz konusu olmaz çünkü federasyon kurallarına göre aykırı ama kendisi stadı terk edebilirdi."
    --- alıntı ---

    sözlerini söyleyen eski başkanımız. o zaman sayın başkana sormak lazım, 6 mayıs 2001 tarihinde kendisi neredeydi? takımın üstüste 5. şampiyonluk için kader maçına çıkacak iken, takım ve taraftar kadıköy'de türlü türlü pisliklere, rakip kulübün terörüne ve organize kötülüğüne maruz kalırken kendisi neden o maçta yoktu? eğer doğruysa yurtdışına gidilecek başka zaman yok muydu? o zamanki yöneticilerinden olan şuan ki en güçlü başkan adayımız( damat lafını pek kullanmak istemiyorum zira konumuzla alakası yok) takımın soyunma odasının girmesi ve açık olması gereken kapısının kilitli olduğunu görünce kendi imkanları ile takım otobüsünden bulduğu tornavida ile açmaya çalışırken peki stadı terk etme talimatı vermiş midir veya stadda olasaydı terkeder miydi?

    evet sayın cengiz'i ve yönetimini rüyamda bile eleştiriyorum bırakın kongreyi yada burayı ama galatasaray' da başkanlık yapmış ve rakip kulüp organize terörünün en büyüğüne maruz kalmış dönemde bunu yapmayan birinin bu konu özelinde yönetimi eleştirmesi ne kadar doğru bilemiyorum.
  • 506
    --- alıntı ---
    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."
    --- alıntı ---

    renktaşlar yazmış ama o dönemde - ciddi ekonomik kriz * 94 sonrası üstüne 99 deprem yaralarını saran bir ükedeydik (bugünden iyiydi insanların durumu o apayrı)

    stad etrafında işportacılardan atkı, sarı kırmızı ip bileklikler, bayraklar alınırdı. forma zaten gerçekten zor insanlar gelir tükürük köftesini yer sıra bekler maça girerdi. kartondan sarı kırmızı şapkalar giyerlerdi - gazeteleri verdiği.

    o haftasonu elde mal olsa hem avrupa hem türkiye'de satış rekorları kırılırdı. ama yeterli arz olabilecek bir yapı yoktu anımsanırsa.

    futbol ekonomisi şu an olustuğu için ve yayın gelirleri olduğundan ilerliyor klüpler birşekilde bir tabanı varsa. yoksa zaten sonuç gaziantepspor.
  • 507
    --- alıntı ---
    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."
    --- alıntı ---

    mehmet cansun başkanımızın da söyleyip durduğu, ağzına sakız ettiği bahane. takım turları geçerken ağzın açık izleyip sadece tezahürat yaparsan, yurtdışı deplasmanların tadına odaklanırsan kışın da dans edersin. yazın o kadar çok saz çalmayacaktın. dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkıyoruz; sen yöneticisin. işin bahane üretmek değil çözüm üretmek.
  • 508
    --- alıntı ---
    "diyorlar ki uefa kupası paraya çevrilemedi. bunu ertesi gün paraya çeviremezsiniz. bu bir sistem içerisinde olur. ama biz bunu yapamadık."
    --- alıntı ---

    ertesi gün de çevirirsin, istersen ertesi saat de çevirirsin.

    merterde özel şampiyonluk tshirtü tasarlayıp bastırmak, satmak için çok zaman gerekmez, ama biraz kafa gerekir.

    sen ali sami yen de özel sanatçılarla şampiyonluk kutlama partisi yaptın da biz mi gelip bilet almadık?

    uefa kupası onun sayesinde değil, ona rağmen alınmıştır. kaç ay para almadan çıkıp oynadı futbolcular o final maçını. sonrasında da utanmadan o futbolcular paralarını istiyor diye purosunu içip laflar hazırladı onlara, uefa altınlarını erken bozdurmasaydınız bu hafta altın fiyatları yükseldi filan dedi.

    sırf laf olan eski başkanımız.

    yaptığı tek iyi şey, iyi bir yönetim ekibi kurup onlara ve terime gerekli hareket alanını sağlamıştı.
  • 509
    evet uefa kupası sayelerinde paraya çevrilemedi. paraya çevrilecek bir işe giriyorsan önceden hazırlığını yaparsın. kendisine sormak lazım, bu muhteşem başarıyı paraya çevirecek bir planları varmıydı? yoktu, çünkü bu kupayı alacaklarını hesaba katmamışlardı. sadece devletin tanıtım fonundan o zaman için çok iyi sayılabilecek bir para olan 10.0 m. tl alan bir yönetim nasıl şikayet eder. o gün tüm koşullar lehimize iken ali sami yen inşaatını üstlenmek yerine o arazi nasıl terkedilir. sadece türkiyeden 10000 in üzerinde taraftarın maçı izlemek üzere yurt dışına rahatlıkla çıkabildiği bir ortamda ekonomik koşullar için yetersizdi denilebilir mi? bu başarı ile yurt dışında yaşayan genç neslin tümünün galatasaraylı olduğu, arap yarımadasından, uzak doğuya kadar milyonlarca insanın galatasaray'ı tanımış olmasının bir getirisi bulunamazmıydı.
    faruk süren hiç ağzını açmaması gereken konulara girmiş.
  • 510
    --- alıntı ---

    “mustafa cengiz gereken tepkiyi göstermedi. bu küfürleri duymuşsa, stadı terk etmesi gerekirdi. takımı sahadan çekmek söz konusu olmaz çünkü federasyon kurallarına göre aykırı ama kendisi stadı terk edebilirdi."

    --- alıntı ---

    eğer gitseydi de hepimiz biliyoruz ki hem medya hem muhalefet yerden yere vuracaktı. bu kısır tartışmalar bizi bir arpa boyu ilerletmeyeceği gibi aynı zamanda herhangi bir anlam da ifade etmiyor. zaten yakında yönetim koltuğu boşalacak ve büyük ihtimal kazanıp kulüp yönetiminde olacaksın. lüzumsuz, girilmemesi gereken, safi verilmek için verilen demeçler.
  • 511
    söz konusu açıklamalarında, özhan canaydın’ın, küfürlü atmosfer altında stadı terk etmesi gerekliliğine vurgu yapmış, eski ve başarılı başkanımız.

    doğru söylemiş. afedersiniz medyayı kimse ciddiye almamalı böyle bir durumda. medya dediğiniz, neredeyse tamamen satılık kalemlerden oluşan bir yapı. o küfürleri ve o küfürlere karşılık gelen cezaların verilip verilmediğini yazıp herhangi bir sürecin takipçisi olduğunu gördünüz mü bu afedersiniz medyanın?

    bazı değerlerimiz olmalı. “türkiye’nin batıya açılan kapısı”, değerlerini yaşarken ne medyasından ne de muhalefetinden çekinir.

    çeyrek asıra yakın bir süredir ülkeyi kontrol altında tutan kutuplaştırıcı tahakküm, hayatımızın bütün alanlarında o pis izini bıraktı ve ne yazık ki bu da onlardan biri: medyanın ve muhalefet kültürünün ölümü.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!