• 556
    bu son kur atağından önce insanlar evde eksik gedik ne varsa alayım telaşındaydı. aynısı kulübümüz için de geçerli diye düşünüyorum. bu yaz yapılan yatırımlar son atımlık kurşunumuzdu. ülkenin durumu ortada iken transfer isterük diye yaygara koparmak artık anlamsız. elimizdeki isimleri parlatıp yüksek meblağlara elden çıkarabilirsek ne ala. belki bir süre daha atacak kurşunumuz olur bu sayede.

    ancak bunu da başaramazsak genç, yerli oyuncu havuzu oluşturup onlarla idare edeceğimiz bir döneme girmemiz gerekiyor. bireysel olarak, toplumsal olarak uçurumdan aşağıya yuvarlanıyoruz. hepimizin döviz bazlı getirisi çöktü. ev, araba almak veya ne bileyim yıl sonu gelse de yurtdışında tatile gideyim gibi hayaller buhar oldu. hele ki genç kuşağın telefon, tablet, bilgisayar alması bile çok uzaklarda, güzel bir serap. bizler bu şekilde yaşama dair beklentilerimizden, hayallerimizden tek tek vazgeçiyorsak galatasaray'a dair de hayallerime ara veriyorum.

    hayatta kalmak için yaşam mücadelesi verilecek bir periyota giriyoruz. abd'nin uygulamaya başlayacağı sıkılaştırma politikası devreye alındığında tüm bu olanlar fragmanmış diyeceksiniz. ülkede radikal değişiklikler yapılmazsa çok daha kötüsünü yaşayacağız ve böyle bir değişiklik olacağına da inanmıyorum. parasal bolluk döneminde biz bu felaketi yaşadık; bir de bunun sıkılaşması nasıl oluyor çok acı öğreneceğiz. o yüzden bu yılın tadını çıkaralım; sonrasında kerem, marcao vs. yüksek bonservis bedelleriyle elden çıkartabilirsek kulübü mali olarak çevirmeye çalışalım. dediğim gibi bundan sonrasında benim kulübümden tek beklentim; hayatta kalması, ayakta kalması, üç kuruşa bir baronun eline düşmemesi.
  • 558
    gündüzleri bitirip artık geceleri de ekonomi üstüne konuşma mesaisi yapan bir büyük ekonomistin raydan çıkardığı kur. yine her hevesten bir adım daha uzaklaştık “hamdolsun”. işin berbat tarafı telefonumu yenilemem, araca binmem, elektronik eşya almam deyip de geçemiyorsun üretim zincirini düşünce mercimeğinden, ununa, sıvı yağından, meyve suyuna kadar her şeye dahil artık dolar. “istikrar” kelimesini dillerine pelesenk edenler fiyat istikrarının üstünden geçtiler, kendimi bildim bileli 1₺ ve zamanına göre ona karşılık gelen meblalara satılan ekmeği bile 3₺ yaptılar. ekmeğin 3₺’ye satılacağına zaman yolculuğu yapsam inanmazdım.
  • 560
    özel sektörde idareciyim. eşim de aynı kurumda öğretmen. aynı zamanda kurumun hissedariyim. günde yaklaşık 10-11 saat civarında çalışıyoruz. yazın bir hafta tatilimiz var, az önce sömestir tatilinde 3-4 günlüğüne bir yerlere gezmeye gidelim diye konuşuyorduk. mardini gör.ek istiyoruz, hatay'da yaşıyoruz, hesaplıyoruz, kendi aracimizla gittiğimizde sadece yakıt paramız bile 1200 lira tutuyor. 4.45'lerden 8.30'lara geldi lpg birkaç ay içerisinde. otel fiyatları aynı şekilde uçmuş. yeme-icme, bir akşam bir restoranda şarap içme, kahvaltı, ören yerleri girişi, görünmeyen masraflar vs. falan derken üç günlük alelade bir gezinin bize masrafı 5-6 bin lira civarında. neden? çünkü dolar 14 lira oldu.

    bu ülkenin günde 10-11 saat çalışan iki öğretmeni olarak bir sömestir tatilinde 3 günlük şehir dışı seyahatine çıkamaz hale geldik. kipirdayamaz hale geldik. adım atamıyoruz. elimizden bir şey gelmiyor. yaşlı amcalar yaşlı teyzeler ve bir grup rantçı gençliğimizi çaldı. bari bizden sonrakilerin gençliği calinmasin.

    yazık bu ülkeye çok yazık..