• 2655
    kendi hataları olsa da yetenek olarak muazzam bir futbolcuydu. hagi'den sonra gelen açlık sebebiyle gözümüze böyle mi geldi bilmiyorum ama skibbe takımın başında iken inanılmaz gol ve asist rakamlarına ulaştı yine de yaranamadı.

    ne kadar tehlikeli bir futbolcu olduğunun farkında olan ve iyi gidişinden rahatsız olan rıdvan dilmen başta olmak üzere bütün basın adamın üzerine çullandı. takım içinde kıskananlar ve günümüzde olduğu gibi o günlerde de bugünkü gibi algıya çabuk kapılan taraftarımız sayesinde adamın başını yedik.

    mesela 2008-2009 sezonunun ilk yarısında sadece ligde 16 maçta 7 gol 14 asist yapmış. 2.yarı ayarı kaçınca devreyi sadece 1 gol 1 asist ile tamamladı. istikrarlı olsa alex'in rakamları ile boy ölçüşürdü. bence alex'ten de bizim sneijder'den de daha yetenekliydi.

    kendini oyuna veren bir lincoln mübalağasız söylüyorum barça, real seviyesindeydi.

    %50 kendi hatası %50 de bizim hatamız sebebiyle ne yazık ki kendisine doyamadık.
  • 2658
    hiç unutmam bir deplasman maçıydı. topu havadan sektirerek bir oyuncuyu geçip yine sektire sektire topu yere düşürmeden topla biraz gitmişti. sonra rıdvan dilmen denilen ama asıl ismini herkesin bildiği azılı galatasaray düşmanı tarafından rakip oyuncuları küçük düşürüyor diye algı kampanyası başlatıldı. bildiğin herif çalım atarsın ama böyle de çalım atılmaz ki diye lincolnü baya baya eleştirdi. medyada baya üzerine gidilmişti.

    hatta o zaman mı yoksa başka bir şey mi neden olmuştu tam emin değilim ama adamda sakalkıran bile olmuştu stresten. zaten takım içinde ona karşı bir cephe vardı, bir de dışardan operasyon başlayınca iyice kopmuştu takımdan. ama açık konuşayım adam sırf yetenekti, muhteşem bir topçuydu. tek başına bize gelmeden önce fenerin içinden geçmişti schalke formasıyla.

    edit: clkovic der ki sami yen'deki hacettepe maciydi :) sonra baktım harbiden öyleymiş. demek ki neymiş hiç unutmam diye artiz artiz girmeyecekmişsin entrye, hafızai beşer şaşmakla mükellefmiş :(
  • 2662
    melankolik oldugum $u günlerde sol frame'de görmek istemedigim eski tadina doyamadigimiz futbolcumuz. yapman, etmen guzum! kalli transfer etmi$ti kendisini. hazirlik maçlarinda bir türlü oynatmiyodu. sabirsizlaniyorduk taraftar olarak. sonra sezon ba$ladi, goller, asistler derken bi sakatlandi, bir daha lig sonuna kadra toparlayamadi derken sezon bitti ve biz $ampiyon olduk cevat hoca ile. kalli malum hastaydi.

    sonra sezon sonu sancilari ba$ladi. gitmeler, gelmeker, geç gelmeler, vs. bir $ekilde bizimle 2. sezonu ba$ladi. 2. sezona da güzel ba$ladik kendisi ile. goller, asistler derken geldi klasik kasim ayi fener derbisi* çatti. maça güzel ba$ladik. 1. dakikada lincoln ile öne geçtik ama nasil yardiriyoruz. sonra yine lincoln frikikten ayi'yi avladi ama hakem endirek gerekçesi ile golü vermedi. sonra klasik senaryolar, selçuk $ahin'in bali devreye girdi, 1-1 oldu akabinde dagildik ve 4-1 maglup olduk.

    2007/08 sezonuna ait beyaz lincoln formami hala saklarim. hagi'yi de, lincoln'ü de, sneijder'i de canli izleyebilme firsatim oldu. üçü de çok özel futbolculardi. üçünün de ortak özelligi klasik 10 numara olmalari idi. yok artik, kalmadi onlardan.
  • 2663
    youtube'da açıp skill videolarını izlemesi keyifli olan yetenekli futbolcu. lakin bu yeteneği onu hayal ettiğim, rakip üzerinde baskı kuran, oyununu dikte ettiren, sürekli arayan kazanmaya odaklı bir galatasaray'a koymama yetmiyor. bir maçı tek başına çevirebilirken ertesi hafta soğuk ve karlı sivas deplasmanına gidecek mi bilmiyoruz. canı istediğinde oynayan, maç seçen, deplasman sevmeyen oyuncularla bir yere kadar maç kazansanız da, şampiyonluk kazanamazsınız. nitekim, kalli de lincoln'süz bir takımla şampiyonluk ipini göğüsleyebilmişti. çünkü o işin lincoln tipinde ciddiyetsiz ve aidiyetsiz oyuncularla olmayacağını çok iyi biliyordu. sahi, schalke 04, 28 yaşındaki lincoln'den neden bu kadar çabuk vazgeçmişti ki. lincoln ile kıyas yaparak, younes belhanda'ya da gamsız diye sallamak da ne bileyim... insanlar gamsızın sözlük anlamını da bilmiyor herhalde.

    (bkz: tdk)
  • 2664
    bana göre galatasaray tarihinin en fazla abartılan oyuncusu.
    sebepleri;
    *gheorghe hagi'nin boşluğunun bir türlü doldurulamaması. bence hala dolmadı orası ayrı.
    *alex de souza gerçeği. ezeli rakibin gol atan, attıran kaliteli bir 10 numarası varken, taraftar da aynı etkiyi yapabilecek birini ister. o dönemin transferlerinde ''3 alex eder, 5 alex eder'' tarzı ölçüt kullanılırdı. carrusca için de kullanıldı bu.
    * fenerbahçe'nin anelka, appiah, alex tarzı yıldızları varken, galatasaray'ın saidou, iliç, marek heinz gibi daha az popüler oyunculara sahip olması, süperstar oyuncu isteğini tavana çıkardı.

    tüm bu psikolojik, sosyolojik etmenlerden dolayı lincoln, uzun yıllar çocuğu olmasını bekleyen bir ailenin tek çocuğuymuş gibi coşkuyla karşılandı, abartıldı, şımartıldı.
    kusurunu görmeyip, yaptıklarını çok ön plana çıkardı taraftar. gençlerbirliği maçının son dakikasında attığı golü herkes konuşur. ama serkan çalık'ın trabzon'a son dakikalarda uzaktan attığı golü kimse konuşmaz. sebebi de, lincoln ailenin yıllardır beklediği tek çocuk olmasıydı.
    yalan yok, lige de fırtına gibi başladı. ilk haftalarda ceza sahası dışından attığı iki golü de hatırlıyorum fakat olmadı, çok kaprisli, çok zayıf kaldı.
    duran topların başına geçerdi ama galatasaray kariyerinde 1 tane bile frikik golü yoktur.
    ikili mücadeleye girmezdi. hagi tekme tokat top sürerken, lincoln'de bu özellik yoktu.
    birçok deplasmana gitmediğini hatırlıyorum. uzun ve kronik sakatlığı yoktu ama zorlu anadolu deplasmanlarında takımı yalnız bırakırdı.
    ''beşiktaşı bana bırakın, kendimi affettireceğim'', ''feneri bana bırakın'' tarzı haberlere konu olurdu. hatta brezilya'ya döndüğünde kuzenimle bunun geyiğini yapıp, ''lincoln santos'u bana bırakın demiş eheh ehe'' derdik*
    rakiplere psikolojik üstünlük kuramazdı. rakip oyuncuların çok fazla çekindiği bir isim değildi bence. oysa ki hagi hem rakibi, hem hakemi etkisi altına alan bir karakterdi. öyle bir şey bekledim ama olmadı.

    sonuç olarak, çok büyük beklentilerle geldi, ''tanrı beni olmam gereken yere gönderdi'' dedi, ama olmadı.
    kendisi no look pasları, 5-10 bin kişinin havalimanında karşılaması, kadıköy'de sayılmayan frikik golü, sakal kıran sorunu yüzünden ''lincoln yanağına sarımsak sürüyor ve sarımsak kokuyor'' haberiyle aklımdan hiç çıkmayacak.
  • 2665
    süper lig kariyerinde toplamda 3291 dakika süre almış, 36 maça tekabül ediyor. yani bu arkadaş yılın yarısını brezilya'da yarısını başka yerde geçirirken arada sırada kafasına esince oynayarak 36 maçta 13 gol 20 asist yapmış. yani hiç de öyle abartılan bir oyuncu falan değildi. düzgün bir psikolojide futbol oynamaya istekli olarak galatasaray'a gelseydi şu an tarihimizde muhtemelen hagi'nin ardında ismi yazılıyor olacaktı.
  • 2667
    2007-2008 sezonu o camura batmis 19 mayis stadi zemininde, genclerbirligi deplasmaninda, son dakikalarda hic yoktan cika gelip umit karan’in* ceza yayi sol cizgisine yakin bir yerden kafayla indirdigi topa gelisine sag ayaginin disiyla vurmus ve uzak koseye golu yazmisti. mac oncesi feldkamp “istifa” etmis ve yardimcisi ahmet akcan’da beraberinde gitmisti. o yuzden maca kondisyoner cevat guler ile cikan takimimiz (iddialara gore o surecte kadroyu hakan sukur ve hasan sas kurmustu) bu maci lincoln’un son dakika goluyle kazanmis ve o sezon sampiyonlar liginde tarihinin senesini yasayan fenerbahce’yle yarisi koparmamisti.

    gene birkac hafta sonra o donemki adiyla istanbul buyuksehir belediyespor olan simdinin basaksehir’i ile oynanan macta da sov yapmisti. attigi gol cok yavan kalsa da takimimiz fenerin alex’e uyguladigi sistemi biraz modifiye ederek 4-4-1-1 formasyonunda ve o maca kadar uc buyuklere mac kaybetmeyen ve iki hafta oncesine kadar galatasaray ile adi gecen buyuk kimyager sir abdullah avci’ya 3-0 ile ilk uc buyuk yenilgisi yasatmisti. o donem fatih terim stadi insa edilmedigi icin 1 yil oncesi bize sampiyonlar liginde kabus yasatacak olimpiyat stadinda oynamistik. mactaydim. zannedersem “haydi bastir galatasaray, en buyuksun galatasaray, yonetim futbolcu taraftar, sampiyonsun galatasaray” tezahurati ilk kez soylenmisti. “yonetim istifa” disinda yonetim sozcugunu ve bunu olumlu sekilde kullanan ilk tezahurat buydu galiba. bir de akilli telefonlarin henuz yeni yeni ciktigi bir donem oldugundan simdiki 2001 dogumlu youtube ergenleri gibi paso story paylasip mal mal yorumlar yapan guruh yoktu. elimdeki 1 bucuk megapiksel sony eriksson telefonla iki uc dakikalik kayit almistim izleyip izleyip dururdum.

    neyse konunun disina cok ciktik. velhasil lincoln o iki maca birde sezon basi ilk 4 haftaya damgasini vurarak yarisindan fazlasini sakat gecirdigi sezonana aslinda biz farketmeden cok buyuk katki vermisti. belki cogu maci kacirdi ama ilk haftalarda attigi gollerle bi hava yakalamamiza sebep olmus, son 6 haftada gene sakatlanana kadar kritik maclari kurtarmisti.
  • 2670
    zamanında çok sevilip çok güzel hatıralar yaşanan ancak kanlı bıçaklı ayrılındığı için hiç bir zaman iyi hatırlanmayacak eski sevgili gibidir. hayatımın en travmatik maçı olan 19 mart 2009 galatasaray hamburger sv maçının sonucunun baş müsebbibidir. çoktan koparıp gidebileceğimiz maçta bilerek oynamamıştır. 2000den sonra belki de ilk kez uefa kupasını almaya en yakın olduğumuz, üstelik finalinin kadıköy’de oynanacağı ve muhtemel bir şampiyonlukta fenerbahçe isimli oluşumu kutuya koyup rafa kaldıracağımız sezonda bir hayali suyu düşüren isimlerin başında gelmektedir.