• 500
    tüm gün maçı bekledik hepimiz. ronaldo'nun golüne bayrağı kaldırmayan yan hakeme sinirlendik, drogba'nın attığı 3. golümüzde çılgınlar gibi sevindik, maç bittiğinde biz bunları çok rahat elerdik pişmanlığı oldu ve bir hüzün içimizi kapladı. ben o gün fatih terim'e, nordin amrabat'a ve didier drogba'ya bir kez daha hayranlık duydum. asla unutmadığım bir gündü ve maçtı. hala düşünürüm ve gözlerim dolar. biz o gün yarı finale çıkabilirdik ve çıksaydık neler olurdu hayal bile edemiyorum.
    edit: 4. gol için atak yapacakken amrabat'a pas vermeyip topu kaptırarak momentumun yeniden dengelenmesine sebep olan albert riera'ya ve ayrıca arbeloa'ya hala sinirliyim.
    bir de ilk yarı umut-drogba çift forvet çıkmıştık. işe yaramamıştı. sabri ve amrabat girip kanatların ikisi birden hareketlenince real madrid dağıldı. çünkü o hareketli kanatları maestro gibi yöneten bir 10 numara vardı ortada. eboue oyundan düşünce tekrar ilk yarıdaki gibi çift forvete dönüp elmander'i oyuna alan fatih terim'in o hamlesini anlayamadım. tamam eboue oyundan düşmüş olabilir ilk yarıda işlemediği belli olan çift forvete tekrar neden dönüyorsun. al eboue'yi, çek sabri'yi beke sağ kanada da aydın, engin kim varsa onu al ki sağda iki kişi(eboue-sabri) solda iki kişi(amrabat-riera) ortada sneijder-drogba ile dağıldı adamlar 3 gol birden attık. elmander girecektiyse umut niye çıktı ne suçu vardı hiçbir fark olmadı ki. zaten drogba iki kişilik oynuyordu ve sağdan gelen ataklarda sneijder ve amrabat içeri girip ceza sahasını üçlüyorlardı. noldu? sabri sağda tek kaldı ve bir daha oradan atak yapamadık, elmander ileride dikildi oyunumuzdan bir adam eksildi. sağ kanat gidince solu da real madrid çok rahat kilitledi ve maç öyle bitti. halbuki sağda eboue-sabri, solda amrabat başını dönderiyorlardı real madrid'in.
    (bkz: başı döndü real madrid'in)
  • 504
    - ilk maçta verilmeyen penaltımız. (3-0 ile 3-1 arasındaki farkı anlatmaya gerek yok.)
    - ikinci maçın başında yediğimiz ofsayt golüyle toplamda 4 farklı geri düşmemiz.
    - ikinci yarıda drogba’ya verilmeyen penaltı.
    - sneijder’in maç 1-1 olduktan hemen sonra boş kaleye sol ayağıyla kaçırdığı gol. bu gol bizi en az 10 dakika daha önce öne geçirecek ve baskıyı çok daha erken kurmamızı sağlayacaktı.

    galatasaray bu turda gerçekten çok şanssızdı bu saydığım şeylerden en az biri olumlu sonuçlansaydı galatasaray şampiyonlar ligi klasiklerine yıllarca unutulmayacak bir eser bırakmış olacaktı.
  • 505
    üniversitedeydim. kyk yurdunda kalanlar bilir, kantinde maçlar izlenirdi. bizim kantin de yurdun terasındaydi, ben ve oda arkadaşım maçtan 2-3 saat önce yer kapmak için terasa çıktık, en önden yerimizi aldık. öncesinde iddaa oynayalım dedik ve ikimiz de 5-1 galatasaray kazanır skor oynadık. öyle oynamamızın sebebi de şuydu, real bize gol atar ama biz bunları eleriz. ee en makul skor 5-1. *

    neyse en ön sırada maçı izliyoruz, ilk yarı bitti moraller bozuk ama hâlâ bir umut var içimizde niyeyse. ikinci yarı goller peşpeşe gelmeye başlayınca sevinçten çılgına dönmüştük. sneijder'in gölünde yanımızda oturan çocuğun burnuna arkadaşın dirseği geldi, çocuğun burnu kanamıştı. evet burayı okuyorsan tekrar kusura bakma hocam. * drogbanin golünden sonra ise kendimi masanın üzerinde bulmuştum, tüm yurda 3lü çektiriyordum. *

    ofsayt gerekçesiyle iptal edilen gole de yarım dakika sevinmiştik. o maç 5-1 bitmeliydi, hâlâ ara ara açar özetini izlerim.

    bir de okuldan fenerli bir arkadaş vardı, ilk yarı sonunda twittera girdiğimde bunun tivitlerini görmüştüm, biz bitti demeden bitmez asfcsybvtf tarzı şeyler yazmıştı. maç sonunda tekrar baktığımda neyse güldük eğlendik eleneceği belliydi zaten ciddiyetine dönmüştü tivitler.* çok keyiflenmiştim, galatasaray bu şakaya gelmez öyle.
  • 508
    real madrid'e karşı 3-0'ın rövanşında kimsenin aklında turu geçmek gibi bir düşünce yoktu. zaten şampiyonlar ligi'nde gelebileceğimiz en iyi noktaya gelmiştik. rövanşta real golü erken bulunca bizim için tamamen prestij maçına döndü. eboue ve sneijder'in golleri teselliydi ama 2-1'den 2 dakika sonra drogba'nın ekstrem bir gol atması ve maçın bitimine 20 dakika olması hem tribündekileri, hem de ekran başındakileri "acaba biz de yapabilir miyiz?" düşüncesine sevk etti. drogba'nın 2. golü ofsayta takılınca mourinho da durumun farkına varıp otobüsü çekti.

    tüm bunlar real madrid'in ikinci yarıda rehavete girmesinin sonucuydu ama her şeye rağmen 70'ten 81'e kadar yaşanan heyecan dalgası hoş bir anı olarak akıllarda kaldı.