• 3
    17 mayıs, çılgınca sevincin yaşandığı bir geceydi. nasip olursa şampiyonlar ligi'ni bile kazansak öylesine bir şaşkınlık ve coşku bir arada olur mu bilmiyorum. ama 25 ağustos için büyük bir kulüp olduğumuzun farkına varıldığı gün diyebilirim. yapabileceğimizi öğrenmiştik bir kere. tek soru işareti, dünyadaki en sansasyonel transferlerden biri olan luis figo takviyesiyle real madrid'in çıtayı biraz daha yukarı taşımasıydı.

    ancak maçın başlangıcıyla beraber oyuncularımız heyecan yapmak yerine bu seviyede mücadele edebilecek kapasiteye sahip olduklarını duruşlarıyla, vücut dilleriyle gösterdiler. nitekim maçta da öne geçtik, hagi'nin carlos ile yaptığı makarayı izlerken keyiflendik, yok yere aleyhimize çalınan bir penaltı ile beraberliğin ardından uzatmalarda maçı kazanmayı bildik.

    maçın kazanılmasıyla yaşadığım duygu, çılgınca bir sevinçten ziyade gururdu. artık en büyüktük. 17 mayıs ile 25 ağustos'un farkını sanırım en kısa böyle özetleyebilirim.
  • 4
    kardeşim ve ben bütün gün elimizdeki krayon boyalarla evimizin bahçesinin tellerini sarı-kırmızı boyamıştık. kale filelerinin takımın renginde olması ritüeli vardı ya eskiden, sonradan beyaz renk mecburi oldu. aynen o şekilde boyamıştık... o zaman 11 yaşındaydım ama dünya şimdikine göre tertemizdi. olmaz ya, şimdilerde öyle bir maça çıksak binbir tane abidik gubidik şeyi dert etmekten ne maçı ne heyecanını yaşayabiliriz. yaşayalım desek de bu internet alemi, bu kendini kaybetmiş toplumun yansıması olan futbol kamuyou yaşattırmaz.
  • 9
    anneannem ve dedemlerin evinde, salonda tüplü televizyonda cümbür cemaat izlemiştik maçı. dedem, anneannem, teyzem, dayım, yengem, daha o zamanlar 1,5 yaşında olan kardeşim, annem, babam ve ben bir aradaydık. onca saydığım kişi arasından sadece ben, babam ve yengem galatasaraylıydık. ama anneannem bizim kazanmamız için dua okuyordu, annem galatasaray kazanınca oğlu ve eşi sevinecek diye bizi destekliyordu. kolumda , hatırlayan hatırlar, casio'nun televizyonun sesini açıp kapatan-kanal değiştiren saati vardı. sürekli dayıyordum sesi sonuna kadar hagi'yi, jardel'i duymak için. altın gol gelince bağıra bağıra sarılmıştık baba-oğul. allaha çok şükür beraber statta covid-19 öncesi maçlara gitmeye devam da ediyoruz hala baba-oğul. o gün o salonda oturan herkes de hayatta aslında ama jardel'in golü sonrası ayağa fırlayıp alkış tutan dedem zor yürüyor, dua okuyan anneannem ismimi bile bazen zor hatırlıyor. işte bu yüzden bu tarz başlıklar insanı hem neşelendiriyor, hem de üzüyor galiba biraz.
  • 10
    birkaç gün öncesinde ( st gallen maçından 2 gün önce olsa gerek zira kafa badajlı şekilde maça gitmiştim) yazlıkta minik bir olaya karıştığımdan ötürü yarım güne yakın poliklinikte kafamdaki dikişlerin ve bandajların değiştirilmesi ile zaman geçmiş, akşam saatlerinde maçı beşiktaşlı rahmetli kuzenimle izlemiş, 2. golümüzden sonra o 100 kiloluk ayıboğan(öyle derdik ona küçüklüğümüzden beri) üzerime atlamış sevincim bir anda hayatta kalma telaşına dönmüştü :)) velhası güzel bir anıdır sonuçta avrupa nın en büyüğü olmuştuk.

    cimbom'la kimse başa çıkamaz...
  • 11
    ablam teyzem ve 2 kuzenimle beraber kırklareli'nde* izledik. mac öncesi küçük olan kuzenimle beraber büyük olan kuzenime super cup> uefa champions league cup tartışması yapiyorduk. küçük olan kuzenim ve ben "e bugun yenersek şampiyonlar ligini almis olanı yeneceğiz haliyle en büyük biz oluruz. bu kupa her iki kupayi alanin mücadelesi" iddaasinda bulunuyorduk. buyuk olan kuzen* de aciklamaya çalışıyordu. "hayir en büyük kupa şampiyonlar ligidir" diye. mantikli gelmemişti çünkü şampiyonlar ligi alanı yenersek o zaman en büyük biz olmaliydik. kendisi yaşça büyük olduğu icin farkındaydi tabi biz farkinda degildik ya da olmak istemiyorduk.*

    akşamında jardel şov ile aldık kupayi macin adami da okan buruk oldu. sehrin meydanina kutlamaya çıktık hep beraber. şahane bir seydi ve konuştuğumuz konu şampiyonlar liginde basari vs olmuştu. basari dediysem minimum yari final falan yani aşağısı kesmezdi bizi. artık avrupanin önde gelen bir takimi olarak hissediyorduk kendimizi.