• 278
    çok temiz bir futbolla son şampiyonu deplasmanda 2-0 yendiğimiz maç. 2015 yılından beri kazanamadığımız deplasmanda kazandık ve 40 maçlık periyotta çok önemli bir virajı geçtik. lige iyi başlamanın önemini geçtiğimiz iki sezondan çok iyi anladığımızı düşünüyorum. bu sezon 2 maçta 2 galibiyet ile lige başladık. bir başka keyifli nokta da başakşehir 2 maçta 2 mağlubiyetle lige başladı. inşallah haftaya fenerbahçe derbisinde de galibiyet serimize devam ederiz.

    futbolcularımızı bu maç özelinde kendimce gösterdiği performansları 10 puan üzerinden değerlendirmem gerekirse;

    fatih öztürk(8 puan): kötü karşılamıştım bu adamın transferini. gaziantep ve neftçi bakü maçlarında bence kötüydü ancak bu maç oldukça iyiydi. iki tane çok kritik kafa vuruşu çıkardı. visca'nın demba ba'ya çevirdiği topta zamanlama olarak çok iyi çıktı ve topu aldı. topu oyuna sokuşları da diğer maçlara göre fena değildi. çok temiz bir maç çıkarttı.

    omar elabdellaoui(6 puan): önemli bir hata yapmadı ancak kendini pek göstermedi. zaten ilk yarı doğru dürüst ismini duymadım. bunun sebebi sürekli sol kanattan gelmemizdi. ikinci yarı da ortalama bir performans gösterdi. çok göze çarpmadı.

    christian luyindama(9 puan): ilk yarıda hatırladığım bir hata dışında gerçekten mükemmeldi. zaten adamın allah vergisi bir fiziği var ki rakip oyuncular ikili mücadeleye girmeye çekiniyor. bu fiziğine ve boyuna rağmen oldukça süratli ve atik. partneri marcao ile birlikte çok uyumlu bir maç çıkarttı. şuan bizim için bu adam bulunmaz hint kumaşı gibi. allah korusun da başına bir şey gelmesin geçen seneki gibi.

    marcao teixeira(8 puan): kendisi de luyindama ile birlikte gayet iyi maç çıkarttı. demba ba'nın önüne alsa karşı karşıya kalacağı bir top vardı ki muazzam bir hamle yaptı ve çok net gol pozisyonu olmasını engelledi. zaten belli bir kumaşı var. sakatlıktan ve formsuzluktan uzak bir sene geçirir umarım.

    marcelo saracci(7 puan): kendisinin geçen seneki perfomansını sözlüğün genelinin aksine kötü buluyordum. bence geçen sene fiziken güçlü ve hızlı değildi ancak bu sene şu ana kadar gayet formda. hücuma çıkışları ve tek pasları gerçekten kaliteli. birde uzun topları göğsüyle gerçekten iyi kontrol ediyor. bu durum sağ-sol bekler için çok büyük bir artı. defanstaki arkadaşları gibi güzel maç çıkarttı.

    taylan antalyalı(9 puan): ilk yarı performansına diyecek hiçbir şey yok. takımı atağa çıkarışları, top dağıtmaları, top kapmaları vb. her şeyiyle mükemmel bir performans sergiledi. ikinci yarı ilk yarıdaki performansına göre biraz daha bozdu gibi ama geçen sene gördüğümüz orta saha performanslarının yanında yine de çok iyiydi. bu gidişle kendinin yerine değil yedeğine adam alacağız.

    younes belhanda(8 puan): ilk yarı ortalamaydı. hani mücadele ediyordu ama bir şeylerin eksik olduğu belliydi. ikinci yarıda kendini biraz daha fazla gösterdi ve maçı kopartan o güzel golü attı. yalnız bu maçtan ayrı bir şey söylemek istiyorum; kendisinin taban ve tavan performansı arasında bir uçurum var. hiç istikrarlı bir adam değil. yani her maç tavan performansını gösteremese bile taban performansının bu kadar düşük olmaması gerekiyor.

    emre kılınç(6 puan): normalde beğendiğim ve bileklerine hakim bir futbolcu ama bu maçta pek beğenmedim. ilk yarı çok gereksiz top kayıpları yaptı. bu top kayıplarının sonucunda başakşehir önemli ataklar yapabilirdi ama yapamadılar. ikinci yarıda da 1-2 cılız şut çekti ve etkili olamadı. çok kötü değildi belki ama kesinlikle beklediğimiz emre değildi. atağa çıkarken daha hızlı ve doğru paslar vermesi gerekiyor.

    arda turan(5 puan): maalesef hiç hazır değil. ne zaman hazır olur bunu da bilmiyoruz ancak özellikle ilk yarı sürekli soldan atak yaptık ve istisnasız her pozisyonda çok ağır kaldı ve faul yaptı. bir ara kısır döngü olmuştu. soldan atak yapıyorduk, top arda'ya gelince ağır kalıyordu ve başakşehirlilere faul yapıp atağı sonlandırıyordu. ikinci yarıda da onyekuru'nun buluşsa alıp gideceği veya başakşehirlilere kart gösterttireceği bir pozisyonda ağır kaldı ve pozisyonu harcadı. umarım ritmini bulur ve açılır ileride.

    sofiane feghouli(4 puan): gerçekten bu maçta ne yaptı hiç bilmiyorum. hani ne yorumlayacağım ne yazacağım bu adam hakkında bilemiyorum. hayalet casper'i oynadı diyebilirim o yüzden. daha fazla ne yazabilirim ki ?

    radamel falcao(6 puan): penaltıdan golünü atıp takımı öne geçirdi ancak net olarak vasattı. top indirdiğini, duvar olduğunu, top sakladığını hiç görmedik bu maçta. fizik gücü iyi değil gibiydi. kendisi ve diagne böyle devam ederse formayı kaptırması çok olası.

    martin linnes(7 puan): 59. dakikada oyuna girdi ve sonra girdiği çoğu maçta olduğu gibi iyi oynadı. rakip ceza sahasında en çok topla buluşan futbolcu olmuş. bu adamı sol bekte yedek olarak böyle değerlendirmek gerekli. bu şekilde verimli oluyor ancak ilk 11 oynayınca bu kadar fayda gösteremiyor. bir zamanların yasin öztekin'i gibi aynı.

    ryan babel(7 puan): 71. dakikada oyuna sokuldu ve ikinci golde belhanda'ya çok güzel bir asist yaptı. onun dışında önemli bir pozisyonun içinde oldu ve kalecinin üzerine vurdu. bu adamın kötü futbolcu olduğunu düşünmüyorum ama bencil olması gibi belli başlı bazı özellikleri çok kötü. takım için oynaması gerekiyor. işte o zaman verimli olabilir.

    mbaye diagne(8 puan): kendisi de 71. dakikada oyuna alındı ve kesinlikle güzel oynadı. falcao'nun aksine topu saklayıp pozisyon hazırlaması çok olumluydu ve ikinci golümüzde böyle geldi. babel ve belhanda kadar payı var golde. bunun dışında bir pozisyonda yine başakşehir'li bir futbolcuya müthiş bir çalım atıp etebo'ya pozisyon hazırlamıştı ama değerlendirilemedi. umarım bu şekilde devam eder. daha önce bir entry'de yazdığım gibi bu sezon diagne'ye çok ihtiyacımız olacak.

    oghenekaro etebo(5 puan): uzatmalarla birlikte 25 dakika oynadı ve oldukça basit hatalar yaptı. biraz daha zamana ihtiyacı var gibi gözüktü. ikinci yarıda diagne'nin getirdiği topta önemli bir fırsatı harcamıştı. hazır değildi bu maçta, bakalım ileride ne olacak.

    puanlama ve performans analizlerim bu şekilde. genel olarak çok iyi mücadele etti takım ve birkaç isim dışında iyi futbol oynadık. darısı sezonun diğer maçlarına diyelim.
  • 279
    kalite kazandı

    galatasaray maça istekli ve kontrollü başladı. başakşehir'e alan bırakmadan, defans çizgisini önde kurarak maçı kazanmak istediğini gösterir bir oyun anlayışı ortaya koydu.
    demba ba'nın yaptırdığı penaltı ile 0-1 öne geçtikten sonra ise maç ortada gitmeye başladı.
    dakikalar geçtikçe başakşehir daha fazla önde bastı.
    böyle olunca da maç sonuna enerjilerini daha erken tüketecekleri belliydi.
    galatasaray hücumda top tutamama başladı.
    özellikle ikinci yarının ilk on beş dakikası başakşehir galatasaray'ı kendi sahasında oynamaya zorladı.
    galatasaray top tutamıyordu, oyunu açmakta zorlanıyordu.
    kontra atak oynamak için gerekli olan hızlı kanat oyuncularına sahip olmayınca açık veren rakibi cezalandırmak kolay olmuyordu.
    arda nispeten bir şeyler yapmaya çalışsa da, feghouli'nin hücuma hiç katkısı yoktu.
    galatasaray'ın oyunu tutmak için değişikliğe ihtiyacı vardı ve yetmişte babel, etebo, mbaye girip; temposu ve enerjisi iyice düşen falcao, arda, feghouli çıktı.
    bu değişikliklerden sonra galatasaray kaybettiği tempoyu tekrar bulmaya ve daha diri ataklar yapmaya başladı.
    kontra ataklarla ciddi pozisyonlar üretildi.
    mbaye kaçırdı, babel kaçırdı, ancak sonunda belhada güzel bir gol atarak takımı rahatlattı.
    bu golden sonra başakşehir iyice açıldı, daha fazla alan bıraktı ancak galatasaray farkı açacak sprinter oyuncuları bulamadı.

    maçın adamı: taylan antalyalı & younes belhanda

    bir önceki maçta çok eleştirdiğimiz ve ciddiyetsiz hareketleriyle takıma zarar verdiğini söylediğimiz younes belhanda, bu maçta nredeyse kusursuz bir oyun oynadı. hem rakibi karşıladı, hem de ayağına gelen topları olumlu kullandı ve oyununu güzel bir golle süsledi.
    taylan ise, galatasaray kariyerinin şimdiye dek en iyi oyununu oynadı diyebiliriz. fiziksel gücü, temposu zaten galatasaray'ın çok ihtiyacı olan orta saha dinamizmini veriyorken, saha görüşü ve ayağının düzgün olması sayesinde harika paslar atarak oyunu açtı. elit seviyede bir maç çıkardı.

    eksikler: hızlı çıkamayan kanatlar ve ön alan baskısı yapamama

    galatasaray bu maçı 0-2 kazanmış olsa da, eğer elinde biraz daha patlayıcı ve sprinter kanatlar olsaydı muhtemelen çok daha farklı bir skor oluşabilirdi. başakşehir'in verdiği açıkların tam olarak cezalandırıldığını söylemek mümkün değil.

    maçın hakemi: atilla karaoğlan
    açıkçası beklentilerimin üzerinde bir maç yönetti. gördüğünü çaldı. eyyam yapmadı.
    penaltıyı doğrudan göremese de var ile doğru kararı verdi.
    oyunu sıkça durdurmadı. faulleri de atlamadı.
    son zamanlarda izlediğim en iyi türk hakemi performansıydı.

    performans puanlama:

    fatih: 7
    omar: 6
    luyindama: 6
    marcao: 7.5
    saracchi: 6
    taylan: 8
    belhanda: 8
    emre: 7
    arda: 6
    feghouli: 5
    falcao: 6
    linnes: 6
    etebo: 5 5
    babel: 6
    mbaye: 5
    ömer: ?
  • 280
    sezon başı yüklemesi üzerine haftada 3 maç oynamak oldukça zor. özellikle perşembe azerbaycan deplasmanından gelip 1 idmanla geçen yılın şampiyonu oturmuş kadrosu olan başakşehirle oynamak daha zor. ilk yarı gayet iyiydik ikinci yarı sallandık ama değişiklikler ile oyuna geri döndük. sallandığımız zamanda ki takım savunmamız cidden çok iyiydi.
    galatasaray için 3 maçlık en göze çarpan analizler
    1-tempo
    2-dikine futbol
    3-takım yardımlaşması ve uyum olacaktır.

    fatih ilk geldiğinde çok eleştirildi öyle böyle diye ama okandan daha çok güven veriyor ve bugün harika bir maç çıkarttı. sarrachi yine çok iyiydi ama o kadar alternatifi yok ki iki maçtır git gel yapmaktan rotasyona giremediği için bugün kasıktan sakatlandı maalesef, çok üzücü oldu fener maçında bize oldukça lazım olacaktı ama onsuz oynacağız gibi duruyor. omar standartında oynadı açıkçası geçen maç dinlenmesi ile diri bir omar vardı sahada. marcao ve luyindama bugün savunma anlamında harikaydı luyindama sadece maç başı bir hata yaptı ama onun haricinde çok iyi maç çıkarttık. linnes yine iyi bir alternatif olduğunu gösterdi ve takımda kalması gerektiğini kanıtladı.

    belhanda yine günün iyilerinden biriydi ve klas bir gol attı. taylan yine maestro gibiydi 3 te 3 gidiyor nazar değmesin ama onunda bir dinlenmesi şart sarrachi gibi kasıktan sakatlanma ihtimali var. emre kılınç bugün biraz sallandı ama iyi mücadele etti genel olarak orta sahada başakşehirden üstündük. etebo sonradan girdi ama henüz hazır değil belli ki topla ilişkisi kesilmiş uzun zamandır, kendisi milli takım arasından sonra hazır döner diye düşünüyorum.

    arda temposuz ama aklıyla ve hırsıyla iyi oynuyor özellikle 2.yarı 2-3 tane kaptığı kritik top çok önemliydi. feghouli idareten oynadı, falcao ise yine penaltıda olsa gol ile taçlandırdı sahada diri olması önemliydi. oyuna sonradan giren babel attığı iki top çok iyiydi biri zaten asist oldu. diagne iki tane net kaçırdı artık onları atması lazım ama ikinci goldeki mücadelesi ve attığı pas golün %50 sini kendisine yazar. ayrıca diagneye yine sosyal medyadan küfür kıyamet giydirmişler cidden bizim taraftarımız akıllanmıyor. 2000 yılında sosyal medya olsaydı cidden uefa kupası falan kaldıramazdık bu çok net.

    milli takım arasına kadar oynayacağımız net 6 muhtemel 7 maç vardı bunlardan ilk 3 maç için iyi bir futbol ve skor başlangıcı yaptık. bundan sonrası daha zor olacak çünkü sıkışık fikstürde giderek yorulmalar başlıyor. özellikle iki uefa maçı ve fenerbahçe derbisini galibiyetle geçersek kasımpaşa maçında olası puan kaybına tamam derim.

    maç sonu fatih hoca topu yönetime attı ama astronomik teklif gelmedikçe umarım marcao kalır, ayrıca hoca neftçi maçından önce veya sonra sırf orta saha değil başka mevkilere de oyuncu bakıyoruz demişti. bence hoca tip olarak cuadrado veya laxalt tarzı bir sol bek-açık oyuncusu istiyor çünkü sarrachi cidden tek başına bu tempoyu kaldıramaz bir taşla iki kuş misali hemde sol açığa tempolu oyuncu kazanmış oluruz. yüksek ihtimal orta saha için son güne kadar yine seriyi kovalıyoruz taylanla oynanan oyun serinin istendiğini vaad ediyor. seri olmazsa yakında khedira haberleri çıkabilir bu sadece bir tahmin bilgi değil.

    umarım perşembe günü turu rahat oyun ve skorla geçtiğimiz bir maçın analizinde görüşmek üzere.
  • 281
    ikinci yarının ilk 20 dakikası hariç bizim adımıza güzel bir oyun oldu. başakşehir ligimizin en iyi set hücumunu ve kontra atak oyununu yapan takımı. pas kaliteleri geçen yılın gerisinde olmasına rağmen yine fena değildiler. yüksek tempolu ve mücadele gücü yüksek bir maç oldu.

    savunma anlamında bir iki kritik pas hatası hariç mükemmeldik. saracchi, marcao, belhanda ve taylan muazzam oynadı. ilk yarıda luyindama'nın pas hatasında marcao'nun demba ba'nın vuruşunu ve belhanda ise yine visca'nın yay üzerine çıkardığı topta berkay'ın vuruşunu engellemeleri maçın kırılma anlarındandı. yine skor 1-0 iken yine ilk yarıda fatih'in iyi refleks göstererek araya bırakılan topta demba ba'nın önünden topu alması dışında ilk yarıda başakşehir'in hucüm anlamında pasif kalması bizim takım olarak savunma işinde sınıf atladığımızın net göstergesi. hucüm anlamında ise falcao rakip ceza sahasında yalnız kaldı. belhanda'nın yada başka birinin hucümlarda ceza sahasına girmesi gerekiyor. bunu yapabilseydik arda ve feghouli'nin getirdiği toplarda ilk yarıda farkı ikiye çıkarabilirdik. feghouli'nin savunma arkasına kaçma denemeleri başarılıydı. onu kaçıranın taylan olması ise muazzamdı. taylan her maçtan maça yeteneklerine yetenek katıyor.

    ikinci yarının ilk yirmi dakikası aşırı baskı yedik. arda, falcao ve feghouli top tutamayınca şişirdiğimiz her top duvardan seker gibi geri geldi. değişikliklerden sonra reset atılmış gibiydik. diagne yine çok iyiydi. ben hala oyun içi etkinliği olarak diagne'nin falcao'dan daha yararlı olacağı görüşündeyim. etebo ise maalesef hazır değil. oyun genelinde fizik olarak düşmedik. mücadeleden vazgeçmedik. ikili mücadelelerde geri adım atmadık. sadece 2-0'dan sonra verdiğimiz pozisyonlar can sıkıcıydı.

    iki transferin daha olacağı konuşuluyor. konuşulanlara göre ikiside orta saha olacak. eğer belhanda kalacaksa ve taylan'nın performansınıda düşününce orta sahaya dinamik bir 6 numara devre arasına yeterli olur. ikinci transfer ise bence kesinlikle kanat olmalı. feghouli'nin yerine bir kanat-forvet olabilirse şahane olur.

    son olarak deplasman formamızı çok beğendim. siyah ile kırmızının uyumu tam kıvamında olmuş.
  • 282
    imparator fatih terim'in oyun içi hamleleri maçı kazandırmıştır. arda, feghouli ve falcao yerine oyuna giren diagne, babel ve etebo nokta atışlardır.

    etebo, orta sahayı en azından sayı olarak rahatlattı. babel, diagne ise 70. dakikada oyuna girdiklerinde hem seyirciye hem lige net mesaj olmuştur. 1-0 önde olduğum maçı kazanmış saymıyorum, 2-0 kazanıp net bitirmek istiyorum demektir.

    etebo, en çok belhanda'nın ve taylan'ın işine yaramıştır. akabinde gol de gelmiştir.

    1-0 önde iken takım savunması nasıl yapılır dersi verildi bu akşam.

    yürüyedur cimbom.
  • 283
    2020-2021 sezonundaki istekli ve doğru oyunumuza devam ettiğimiz maç. takım ne oynamak istediğini biliyor ve herkes elinden geldiğince katkı veriyor. ben en son galatasaray'ı böyle 2011-2012 sezonunda görmüştüm. o sezonu da sekiz puan farkla lider tamamlamıştık. bir kanat bir orta saha ile daha iyi oluruz. ayrıca bu takıma daha muslera ve emre akbaba da gelecek. son olarak ikinci gol hayatımda gördüğüm en güzel gollerden biriydi. hafızalardan silinmeyecek bir goldü.
  • 287
    yaptığım hiçbir maçın kritiği skor odaklı değildir. çünkü türk futbol medyasının (ülkemizde spor medyası yoktur) en büyük hastalığı skor odaklı olmasıdır ve yorumdan çok bilinenleri, futbol seyircisinin gördüklerini tekrardan ibarettir.

    galatasaray sezon başında kurduğu ve hazırlık maçları dahil tüm resmi maçlarda kullandığı ilk onbirle çıktı sahaya. bunun oyun alışkanlığı, maç hafızası ve pozisyon üstünlüğü gibi getirileri vardır ve meyvelerini de topladı fatih hoca.

    başakşehir, okan buruk’un geldiği ilk günden beri uyguladığı çift santrafor kurgusundan vaz geçip, orta sahayı eksik bırakmamak için berkay’ı monte etmişti oraya. berkay sol kanat gözüküyordu ama sadece kağıt üstünde asıl orta solda oynadı. bunda geçen sezonun son maçında galatasaray’ın orta sahada başakşehir’e karşı kurduğu mutlak üstünlüğün payı vardı.

    evet galatasaray 2-0 kazandı, evet oyun olarak, istek ve motivasyon olarak iyiydi ancak ilk hafta hatay maçını kaybeden başakşehir de ikinci kaybı yaşamamak için oldukça diri ve kazanmak için çıkmıştı sahaya. dolayısıyla öyle kolay maç değildi.

    galatasaray’ın kazanmasının nedenlerini saymak gerekirse;

    -başakşehir’in bütün takımları çökerttiği sağ kanattaki visca-çaicara varyasyonlarını saracci ile önledi ama bu maçın 60. dakikasında saracci’nin sakatlanmasına yol açtı. sırası gelmişken söyleyeyim saracci fizik olarak kısa kaslara sahip bir futbolcu. bu nedenle üst-üste maçları kaldırması zor. belki 8-10 hafta sakatlanmadan gidebilseydi sonrasında yürüyebilirdi ama olmadı işte lifi attı. kısa kaslı futbolcuların sakatlıktan korunmak için açma-germe denilen fiziksel aktiviteyi (tabi diğer bazı aktiviteleri) diğer futbolcuların iki katı kadar yapması gerektiğini hatırlatmak isterim. scott piri’nin bunu hatırlatmaması ilginçti. saracci hazırlık maçları ve neftçi bakü dahil tüm maçlarda 90 dakika oynamıştı ve bu tehlikeliydi. en azından neftçi maçında son 30 dakika dinlenseydi bu sakatlığı yaşamazdı diye düşünüyorum.

    -başakşehir bir yıldır uyguladığı çift santrafordan vaz geçince hücumda ezberi bozuldu ve etkili tek pozisyonları, mahmut’un luyindama’dan (aşırı güvenden kaynaklı hareketi sonucu) kaptığı top sonucu oluştu.

    -ikinci yarıya crivelli değişikliği ile başlayıp aslına dönünce tehlikeli ataklar da yapmaya başladı başakşehir ama son hareketleri yapamayınca skoru değiştiremedi.

    galatasaray’ın 45-71. dakikalar arasındaki mahkum oyununu izlemesi fatih hoca’nın bir taktiği miydi bilmiyorum ama taktik de olsa bence uzun ve tehlikeli bir süreydi. taktik derken şunu kasdediyorum; ikinci yarının 71. dakikasına kadar başakşehir’in oyunu domine etmesine izin vererek risk aldı. başakşehir bu arada golü bulsaydı maç farklı bir atmosfere bürünebilirdi. 71. dakikada yaptığı üç değişiklik ile oyunun kontrolünü yeniden ele aldı ve dört beş pozisyon daha buldu. peki bu değişikliği daha erken yapıp oyunu tutamaz mıydı? bence tutardı ama nedense bekledi.

    fatih hoca eski kurt. alışkanlıklarını kolay kolay değiştiremez bu nedenle yardımcılarının kendisini uygun bir şekilde uyarması gerekir. özellikle beş değişiklik hakkının olduğu bu maçlarda daha erken değişikliğin hiçbir mahsuru yok. çünkü değişiklik hakkını erken kullanırsam, sakatlık falan sıkıntı yaşarın derdi de yok. örneğin ben dünkü maçta 60. dakikadan önce saracci’yi linnes ile değiştirseydi maçın sonucunun daha farklı olacağını düşünüyorum. çünkü yukarıda da izah ettiğim gibi hazırlık aşaması dahil saracci bütün maçlarda 90 dakika oynamıştı ve buna uzun bakü yolculuğunu da eklersek sıkıntı çıkabileceği açıktı.

    galatasaray’ın yedek kulübesi çok mükemmel. en az beş futbolcu oyuna sokabilirsin ve bunlar çok ciddi oyuncular. örneğin dünkü maçta oyuna alınan, linnes, babel, diagne ve etebo ilk onbir futbolculardı. ömer bayram yine yetersiz kaldı ben olsam öner bayramın yerine m.kerem aktürkoğlu’nu kadroya alır ömer bayram’ın yerine 70. dakikada sahaya sürerdim. çünkü ömer bayram’ın bire-bir yakaladığı bir pozisyonda nispeten ağır skirtel’e topu kaptırması can sıktı. o pozisyonda kerem aktürkoğlu olsaydı skirtel ya kırmızı kart yerdi ya da kerem, mert günok ile karşı karşıya kalırdı. ömer bayram ve j. durmaz galatasaray’ın yedek kulübesinde bile yetersizler. tabi sadece lig için söylemiyorum avrupa kupalarını da düşünerek söylüyorum.

    galatasaray maçı net bir skorla kazanmasına rağmen zaafları vardı. ilk ve öncelikli zaafı, gol vuruşlarını plase yapması ve çok gol kaçırmasıydı. galatasaray gollerini genellikle plase şutlarla buluyor. dünkü maçta da belhanda’nın golü dahil tüm şutları plaseydi. sanki birisi emir vermiş sert şut atılmayacak diye. diagne’nin iki tane, belhanda’nın iki tane, feghouli’nin bir tane olmak üzere tam beş gol pozisyonunda plase şut denemesi garipti. halbuki çok daha sert şutlar deneyebilirlerdi. tabi bunun çalışmasını yaparlarsa. bu zaaf ligde bize çok zarar vermeyebilir ama avrupa’da başarı isteniyorsa bundan kurtulmak zorundayız. kısa mesafede de sert şut çıkarabilmeli futbolcularımız. neftçi ve gaziantep maçlarında da goller plase vuruşlardan geldiği gibi gaziantep kalecisi bu plaselerin dört tanesini de kurtardı. ceza alanı dışından sert şut atamıyoruzu geçtim ceza alanı içinden de sert şut atamıyoruz. çok garip bir hal.

    galatasaray’ın ikinci zaafı, kenar ortaları. saracci, omar ve emre kılınç’ın varlığına rağmen şöyle usturuplu bir kenar ortası göremedik maçlarda. duran toplar haricinde şöyle falcao’nun ya da diagne’nin yükselip çaktığı sert bir orta yoktu. neftçi maçında linnes’in diagne’ye attırdığı bir gol vardı ama o bile istediğim sertlikte bir orta değildi.

    galatasaray bu zaaflarını giderebilir çünkü çalışmakla giderilebilecek zaaflar. ancak avrupa maçları geldi çattı. bundan sonraki rakiplerimiz neftçi gibi olmayacak. çok daha sert ve çok daha hızlı oynayan takımlarla karşılaşacağız. bu nedenle bizim de hızımızı ve sertliğimizi artırmamız gerek. temaslı oyunu oynamamız gerek. şu anda orta sahada temaslı oyunu oynayabilen tek futbolcumuz taylan. etebo da oynayabiliceğini gösterdi dünkü maçta. ancak orta sahada belhanda ve arda’dan vaz geçmezsek etebo’yu kimin yerine monte edeceğiz. bence arda turan’ı özellikle avrupa kupası maçlarında kenara çekmek ve etebo ile oynamak zorundayız. arda son otuz dakikalarda süre alırsa yaratıcı paslar yapabilir. aksi halde çok koşan ve sert oynayan avrupalı takımlara karşı orta sahamız çok yumuşak kalır ve taylan’ın üzerine çok yük biner. bu da allah korusun taylan’ın kas sakatlığı yaşamasına neden olabilir. yani etebo’yu avrupa için hazırlayıp ilk onbire monte etmek zorundayız bana göre.

    özetlersek, sert şutlar, orta sahada temaslı ve sert oyun, sert kenar ortalarını da menümüze eklersek çok daha mükemmel bir futbol çıkacak ortaya.
  • 288
    zorlu deplasmanda nasıl oynanır gösterdiğimiz maçtır. son 10 dakikaki rehavet ve bir kaç bireysel hata dışında pozisyon vermedik ve oyunu istediğimiz gibi yönlendirdik. bu yönlendirmeyi de illa topu ayağımızda tutarak yapmadık. başakşehir'e verdik topu hatları sıkı tuttuk ve bekledik. açıkçası çok fazla yorulduğumuzu da düşünmüyorum. çünkü top rakipte iken alan kapatarak güzel aktif dinlenmeler yaptık.

    tüm aslanlara helal olsun en baştada da imparator fatih term'e. mükemmel bir galibiyet ile deplasmandan döndüler. aslanlarım benim.
  • 289
    maçtaki penaltıya penaltı değil diyen herkes damgalı galatasaray düşmanıdır, ayhan akman da dahil. ulan adamın eli 90 derece açık, luyindama topu içeriye kesiyor ve gol pozisyonu oluşacakken adamın eline çarpıyor ve top yön değiştiriyor.

    üstelik aynı maçtaki bir pozisyonda skrtel falcao'nun üzerine dirseğini koyarak topa yükselmesini engelliyor. bunu konuşan tek bir yorumcu görmedim, geçen hafta fenerbahçe'nin penaltı pozisyonu benim için doğru karardı ama falcao'nun pozisyonu çok daha net bir penaltıydı.

    belli oldu ki bu yıl medya ile işimiz her zamankinden daha zor.
  • 290
    galatasaray‘i çok beğendiğim maç. son dakikalar da dahil.

    - galatasaray takım olmuş. gerçekten iyi oyuncu topluluğu ötesinde takımdaşlık duygusu ilk defa göze çarpıyor. hatayı kim yaparsa yapsın öbürü topu kovalıyor, adamını tutuyor vs. marcao, henüz toparlanan luyindama’nın arkasını kolluyor. falcao gibi bir marka, taylan’dan sıyrılan adamı omuzuna alıp sıkıştırıyor deparla. yahu diagne sıfıra inip asistin pasını yoktan çıkardı, diagne! yıllardır bu takımda isyan eden adam yok diyorduk. şu an belhanda dahil isyan eden, isteyen tavırdalar. mobil uygulamada da görüyoruz dostluk ortamını. bası dostlarımız belki bu cümlede bana kızacak; ama bu atmosferde arda turan’ın etkisi olduğuna inanıyorum. takımın ihtiyacı olan camia menşeili ve kariyerli lider tavrına bürünmüş gibi. fatih terim boşa ısrar etmemiş. sadece arda değil; görünen o ki falcao da ağır abi haline gelmiş. sahada sürekli birilerine komut verirken ve dert anlatırken görüyoruz. eskiden topsuz alanda kadraja girince daha ziyade maçı takip ederken görüyorduk.
    - marcao alev almış durumda. geçen sene sezona müthiş konsantresiz başlamıştı. bu sene kaleci konsantrasyonuyla giriyor pozisyonlara. 0 hata lüksü varmışçasına oynuyor. ceza sahası içini özellikle hava toplarında sahiplenmiş. sağ / sol stoper gibi değil de luyindama’nın arkasında libero gibi poziyon aldı çok pozisyonda. luyindama’nın hala hafiften aksaması ve kalede garanti bir muslera’nın olmaması defansif konsantrasyonu ekstra arttırmış takımda. ofans anlamında emre kılınç biraz daha oyuna ısınıp pas kalitesini arttırdığında, emre akbaba döndüğünde, etebo ısındığında ve arda turan maç eksiğini giderdiğinde transfersiz bile daha da yüksek tempo izleriz.
    - transfer demişken; taylan 8 numarayı harika oynuyor. ama 6 numara şart. futbolcuların şahsi patlama ve hırsları yorgunluğa döndükçe orta sahayı başakşehir hızlı geçmeye başladı. etebo ve diagne girdikten sonra dirildik ve 2’yi bulunca zaten topu onlara bıraktık. ama 90 dakika sertlik katacak birisi olursa hem diğerleri daha az yorulur hem de bu oyundan düşmeler azalır. 5 değişiklik düşünülürse de tempoyu 90 dakika istediğimiz gibi ayarlarız.

    fatih terim’in dediği gibi; gurur duyulacak bir takım geliyor.

    gidişat o ki bu sezon galatasaray maçlarında kırmızı kart ve penaltı bol olur. bu tempoya sadece lig başı değil, diğer dönemlerinde de cevap verecek kalitede takım yok ligde. o yüzden sertliğe başvuracaklar. elbette yenildiğimiz, formsuz olduğumuz, hakem katliamı yaşadığımız maçlar da olacak. ama yolun sonu aydınlık. yeter ki sakatlık ve huzursuzluk olmasın. kaosa lafım yok, kaos bizim habitatımız. kaossuz galatasaray başarısı azdır.*
  • 293
    sistem ve taktiksel yapı bir yana, fizik ve kondisyon olarak dövdük herifleri. mahmut'un oyundan çıkarken yüz ifadesi her şeyi özetliyordu aslında. çocuk bembeyaz olmuş, beynine kan gitmemiş koşmaktan. bu erken yükleme sezona çok güçlü girmemizi sağladı. ancak erken yüklemelerde en büyük endişem yaşanan ani kondisyon düşümü. umuyorum bu sezon o sorunu yaşamayız. koşan mücadele eden galatasaray'ı ne çok özlemişiz.
  • 294
    normalde gerçekten yazmayı planlamıyordum.

    hatta bazı arkadaşların "sanki atom parçalıyorsun birader ne bu artistik? futbol çok mu karışık bir spor amk havalara bak?" şeklinde tepki gösterdiğini de biliyorum...

    şu anda bu entryi yazma nedenim de aslında bir arkadaşa bakıp çıkmaktan öteye gitmeyecek.
    neyse başlayalım bence...

    konuşulması gereken ilk konu fatih terim effect...
    nedir bu? derseniz 2019-2020 sezonunun ikinci yarısında ligi hallaç pamuğu gibi atan takımın az biraz farklı versiyonunun, umulmadık isimeler ile net bir oyuna dönmesi. orta saha transferi yapılmamış iken taylan - emre kılınç - belhanda üçlüsünden bir dikey tiki taka takımı çıkarmak her baba yiğidin harcı değildir.

    hocanın sezona şapkadan tavşan çıkartarak başlamasını elbette kimse beklemiyordu ki özellikle hazırlık maçlarındaki görüntü iyi sinyaller vermiyordu.

    burada asıl olayın taylan'ın yeni rolü olduğunu düşünen gruptayım elbette ama hocanın ufak dokunuşunun oyunu nasıl 180 derece değiştirdiğini de atlamamak gerek. seri'nin regista olarak konumlandığı takımda, lemina iki stoperin arasına giriyor ve takım 3-1-3-3'e çeviriyordu. feghouli'nin mariano'ya alan açmak için merkeze kaydığı asimetrik bir 4-1-4-1 oynuyordu. temelde durum buydu. asimetrik düzenin sorunu savunmaya geçişin zor olmasıdır ama takım geçen sezonda bir çok maçta 4-4-2'ye geçerek rakibi karşılıyordu.

    bu sezon ise hoca asimetrik düzenden vazgeçip daha net bir takım ortaya koyuyor. bu da daha az saha içi görev farklılığı demek. kanat oyuncusunun ana görevi neyse onu yapmakla yükümlü. ekstra ihtiyaca cevap vermek zorunda değil. bu oyuna iki şekilde yansır.

    1. savunma düzeninin daha kolay sağlar
    2. oyuncunun daha az efor harcar

    bunun yanında hoca bir kitap gibi takımı giriş - gelişme - sonuç olarak 3'e bölmüş.

    marcao ve luyindama'nın tandemi ile başlayan ve taylan'ın seri kadar derine gelmeden oyun kurulumundaki ilk istasyon olması ile başlıyor her şey. burada bir parantez açalım. galatasaray geçen sezon bazı maçlarda 600 pas yapıyordu ve pas yapmak o takım için bir amaçtı. ancak ne zaman pas yapmak amaç olmaktan çıkıp araç olursa o zaman güzel futbolda beraberinde gelir.

    geçen sezonki takımın böyle bir sorunu vardı pas yapmak araç olmaktan çıkmıştı ve sanki 500 pas yapınca bir gol yazılıyormuş haneye gibi davranıyordu. yataya yayılan paslar sayıyı arttırıyordu ama oyun üstünlüğü gibi gözüken şey aslında kısır bir oyuna doğru evrilmişti. özellikle pandemi sonrası durum buydu.

    bu takım ise yatay pasları sadece oyunun yönünü değiştirmek için kullanan, dikine hareket eden ve pas hızını mümkün olduğunca arttırmaya çalışan bir takımda dönüşmüş durumda. seri'nin top almak için geldiğinde yüzünü dönmek için yaptığı ekstra pası taylan yapmayınca, galatasaray oyunu hızlandırmayı başardı.

    geçen sezon 100 kez topla buluşan seri varken bu sezon buna yaklaşan biri yok.
    geçen sezonu 460 pas ortalaması ile bitiren galatasaray neredeyse 100 pas daha az yapan bir takıma dönüşmüş durumda.

    2019-2020 : https://gss.gs/ayu.jpg
    2020-2021 : https://gss.gs/3p2.jpg

    (bkz: topla buluşma...)
    aradaki farkın bu kadar büyük olması seri'sizlik ile açıklanamaz. galatasaray'ın yataydan, dikeye geçişini simgeler.

    konu burada hocanın taktiksel yeniliğine geliyor.
    hocanın kurduğu v formasyon ile birlikte orta sahadaki 3'lü ile kanatlardaki inside forvetler ile bir v formu oluşuyor. topu şişirmek yok, oyunu kurmak için iki stoperin arasına hatta savunma çizgisinin arkasına gitmek yok.

    https://gss.gs/vn1.jpg

    stoperlerin 5-6 metre önüne konan bir regista, önünde bir advanced playmaker (kanatlardan oyun kurabilen) ve yine orta saha özellikleri olan bir winger (on numara oynamışlığı var) ile 6-8-10 üçlüsü ile takım geçen seneden daha hızlı oynayabilir hale geldi. tabi burada çokça sefer bu takım pozisyon oyunu oynayamaz çünkü o bekler ile zor dememizin üzerinden 6 ay geçmiş ki iki bekte değişmiş durumda. yani galatasaray 7 oyuncu ile hücum edebiliyor. bu işi daha da kolaylaştırıyor ama asıl olay savunmada.

    tüm dizilişler takımın saha üzerindeki savunma pozisyonu üzerinden isimlendirilir.
    rakibi nasıl karşılıyorsan aslında o şekilde dizilirsin. galatasaray rakibi 4-4-2 karşılıyor. geçen seneden farkı ise pres yapabilmesi. şu ana kadar maksimum 20 dakika yapabildi ama rakibi kenar beklerine yönlendiren bunu yaparken de son derece sistematik alan daraltan bir takım izlemek çok zevkli elbet.

    orta saha ve kanatları bu şekilde kullanarak önce rakibi enlemesine savunma boyunu uzatırken arda'nın geriye gelerek oyun kurucu görevine döndüğünde emre'yi arda'nın bulunması planlamış bölgeye sarkması ile rakibi dört 8 numara ile şaşırtmış durumda oluyorsun. taylan'ın baskı yediğinde marcao'nun oyun kurabilme özelliği sayesinde baskı boşa çıkıyor.

    emre kılınç, arda turan, feghouli, belhanda ile oluşan kanat ve 8 numara saha içi rotasyonu sayesinde rakibin markaj şansını en aza indirip, beklerin hücum katkısı ile birlikte bir anda 7 kişi ile hücum eder hale gelince de alan markajını yok ediyorsun. müthiş bir zeka... bunu yapmadan hemen önce de takımı ikiye bölüp 5v5 haline sokuyorsun. şimdi bunu yapmak muazzam bir oyun içi zeka gerektirir. bir organizma gibi hareket etmelisiniz. hocanın oyuncu değişikliği sonrası gelen ikinci goldeki rotasyon oyuncularının olaya dahil olmasına bakarsanız takımın organizma gibi hareket ettiğini anlarsınız.

    rakibi dört dört iki karşılaması da aslında şunu anlatıyor.
    alan parselasyonu her şeydir. hocanın geçen ocak ayından beri yaptığı bir şey bu. şimdi geçen sezon söylenen bir şey vardı ki ben bunu futboldan anlamaya başladığımdan beri söylüyorum. orta sahadan bir oyuncu alıp onu stoper gibi kullanmak orta sahadaki oyuncu sayısını azalttığı gibi savunma anında oyuncuların dengesini de bozar.

    lemina ve seri varken lemina'nın topla alan kat etme özelliğini bu şekilde bir oyunla yok etmiş seri'nin gereksiz derece geriye gelmesi ile oyun akılımız geriye gitmişti. seri'nin en iyi maçı olan fenerbahçe maçında ise bu olmamıştı çünkü lemina stoperi üçlememişti. böylece sayıca orta sahada aşağıya çekilmemişti takım.

    şu an tüm oyuncular yapmaları gereken hücum ve savunmadaki rollerini yeri getiriyorlar ve efor olarak aşağıya gelmiyorlar çünkü ekstra bir yükleri yok. üzerine piri'nin etkisini de ekleyince 70'nci dakikadan sonra bile hala üst seviyede kondisyona sahip bir takım kalıyor ortada.

    bilinçli hücum, hücumun sonlanması ile birlikte daha az pozisyon yemeye başlayan bir takım haline geliyor galatasaray. iki stoper ile savunma yaptığını düşünürsek savunma anlamında 4-4-2'nin parselasyonu olayı başka bir seviyeye getiriyor ki haftalar geçtikçe daha akıcı bir oyun izleyeceğimizi düşünmekle beraber bazı sorunlarda yaşanacak.

    emre'nin şu anki yedeğinin ömer olması, emre akbaba'nın şu düzende ona uygun bir rolün olmaması, arda'nın ve feghouli'nin oyun akıllarının çok yüksek olması ama fiziksel olarak bir o kadar geride olmaları etebo'nun ve olası orta saha transferinin taşları ne şekilde oynatacağı çok büyük soru işaretleri. çünkü şu anda kim çıkar kim girerse sanki tüm büyü bozulacakmış gibi...

    neticede, fatih hocanın saha içine geri dönmesi, full konsantre bir şekilde lige odaklanması, daha düne kadar orta saha konusunda kabus yaşayan taraftara taylan - emre kılınç ve belhanda ile cevap vermesi ve bunu verirken de ligde şu ana kadar oynadığı iki maçında ilk yarılarında büyük üstünlüğü takımın 60-70 dakikaya oyunu yaydığında olabilecekler konusunda heyecanlandırıyor.

    ilk 20 dakika başakşehir'in bir tane bile şutu yoktu. bırakın kaleyi bulmayı şut atamadılar.
    geçen sezonun ikinci yarısındaki maçta ilk 20 dakika 4 şutu vardı başakşehir'in... iki maç arasında çok zaman farkı olmadığı için kıyaslıyorum. ilk yarının sonunda başakşehir'in 3 şutu vardı ve bunlardan sadece biri isabetliydi.

    hocanın ikinci yarıya topu başakşehir'e bırakma tercihini de ayrıca kutluyorum. pası amaçtan çıkarım araç olmaya doğru ivmelenmesini sağlayanda bu zihniyet olacak zaten. çok doğru ve yerinde bir tercihti.

    tüm bunların ışığında orta sahada kimsenin aklına gelmeyecek iki oyuncu ile (taylan'dan regista, emre kılınç'ten sol iç - 8 numara) şapkadan tavşan çıkaran ve hücum planı yok, taktiksel olarak bir şey bilmiyor, pirlo haklı serzenişlerinde bulunan ve takım kaybettiğinde terim istifa diyenlerin bazılarını utandıracak şekilde bir anlayışa büründürdüğü takımı ile hocanın bu sezon rahat bir şampiyonluk almasını istiyorum.

    çünkü saha dışında yaşanan siyasi işlerin saha içine yansıdığı bir dönemde, camia olarak emile zola okumakla övünen gruptan tek ses çıkmazken fatih terim'den ses çıkıyorken tüm bunlarla uğraşırken ne yazık ki saha içine odaklanamadığı bir sezonun hemen ardından, böyle bir geri dönüş imparatorun işidir. tabi ki kaybedecek, kötü oynayacak ama bu zeka pırıltısını görmemek, görüp de kafayı kuma gömmek doğru değil.

    son söz; ışıl ışıl parlayan bir takım... kıymeti bilinmesi gereken koca bir çınar.
    galatasaray şu anda tam anlamıyla bir fatih terim takımdır...