• 534
    https://www.youtube.com/watch?v=MOqm0qGJhpw

    şarkının altında, şarkıyı yükleyen adam başından geçenleri anlatmış. sonuna kadar okuyun.*

    --- alıntı ---

    bu şarkının benim için absürt hikayesini de burada anlatmış olayım. 2012 yılında spotify veya diğer online müzik uygulamalarından bihaberken, beğenerek dinlediğim tüm şarkıları youtube'a belli aralıklarla yükleyip, ileride kendi geçmişime ufak yolculuklar yapıp, sürekli 'ne dinleyeceğim' derdinden de kurtulmuş olmak istediğimden şu an açıklamasını okuduğunuz videonun ait olduğu kanalı açtım. kanal tamamen müziklerden oluşup kişisel zevklerimden bir yığın farklı tür barındırıyordu; punk, grunge, shoegaze, noise, post-rock vs. telif hakkı muhabbetlerinden zerre haberim olmadığımdan, zamanla videoların tek tek şikayet bildirimleri ile yayından kaldırılması üzerine kanalı açmama sebep olan ilgimi kaybedip bu fikri kafamdan sildim. yüklediğim 300'e yakın şarkının tamamı kendi keşfedip dinlediğim gruplardandı, içlerinden yalnızca bir tanesi ise o zamanki sevgilimin bana dinletmiş olup beğendiğim, diğerlerinin arasında akustik bir animals coverı olan varlığı ile sırıtan house of the rising sun’dı. üniversite için eskişehir’e gelişimin ilk yılıydı, sevgilim ise isparta’daydı lise son sınıftaydı. liberal ekonomi sağolsun karnımı doyuracak parayı zor bulduğumdan ufak dolandırıcılıklar yapıp yemeklerimden artırdığım paralar ile cuma geceleri eskişehir otogar’dan isparta petrol firmasıyla isparta’ya gidiyor, çekingen kalıp az olan zamanımızın içine sıçmamak için karda kışta otogarın kenarında iki üç bira içip ispartalıların tuhaf ve ürkütücü bakışlarına maruz kalıyordum. pazar gecesi isparta’dan biniyor, pazartesi sabahı eskişehir’de inip doğruca iki eylül’ün yolunu tutup derslerde uyuyordum. beni sırada uyuyor görünce ters köşe yapmak için adımla seslenip anlattığı konu üzerinden net sorular sorarak sinsice gülen hocalara cevaplarını verip uyumaya devam ediyordum, ingilizcem iyidir. (bunu anlatmasam da olurmuş.) sisteme, hayata ve insanlara öfkeli bir çocuk olduğumdan serserilikte yapılacak tüm faaliyetlerin insanı yücelttiğine inanan ben, yaptığım bir hırsızlık sonrası bodrum’da yakalanıp hapse girince, sevgilim ile limoni olan aramız kopma noktasına ufak çırpınmalarından ardından koptu. ilişkiler konusundaki hamlığımın zirvesinde olduğumdan sadece yanındayken kendimi tamamlanmış hissettiren sevgilimin yokluğunda sıkıntılı dönemler yaşadıysam da sonraki sevgilim çok daha güzel bir kızdı da dertlerimi unutturdu allahtan, neyse.

    bir ara youtube’da gg allin videosu izlemek isterken hesap açmam gerekti, ufak bir uğraş sonucunda tüm şifrelerimi deneyerek hesabımın şifresini hatırladım ve giriş yaptım. aradan yıllar geçmişti, eski sevgilimin yeni sevgilileri oluyor, benim yeni sevgililerim asla eski sevgililerine benzemeyeceklerini söyleyerek eski sevgililerime benzemeye devam ediyorlardı. hesaba girdiğimdeki tablo karşısında şoka uğradım. benim videolar maksimum 3.000-5.000 aralığındayken sevgilimden öğrenerek kanala yüklediğim bu şarkı milyonları geçmişti. (hayattaki şansım)

    ‘lan bundan para falan kazanabiliyoz mu’ olup araştırmalara başlayınca adsense ve müzik olaylarını falan öğrendim, sonradan okuduğum bir mailde de para kazanmaktan öte zaten bir çok videosu kaldırılan kanalım tamamen kapatılmaktan bu videodaki yüksek izlenme olayının youtube’u pragmatist davranmaya itmesi sebebiyle kapatılmadığını öğrendim. video izlenmesi gittikçe artıyor, yorumlarda herkes anlamsız bir hippie sevgisiyle gökkuşağı, marsmallow ve unicorn dolu bir dünya tablosu çiziyor, işin aslı bu durum beni tiksindiriyor. artık ne doğru düzgün bu şarkıyı seviyorum, ne de bende uyandırdıklarını. bir kanser hücresi gibi artan yorumlar ve izlenme sayısına ifadesizce bakıyorum. isparta, carlsberg, siyah sütyen, balık ekmek, eğirdir gölü, simit sarayı, altta postal üstte kravat mezuniyet gecesi, binlerce şey canlanıyor gözümde bu orospu çocuğunun titrek sesini her duyduğumda. muhtemelen herkesin böylesi boktan anılarını canlandıran şarkılar vardır, işte benimki bu ve bundan para kazanamıyorum. ve bu gerçekten çok üzücü.

    --- alıntı ---
  • 535
    https://www.youtube.com/watch?v=lm8oxC24QZc

    eddie vedder'in society şarkısını en beyaz yakalı halimle en boktan diyebileceğimiz işleri yaparken yakalamıştım. aslında into the wild denilen psikedelik filmi izlediğim geç gençlik dönemimde de dinlemişliğim vardı. fakat anlamının ne kadar derin olabileceğini beş para etmez plaza hayatının ve lanet olası ingilizce kelimelere bulanmış günlük konuşma dilinin içine düşünce anlayabilmiş olmak daha acı verici.

    yıllar sonra bugün hala o aptal hayat ve dilin içinde aynı işleri yapmaya devam ederken eddie vedder baba da böğrüme gitarını saplamaktan geri durmuyor.

    cagaman caga'nın paylaştığı (bkz: #3022205) the white buffalo'nun house of the rising sun şarkısı da benzeri bir etkiye sahip.

    edit: imla